Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz sebepleri; sebep belirtmeksizin hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir.
Askerlik yükümlüsü sanığın askerlik çağına girmesine ve hakkında kesinleşmiş idari para cezası bulunmasına rağmen yoklamasını yaptırmadığı ve herhangi bir Kanuni mazeret beyan etmediği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında yoklama kaçağı olmak suçundan 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 63/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında; ailesinin geçimini kendisinin sağladığını, babasının çalışmadığını ve bu haliyle atılı suçlamayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
Afşin Kaymakamlığı İlçe Hukuk İşleri Şefliğinin 06.02.2014 tarihli ve 2014/93 Esas, 2014/39 Karar sayılı idari yaptırım kararı, idari para cezasının usulüne uygun olarak tebliğ edildiğine dair 24.06.2014 tarihli tebligat parçası, Karaömer Jandarma Karakol Komutanlığının 02.05.2016 tarihli yakalama tutanağı dosyada mevcutttur.
Tetkik edilen dosya kapsamına göre;
1.Hükümden sonra 03.08.2018 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7146 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi ile 1111 sayılı Askerlik Kanunu'na (1111 sayılı Kanun) eklenen geçici 55 inci maddenin birinci fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte her ne sebeple olursa olsun henüz fiilî askerlik hizmetine başlamamış ve 1 Ocak 1994 tarihinden (bu tarih dahil) önce doğan 1076 sayılı Kanun ile bu Kanuna tabi yükümlüler; istekleri halinde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde askerlik şubelerine veya yurt dışı temsilciliklerine başvurmaları, 15.000 Türk lirası veya Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kuruna göre ödeme tarihindeki karşılığı kadar konvertibl yabancı ülke parasını defaten ödemeleri ve 21 gün temel askerlik eğitimini yerine getirmeleri şartıyla askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılırlar." hükmünün; aynı maddenin altıncı fıkrasında ise "Bu madde hükümlerinden yararlanan yükümlüler hakkında saklı, yoklama kaçağı ve bakayadan dolayı idari ve adlî soruşturma ve kovuşturma yapılmaz, başlatılmış olanlar sona erdirilir ve bu suçlara ilişkin kesinleşmiş idarî para cezaları tahsil edilmez" hükmünün düzenlendiği dikkate alındığında; bağlı bulunduğu Askerlik Şubesi Başkanlığından, sanığın, 7146 sayılı Kanun kapsamında bedelli askerlik için başvuruda bulunup bulunmadığının araştırılması ve elde edilecek sonuca göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2.Sanığın bedelli askerlik yapmadığının tespit edilmesi halinde, 7188 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile; sadece adlî para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda "basit yargılama usulü"nün uygulanması mümkün hale getirilmiş, aynı Kanun'la 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde ise; 01.01.2020 tarihi itibarıyla "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş..." dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulünün uygulanmayacağı düzenlenmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas 2021/4 Karar sayılı ve 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararları ile yukarıda anılan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibarelerinin, aynı bentte yer alan "Basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi karşısında, mahkemece sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikteki "basit yargılama usulünün" uygulanma şartları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
3.Gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin 07.05.2015-02.05.2016 olarak yazılması gerekirken 07.05.2015 olarak gösterilmesi,
(1) ve (2) numaralı bentler yönünden bozmayı gerektirmiş, (3) numaralı bent yönünden hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
12.03.2024 tarihinde karar verildi.