Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... tarafından ZMMS poliçesi kapsamında sorumluluğu teminat altına alınan araç ile davacının kullandığı motosikletin 07.05.2015 tarihinde çarpışması sonucunda davacının yaralanarak malul kaldığını, belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren faiziyle sigorta şirketinden tahsilini talep etmiş, 14.02.2022 tarihli dilekçesi ile talep miktarını 285.000,00 TL artırarak 290.000,00 TL olarak belirlemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sürücü belgesi bulunmadığını, motosiklet kullanımı için gerekli sürücü belgesi olmayan davacının trafikte seyir halinde olmasının hem kendisini hem de trafik güvenliğini tehlikeye attığını, davacının meydana gelen kazada asli kusurlu olduğunu, davacı tarafından ibraz edilen 09.03.2020 tarihli maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmadığını, yönetmeliğe göre skar izinin vücudun %10'nu kaplayacak şekilde olması halinde maluliyet oranı verilmesi gerektiğini, aynı maluliyet raporu ile dahâ önceden tahkim başvurusu yapılmış olup uyuşmazlık hakem kararında başvurunun usulden reddine karar verilmiş olduğundan davalı şirket lehine usuli kazanılmış hak doğmuş olduğunu, yaralanmanın baş bölgesinde gerçekleştiğini, baş bölgesindeki skar izlerinden dolayı maluliyet oranı tespit edildiğini, bundan dolayı müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davalı şirketin temerrüde düşmediğini, vekalet ücretinin 1/5 oranında verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun kabulüne, 290.000,00 TL tazminatın 09.11.2021 temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı ... şirketinden alınarak başvuru sahibine ödenmesine karar verilmiştir.

A. İtiraz Yoluna Başvuranlar

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.

B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; kaza tespit tutanağında sigortalı sürücüye asli kusur yüklenmiş olduğunu, asli / tali kusur ayrımı 75/25 iken bilirkişinin hatalı değerlendirmesi ile 87,5/12,5 kusur verilmiş olduğunu, davacının sürücü belgesi bulunmadığını, motosiklet kullanımı için gerekli sürücü belgesi olmayan davacının trafikte seyir halinde olmasının hem kendisini hem de trafik güvenliğini tehlikeye attığını, asli tali kusur ayrımında başvuru sahibine en az %25 oranında kusur verilmemiş olmasının hatalı olduğunu, davacı tarafından ibraz edilen 09.03.2020 tarihli maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmadığını, yönetmeliğe göre skar izinin vücudun %10'nu kaplayacak şekilde olması halinde maluliyet oranı verilmesi gerektiğini, davacıda bulunan skar ölçüleri vücudun %10'na tekabül etmediği halde skar izi için oran verilerek toplam maluliyet oranı artırılmış olup bu rapor denetlenmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, aynı maluliyet raporu ile dahâ önceden tahkim başvurusu yapılmış olup uyuşmazlık hakem kararından başvurunun usulden reddine karar verilmiş olduğundan davalı şirket lehine usuli kazanılmış hak doğmuş olduğunu, hesap raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılmış olup bu yaşam tablosu ile devre başı ödemeli rant tekniğinin kullanılmamış olmasının hatalı olduğunu, yaralanmanın baş bölgesinde gerçekleştiğini, baş bölgesindeki skar izlerinden dolayı maluliyet oranı tespit edildiğini, buna rağmen müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket temerrüde düşmemiş olmasına rağmen hatalı temerrüt tarihi ile faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tam vekalet ücretine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 21.02.2022 tarih ve K-2022/43614 sayılı kararına yaptığı itirazın kısmen kabulü ile 5 inci karar kısmının (3) nolu bendindeki “28.750,00 TL vekalet ücretinin” ibaresinin karardan çıkarılarak yerine "5.750,00 TL vekalet ücretinin” ibaresinin eklenmesi sureti ile kararın düzeltilmesine, davalı vekilinin diğer itirazlarının reddiyle kararın kalan kısımlarının aynen infazına karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kaza tespit tutanağında sigortalı sürücüye asli kusur yüklenmiş olduğunu, asli / tali kusur ayrımı 75/25 iken bilirkişinin hatalı değerlendirmesi ile 87,5/12,5 kusur verilmiş olduğunu, davacının sürücü belgesi bulunmadığını, motosiklet kullanımı için gerekli sürücü belgesi olmayan davacının trafikte seyir halinde olmasının hem kendisini hem de trafik güvenliğini tehlikeye attığını, asli tali kusur ayrımında başvuru sahibine en az %25 oranında kusur verilmemiş olmasının hatalı olduğunu, davacı tarafından ibraz edilen 09.03.2020 tarihli maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmadığını, yönetmeliğe göre skar izinin vücudun %10'nu kaplayacak şekilde olması halinde maluliyet oranı verilmesi gerektiğini, davacıda bulunan skar ölçüleri vücudun %10'na tekabül etmediği halde skar izi için oran verilerek toplam maluliyet oranı artırılmış olup bu rapor denetlenmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılmış olup bu yaşam tablosu ile devre başı ön ödemeli rant tekniğinin kullanılmamış olmasının hatalı olduğunu, yaralanmanın baş bölgesinde gerçekleştiğini, baş bölgesindeki skar izlerinden dolayı maluliyet oranı tespit edildiğini, buna rağmen müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi düzenlenen aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 ve 54 üncü maddeleri.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından varsa geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastanelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıkları ve benzeri kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre sağlık kurulu raporu alınmalıdır.

11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 07.05.2015 tarihinde meydana gelmiş olup hükme esas alınan maluliyet raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlendiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacı tarafından kararın temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte olan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun şekilde yukarıda açıklandığı üzere yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

3. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52 nci maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.

Dosyadaki belge ve bilgilerden, kaza tespit tutanağına göre davacının kaskının takılı olup olmadığı belli olmamakla birlikte, dosya kapsamından yaralanmasının burun, alın ve sol ayak bölgesinde olduğunun anlaşılması karşısında, araçta sürücü konumunda olan davacı yönünden Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken, indirim yapılmamış olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2- Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.