Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın onanmasına karar verilmiştir.
Onama kararı sonucu, İdare Mahkemesi tarafından olumsuz görev uyuşmazlığı nedeni ile dosya Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiş, Uyuşmazlık Mahkemesince adli yargı yerinin görevli olduğuna karar verilmesi üzerine, mahkemece yapılan yargılama sonucunda; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı ...'nın temyiz dilekçesinin miktardan reddine, diğer davacıların temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 11.08.2017 tarihinde davacı ...'in, eşi ... ve kızı ... ile birlikte yolculuk ettiği sırada aracın sulama kanalına düşmesi sonucunda ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, yolda herhangi bir trafik işaret veya uyarı levhasının olmaması, asfalt yol üzerindeki zeminde bozulmaların bulunması, kanal ile yolun arasında herhangi bir korkuluk veya bariyerin bulunmaması sebebiyle aracın su kanalına düştüğünü, davaya konu kaza nedeniyle araç içerisinde bulunan ... ve ...'in hayatını kaybettiğini, ...'in ise yaralı olarak kurtulduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalılar Karayolları Genel Müdürlüğü ve Tokat Devlet Su İşleri 72. Şube Müdürlüğünün sorumlu olduğunu, kazanın meydana geldiği yolda herhangi bir trafik işaret veya uyarı levhasının olmaması, asfalt yol üzerindeki zeminde bozulmaların bulunması, kanal ile yolun arasında herhangi bir korkuluk veya bariyerin bulunmaması kazanın oluşum nedeni olduğunu, kaza sonucunda müvekkili ...'in eşini, ... ve ...'in annelerini, ...'nın kızını kaybettikleri için yaşamları boyunca devamlı ve gerçek bakım ihtiyaçlarından ve gerekli olanaklardan yoksun kalacaklarını, tüm bu olaylar nedeniyle müvekkillerinin ruhsal ve psikolojik çöküntü yaşadığını ve manevi olarak çok büyük zarar gördüklerini, Karayolları Genel Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri Şube Müdürlüğü’nün tam ve asli kusurları nedeniyle müvekkillerinin çektiği üzüntü ve elem karşılığında manevi tazminat taleplerinin olduğunu belirterek tüm alacak kalemlerine ilişkin fazlaya ilişkin haklar saklı olmak kaydı ile destekten yoksun kalma tazminatı olarak ...’e eşinin ölümü nedeniyle 1.000,00 TL ve kızının ölümü nedeniyle 1.000,00 TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL maddi tazminatın, ...’in annesinin ölümü nedeniyle 1.000,00 TL maddi tazminatın, ...’in annesinin ölümü nedeniyle 1.000,00 TL maddi tazminatın, ...’ya kızının ölümü nedeniyle 1.000,00 TL maddi tazminatın, ...'in eşini ve kızını, ...'nın kızını ve torununu, ... ve ...'in annelerini ve kardeşlerini kaybetmiş olmalarından mütevellit fazlaya dair haklar saklı olarak ...’e eşi için 125.000,00 TL ve kızı için 125.000,00 TL olmak üzere toplam 250.000,00 TL manevi tazminatın, ...’e annesi için 75.000,00 TL ve kardeşi için 30.000,00 TL olmak üzere toplam 105.000,00 TL manevi tazminatın, ...’e annesi için 75.000,00 TL ve kardeşi için 30.000,00 TL olmak üzere toplam 105.000,00 TL manevi tazminatın, ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın idari yargıda açılması gerektiğini, davanın görev yönünden reddini talep ettiklerini, davanın zamanaşımına uğradığını, davanın meydana gelmesinde müvekkili idarenin herhangi bir kusur ve sorumluluğunun olmadığını, davanın husumet yokluğundan reddini talep ettiklerini, müvekkili idare aleyhine tespit ve beyanları kabul etmediklerini, kaza tespit tutanağı ile kazanın meydana gelmesinde herhangi bir yol kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, kazanın meydana geldiği yerde herhangi bir yol kusurunun bulunmadığını, müvekkili idarenin kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, kazanın sürücünün kusuru ile meydana geldiğini belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; söz konusu sulama kanalının kurumlarının mülkiyetinde olmadığını, sulama kanallarının kurumları tarafından inşa edilerek ilgili sulama birliklerine işletilmesi ve bakımı ile birlikte devredildiğini, kurumlarının sadece denetim yükümlülüğünün bulunduğunu, tüm sulama birliklerine bu konuda uyarı yazısı yazılarak kurumlarının denetim görevini yerine getirdiğini, dava konusu sulama kanalından asıl sorumlu olanın ilgili sulama birliği olduğunu, ayrıca kazada asıl kusurun sürücü ve araç sahibine ait olduğunu belirterek davanın kurumları yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 21.05.2018 tarihli ve 2017/859 Esas, 2018/353 Karar sayılı kararıyla; görevin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinin hizmet kusuru olduğu, İdarenin hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerektiği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. ONAMA VE ONAMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 28.09.2018 tarihli ve 2018/1592 Esas, 2018/1319 Karar sayılı kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 15.04.2019 tarihli ve 2018/5296 Esas, 2019/2315 Karar sayılı ilamıyla; hükmün onanmasına karar verilmiştir.
4. Tokat İdare Mahkemesinin 20.06.2019 tarihli ve 2019/277 Esas, 2019/277 Karar sayılı ilamı ile adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesi ile görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Uyuşmazlık Mahkemesinin 30.09.2019 tarihli ve 2019/580 Esas, 2019/639 Karar sayılı ilamıyla 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110 uncu maddesi uyarınca karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri ve trafikle ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı gerekçesi ile trafik kazaları nedeni ile açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğuna, bu nedenle Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.05.2018 tarih ve 2017/859 Esas, 2018/353 karar sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içerisinde düzenlenen kusur belirlemesine ilişkin tüm bilirkişi raporlarına göre davalıların meydana gelen kazada kusursuz olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; düzenlenen kusur raporlarının yetersiz olduğunu, yolda gerekli uyarı levhalarının bulunmadığını, zeminde bozulmaların bulunduğunu, kanal ile yol arasında herhangi bir korkuluk ve bariyerin bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
yolcu olan davacıların desteğinin tek taraflı kazası sonucu hayatını kaybettiği, yolun bakım ve onarımından sorumlu kurumun kaza nedeni ile sorumluluğu bulunduğu gerekçesi ile açılan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri.
1. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
İhtiyari dava arkadaşı olan davacılar bakımından temyiz sınırı davacılar ve davalıların her bir davacıya yönelik temyizi bakımından ayrı ayrı belirlenecektir.
Dosya içeriğine göre davacı ... yönünden temyize konu edilen miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalmakta olup anılan davacının temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davacılar ..., ..., ...'in temyizi bakımından incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı ...'nın temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacılar ..., ..., ...'in tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılar ..., ... ve ...'e yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.