Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine,İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 15.05.2019 tarihinde davalı nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan araç ile davacının yolcu olarak bulunduğu aracın çarpışması sonucu oluşan trafik kazası neticesinde davacının yaralanarak malul kaldığını, meydana gelen kaza sonrasında davalı şirket tarafından bir kısım ödeme yapıldığını ancak ödenen miktarın yetersiz olduğunu, eksik ödemenin tamamlanmasına yönelik davalı ... şirketine başvuruda bulunulduğunu ancak başvurularının reddedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla şimdilik 4.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve davacının maluliyet tespiti için ödenen 1.000,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminatın davalı sigortacıya başvuru tarihinden 15 inci iş gününden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle talebini 220.218,95 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, yapılan ödemenin yeterli olduğunu, bahse konu dosya ile ilgili olarak sürekli sakatlık tazminatı bakımından davacı yana 03.10.2019 tarihinde 23.790,83 TL ödeme yapıldığını, eksik ödemenin oluşması için hesaplanan tazminat ile ödeme arasında bir misline yakın fark bulunması gerektiğini, bu yönüyle davalının eksik ödeme yapmadığının açık şekilde belirlendiğini, ek tazminat talebinin ancak hesaplama yöntemi vb nedenlerden kaynaklanmayan açık şekilde eksik ödeme bulunduğu durumlarda mümkün olabileceğini, medikal firmadan alınan görüşe göre davacının sunmuş olduğu yönetmeliğe aykırı maluliyet raporunda belirtilen oranın yüksek olarak hazırlandığını,davacının sunduğu mevzuata aykırı, fiziki muayene yapılmaksızın düzenlenen hatalı rapora itiraz ettiklerini,sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunmadığını, somut olayda hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması ve hatır taşımacılığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulü ile 220.218,95 TL tazminatın 03.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

A. İtiraz Yoluna Başvuranlar

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.

B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; sürekli sakatlık tazminatı bakımından davacıya 03.10.2019 tarihinde 23.790,83 TL ödeme yapıldığını, eksik ödemenin oluşması için hesaplanan tazminat ile ödeme arasında bir misline yakın fark bulunması gerektiğini, bu yönüyle de davalının eksik ödeme yapmadığının açık şekilde belirlendiğini, bilirkişi raporunda eksik ödeme olup olmadığı tespit edilirken fahiş ve hatalı maluliyet oranı ve müterafik kusur indirimi yapılmadan hesap yapıldığını, davacının emniyet kemerini takmadan yolculuk yaptığı esnada kaza meydana geldiğinden müterafik kusur indirimi yapılarak ödemenin yeterliliğinin tespiti gerektiği gibi başvuran emniyet kemeri takmadığından müterafik kusur nedeniyle tazminattan uygun bir indirim yapılması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsü kusursuz olduğundan davanın reddi gerektiğini, medikal firmadan alınan uzman görüşe göre davacının sunmuş olduğu yönetmeliğe aykırı maluliyet raporunda belirtilen oranın yüksek olarak hazırlandığını, davacının sunmuş olduğu mevzuata aykırı, fiziki muayene yapılmaksızın düzenlenen hatalı rapor uyarınca hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacı tarafından sunulan sağlık raporu ilgili yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, hesaplamada bakiye ömrün olay tarihi itibariyle belirlenmesi gerekirken hesap tarihi itibariyle belirlendiğini, tazminatın TRH Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz ve aktüeryal yöntemle hesaplanması gerektiğini, kazanın iş kazası kriterleri yönünden değerlendirilmesi gerekirken bu hususun değerlendirme konusu yapılmadığını, ceza soruşturma dosyası incelenerek uzlaşma bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiğini, başvuranın rapor ücreti, harç ve bilirkişi ücreti dışındaki baro pulu, vekaletname noter masrafı, dilekçe yazım bedeli ve vekalet harcına ilişkin haksız yargılama gideri taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı lehine vekalet ücretinin 1/5 oranında hükmedilmesi gerekirken tam vekalet ücretine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay içtihatlarıyla benimsenmiş TRH Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamada bir isabetsizlik bulunmadığı, ödeme tarihinde yapılan ödemenin yetersiz olduğunun tespit edilerek bakiye tazminat hesaplaması yapılmasının yerinde görüldüğü, davacının bakiye ömrünün olay tarihi itibariyle belirlendiğinin açıkça belirtilmiş olduğu, dosya kapsamındaki tahkikat evrakları ile birlikte kazanın yeri, meydana geliş ve gelişme biçimi de değerlendirilerek kusur dağılımı yapıldığı ve bu dağılımın yerinde olduğu kanaatine varıldığı, somut olayda davacının kaza anında emniyet kemerinin takılı olmadığı hususu kanıtlanamadığından müterafik kusur indirimi yapılması yönündeki itirazın yerinde görülmediği, hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe uygun olduğu, davacının dava yoluna gitmeden önce sigorta kuruluşuna başvuru şartını yerine getirdiği, davalı tarafından ceza soruşturması kapsamında uzlaşma yapılıp tazminat davası açılamayacağını gösterir herhangi bir bilgi belge sunulmadığı, Uyuşmazlık Hakemince verilen kararda hükmedilen toplam yargılama gideri dikkate alındığında başvuru harcı, ıslah harcı, bilirkişi ücreti ve adli tıp rapor ücreti dışında herhangi bir gidere hükmedilmediğinin anlaşıldığı, davacı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesinde ise bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına yönelik itirazlarını tekrarlayarak İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.

davalı şirkete Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı bedensel zarar nedeniyle tazminat talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 ve 54 üncü maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.

Maluliyete ilişkin alınacak raporların kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre düzenlenmesi gereklidir. Davaya konu kaza tarihi 15.06.2016 olup kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan yönetmelik Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'tir.

Somut olayda; davacı tarafından sunulan maluliyet oranının tespitine yönelik olarak Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan 12.10.2020 tarihli ek raporda, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılan muayene ve tıbbi belge incelemesinden elde edilen bilgiler kapsamında maluliyet oranı % 15 olarak belirlenmiş; Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan 04.03.2019 tarihli ilk raporda ise, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü,Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının maruz kaldığı trafik kazası sonucu oluşan arızasının mevcut haliyle ve mevcut tıbbi belgeler kapsamında %5 oranında maluliyete neden olduğu belirlenmiştir.

Bu hali ile hükme esas alınan Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı 12.10.2020 tarihli bilirkişi raporu ile Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın tarafından düzenlenen 04.03.2019 tarihli rapor çelişkili olup İtiraz Hakem Heyetince bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm tesis edilmiştir.

Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan raporlar da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle Adli Tıp Kurumu veya en yakın Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalından Hakem Heyetlerince Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan 12.10.2020 tarihli ve 04.03.2019 tarihli bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde, olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri gözetilmek suretiyle ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli maluliyet raporu alınarak sonucuna göre (davalı lehine oluşan kazanılmış haklar gözetilerek) karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.

3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51 inci maddesinde, hâkimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; aynı Kanun'un 52 nci maddesinde ise zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır. Davalı taraf, kazanın davacının emniyet kemerini takmadan yolculuk yaptığı esnada meydana geldiğini belirterek müterafik kusurlu olduğunu savunmuştur.
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma mecburiyeti başlıklı 150 nci maddesinde “M1, M1G, N1, N1G, N2 ve N3 sınıfı araçlarda 150 cm’den kısa ve 36 kg’ın altındaki çocukların taşınması sırasında çocukların ağırlığına uygun bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde yer alan çocuk bağlama sistemlerinin kullanılması zorunludur. Ancak, 135 cm’den uzun çocuklar çocuk bağlama sistemleri yerine ön koltukta oturmamak şartıyla diğer koltuklardaki emniyet kemerlerini kullanabilirler.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

Dosya içerisindeki belge ve bilgiler dikkate alındığında, davacının kaza tarihinde yaklaşık 3,5 yaşında olduğu ve kazanın gerçekleştiği sırada kamyonetin arka koltuğunda babası, annesi, babaannesi ve kardeşi ile birlikte oturduğu, Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesi gereğince davacının yaşı dikkate alındığında arka koltukta özel donanımlı tertibatla taşınması gerekirken bu düzenlemeye aykırı davranıldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla ; davacının koruyucu tertibat olmaksızın seyahat etmesi ve bu durumun zararı artırıcı neden olması gerekçesiyle davalı aleyhine hükmedilen tazminat miktarından %20 oranında müterafık kusur indirimi yapılması gerekirken bu hususun gözetilmemesi isabetli görülmemiştir.

4. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.

Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5 oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.