Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 52.Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2014 tarihli ve 2013/78 Esas, 2014/65 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2.Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13.11.2019 tarihli ve 2019/20754 Esas, 2019/13798 Karar sayılı kararı ile; "Hakkında başka bir soruşturma nedeni ile emniyet ekiplerince yakalanmasına yönelik çalışmalar sırasında, ihbar üzerine yakalanan sanığın, kendisini polis memurlarına kardeşi ... olarak tanıtması, bu şekilde doktor raporu alınması şeklinde gerçekleşen olayda, sanık hakkındaki diğer bütün adli işlemlerin gerçek kimlik bilgileriyle yapıldığı, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK.nın 268. maddesinde düzenlenen 'başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması' suçunun unsurlarının oluşmadığı, TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu oluşturduğunun gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulması" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine İstanbul 52.Asliye Ceza Mahkemesinin 10.09.2020 tarihli ve 2019/617 Esas, 2020/178 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
1.Sanığın temyiz isteği; atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığına, usul ve yasaya aykırı olarak tesis edilen kararın bozulmasına ilişkindir.
1.Hakkında arama kaydı bulunan sanığın yakalandığında kolluk görevlilerine ismini ... olarak bildirmek suretiyle resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık sorgusunda; yanlışlıkla kardeşinin TC kimlik numarasını polis ekiplerine söylediğini, suç işleme kastı ile hareket etmediğini beyan etmiştir.
3. Mahkemece sanığın resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu işlediği kabul edilerek mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
“Sanığa isnat edilen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan dolayı kurulan hükümde, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23 üncü ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 250 ve 251 inci maddelerindeki "Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü"nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendi ile "01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de;
Hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
Başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul 52.Asliye Ceza Mahkemesinin 10.09.2020 tarihli ve 2019/617 Esas, 2020/178 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği gerekçe bölümünde açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.06.2024 tarihinde karar verildi.