HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usûl hükümlerine göre temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 07.10.2009 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.12.2015 tarihli kararı ile sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, iki kez 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
3.Sanık ...' un denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle yapılan ihbar sonucu açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanarak Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.02.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, iki kez 10 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verilmiştir.
1.Sanığın temyiz isteği; atılı suçu işlemediğine, duruşmalardan haberi olmadığına, haketmediği bir ceza aldığına ilişkindir.
2.Katılan kurum vekilinin temyiz isteği; verilen kararın yasa ve usul gereğince hukuka aykırı olduğuna, sanık hakkında indirim uygulanmadan üst sınırdan ceza tayini gerektiğine, katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğuna, re'sen dikkate alınacak nedenlerle kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.
Dava konusu olay; sanık ...' un hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunan diğer sanık ile birlikte suç tarihinde 15 yaşından küçük olan mağdurlarla gece vakti buluşup bir süre yaya olarak gezdikleri, daha sonra bir araca binerek Samsun içinde dolaştıkları ve Kirazlık mevkiine gittikleri, rızaları hukuken geçersiz olan 15 yaşından küçük mağdurları alıkoymak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
A.Sanığın temyiz istemi yönünden;
Dava dosyası içeriği, mağdurların beyanları, olayın kolluğa intikal şekli, sanık savunmaları ve dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, onbeş yaşını tamamlamamış olan mağdurların kendi özgür iradesi ile serbestçe hareket etme hakkı niteliği itibariyle üzerinde mutlak surette tasarrufta bulunabileceği bir hak olmadığından ve gerçekleştirilen eylemle ilgili gösterdiği rıza hukuken geçerli sayılmadığından sanığa yüklenen eylemin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğuna dair ilk derece mahkemesinin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamış, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın, yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B.Katılan ... Bakanlığı vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
1.T.C. Anayasası'nın 41 inci maddesinde, ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanun'dan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek, katılan Bakanlık vekilinin, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz gerekçesi yerinde görülmemiştir.
2. Sanığın üzerine atılı suçu birden fazla kişi ile birlikte ve mağdur çocuklara karşı gerçekleştirmesi karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 3 üncü ve 61 inci maddeleri gereğince temel ceza belirlenirken, aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bentlerindeki birden fazla nitelikli halin gerçekleştiği nazara alınarak, temel hapis cezasının alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde (B-2) bendinde açıklanan nedenle Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.02.2020 tarihli kararına yönelik katılan kurum vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2024 tarihinde karar verildi.