Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derce Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; motosiklet sürücüsü olan davacı ile davalının işleteni olduğu otobüsün 31.08.2015 tarihinde yaptığı kaza neticesinde müvekkilinin %49 oranında malul kaldığını, kazada %75 oranında davacının, %25 oranında ise davalının kusurlu olduğunu, kaza nedeni ile davacının acı ve ızdırap duyduğu, bedensel bütünlüğünün bozulması nedeni ile kazanın etkilerini ömür boyu taşıyacağını beyanla 250.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kusuru ile kazanın meydana geldiğini, otobüs sürücünün yargılandığı ceza mahkemesinde kusur durumu dikkate alınarak adli para cezasına hükmedildiği, davacının açtığı maddi tazminat davası neticesinde ise 43.688,76 TL tazminata karar verildiği, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 31.08.2015 tarihli kazada yaralanan davacının manevi tazminat isteminde bulunduğunu, ceza mahkemesince yapılan yargılamada Adli Tıp Kurumundan alınan kusur raporu ile davacının %75 oranında, davalının ise %25 oranında kusurlu olduğuna ilişkin rapor verildiği, yine davacının davalıya ait aracın sigorta şirketine karşı ikame ettiği maddi tazminat davasının yargılaması esnasında alınan maluliyet raporu ile %49 oranında malul kaldığının anlaşıldığı, kusur oranları, davacının olay nedeni ile yaralanmasının niteliğinin dikkate alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın 31.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvurusunda; ATK raporunca müvekkilinin %75, davalı sürücünün %25 oranında kusurlu olduğunu, müvekkilinin %49 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı ve iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayacağının tespitinin yapıldığını, bu duruma göre talep edilen manevi tazminat miktarının tamamına veya daha üst tutara hükmedilmesi gerekirken az miktarın takdir edilmesinin hatalı olduğunu, tazminata yasal faiz işletilmesine karar verilmesinin ve taraflarınca yatırılan peşin harcın davalıdan tahsiline karar verilmemiş olmasının hatalı olduğunu, yargılama giderinin eksik hesaplandığını, manevi tazminatın reddedilen bölümü için davalı lehine vekalet ücretine takdir edilmesinin de hatalı olduğunu belirtmiştir.
Davalı vekili istinaf başvurusunda; kazada kusurları olmadığını, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirtmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk derece mahkemesi kararına karşı tarafların istinaf başvurusunda bulunduğu, kusur raporuna itiraz olduğu, dosya davalısının ihbar olunan sıfatı ile yer aldığı Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/253 Esas, 2020/814 Karar sayılı dosyası ile davalı araç sigorta şirketine karşı geçici ve sürekli iş göremezlik zararından kaynaklı açılan maddi tazminat davası sonucunda davacı lehine 54.610,95 TL maddi tazminata karar verildiği, karara esas alınan kusur raporunun taraflara tebliğ edildiği ve kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, ihbar olunana raporların tebliğ edildiği ve ihbar olunanın kusur raporu ile bağlı olduğu, kusur oranları ve davacının maluliyeti dikkate alınınca manevi tazminat miktarının yerinde olduğu, peşin harcın davalıdan tahsili gerekirken hükümde bunun unutulmasına ilişkin istinaf talebinin yerinde olduğu, reddedilen manevi tazminat miktarı için davalı lehine vekalet ücreti verilmesine ilişkin itirazın ise yersiz olduğu gerekçesi ile davalının istinaf nedenlerinin reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılması ve düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, davanın kısmen kabulü ile; 20.000,00 TL manevi tazminatın 31.08.2015 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf talebinde ileri sürdüğü nedenleri tekrar etmiştir.
davalının işleteni olduğu aracın, motosiklet sürücüsü olan davacıya 31.08.2015 tarihinde çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56'ncı maddesi.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, kusur oranları ve maluliyet durumu birlikte değerlendirilmek suretiyle hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olmasına, yasaya uygun şekilde yasal faize karar verilmiş olmasına, yargılama giderine ret / kabul oranlaması yapılarak hükmedilmesinin yerinde olmasına, reddedilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dikkate alınarak davalı lehine vekalet ücreti takdirinin yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.