İstinaf başvurularının esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1 ve 286/2.a maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1 maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1 maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1 maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1 maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul Anadolu 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.01.2021 tarihli ve 2020/114 Esas, 2021/21 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/1, 86/3.e, 87/1.d ve 53 maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesinin, 13.12.2021 tarihli ve 2021/1040 Esas, 2021/3527 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun eleştiri nedeni dışında (5237 sayılı Kanun'un 86/3.c maddesinin uygulanmaması) 5271 sayılı Kanun’un 280/1.a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık müdafiilerinin temyiz nedenleri, eksik inceleme ile karar verildiğine, meşru savunmaya, hataya ilişkindir.

1. Sanık ...'in, eski kız arkadaşı ...'nın erkek arkadaşı ...'ı bıçaklaması nedeniyle polis memurları katılan ... ile temyiz dışı katılanlar ... ve Anıl'ın, ...'i yakalamak amacıyla başlattıkları çalışma neticesinde sanığı olay yerinde gördükleri, ... ve ...'in, ...'in yakınına yaklaşarak "dur polis" şeklinde ikazda bulundukları sırada sanığın yapılan ikaza rağmen durmayarak yürümeye devam ettiği, bunun üzerine ...'un, ...'in omzundan tuttuğu esnada ...'in bıçak ile geriye doğru dönerek ...'un sağ göğüs kalp hizasına bıçağı vurduğu, bıçaklanmanın etkisiyle ...'un ...'i iterek yere düşürdüğü, ...'in de ... ile boğuşmaya başladığı ve kelepçelemek suretiyle etkisiz hale getirdiği, ...'in sağ akciğerinde hemopnömotoraksa, amfizeme ve kontüzyona neden olan yaralanmanın, yaşamsal tehlikeye neden olduğu olayda;

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, dosya tekemmül ettirilerek karar verildiğinden eksik incelemenin mevcut olmadığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu, meşru savunmanın şartlarının oluşmadığı, katılan ve temyiz dışı katılan ... tarafından polis oldukları söylendiği halde
sanığın eylemini gerçekleştirdiğinden hata hükümlerinin uygulanamayacağı anlaşıldığından, hükümde bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Suçta öldürmeye elverişli aletlerden bıçak kullanılması, katılanın hayati bölgelerinden kalp hizasında olacak şekilde göğsünden yaralanmış olması ve bu yaralanmanın yaşamsal tehlikeye neden olması, katılanın bıçaklandıktan sonra sanığı iterek yere düşürmesiyle birlikte temyiz dışı katılan ... tarafından sanığın etkisiz hale getirilmesi nedeniyle sanığın eylemine devam edememesi, katılanın polis memuru olup adli kolluk kapsamında görevini ifa ederken görevi nedeniyle bıçaklanmış olması ve sanığın eylemini yakalanmamak amacıyla gerçekleştirdiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eylemine bağlı ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu ve bu nedenle 5237 sayılı Kanun'un 82/1.g-h, 35/2 maddesi uyarınca nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek kasten yaralama suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünün (3) numaralı paragrafında açıklanan nedenlerle sanık müdafiilerinin temyiz istemleri "suç vasfı yönünden" yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesinin, 13.12.2021 tarihli ve 2021/1040 Esas, 2021/3527 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2 maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz istemi bulunmadığından 5271 sayılı Kanun'un 307/5 maddesi uyarınca sanığın ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkının gözetilmesine,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2.a maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 16. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir suretinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.06.2024 tarihinde karar verildi.