İstinaf başvurusunun esastan reddine
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; 2014 yılında müvekkili olan davacının ikamet ettiği 2431 ada 4 parsel taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamına alınarak davacının eşi ... adına tescil edildiğini, maliki olunan bu taşınmazın doğusunda yaklaşık 70 m2' lik bir bölümün hatalı kadastro çalışması neticesinde yol boşluğu olarak tespit dışı bırakıldığını, bu yerin kamuya ayrılmış yol olmadığı gibi tespitten önce de yol olmayıp yaklaşık 40 yıldır bahçe ve avlu olarak kullanıldığını, umumi yol olmadığını, davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; " dava konusu edilen yerin kadastro çalışmalarında yol olarak tahdit edildiği, davacının hak sahibi olduğu 2431 ada 4 parselin bu yola cepheli olduğu, yol olarak tespit harici bırakılan yerin TMK m 713 kapsamında özel mülke konu olamayacağı " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince; " somut olayda, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4 üncü maddesi çerçevesinde kullanım kadastrosu çalışması sırasında taşınmazın 6831 sayılı Kanunun' un 2/B maddesi kapsamındaki taşınmaz bloğunda yol boşluğu olarak tespit dışı bırakılmış olduğu, evveliyatı orman olan yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı, orman vasfını yitirdiği kabul edildiğinde de davacı yararına 20 yıllık süreye ulaşan kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği bulunmadığının anlaşıldığı, buna göre davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı " gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.