Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Yerel Mahkemenin 27.06.2016 tarih ve 2015/348 E. - 2016/534 K. sayılı kararıyla sanık hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile 51 inci maddesi uyarınca, 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve verilen cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.

2. Sanığın temyizi üzerine Dairemizin 27.05.2021 tarih ve 2021/26658 E. - 2021/16063 K. sayılı kararıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla, sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile 51 inci maddesi uyarınca, 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve verilen cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyizinin; hükmün usul ve Yasa'ya aykırı olduğu, mazeretin reddi ile yokluklarında karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, savunma hakkının ihlal edildiği, sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, parselinin, dava konusu yapım işinin gerçekleştirildiği tarihte Belediye sınırları kapsamına girmediği ve özel imar rejimine tabi olmadığı, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında çelişki olduğu, sanık hakkında teşdit uygulanmasının hukuka aykırı olduğu, iddianameye konu eylemi başkasının gerçekleştirdiği, bu nedenlerle ve resen tespit edilecek nedenlerle mahkumiyet hükmünün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.

Sanığın, Milas İlçesi ... Mahallesi ... Mevkii 763. parselde bulunan taşınmazda ruhsat ve eklerine aykırı olarak inşai faaliyette bulunmak suretiyle imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği iddia olunarak açılan kamu davasında, Yerel Mahkemece sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.

A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Tüm dosya kapsamı, sanığa ait olan taşınmazda düzenlenen 24.12.2014 tarihli tutanak içeriği ile dosyaya sunulan12.06.2015 tarihli bilirkişi raporunda belediye sınırları içerisinde bulunan taşınmazdaki ruhsatsız yapının 10.08.2010 tarihinden sonra başlatıldığı, 25.06.2013 tarihinden önce üstünün kapatılarak bina vasfında bir yapının tamamlandığını, halen basit tadil kapsamındaki yapım işlerinin devam ettiğinin bildirilmesi karşısında, sanığın üzerine atılı imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği sabit görülmekle, hakkında mahkûmiyet kararları verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Temyiz sebebi olarak ileri sürülen savunma hakkının ihlali yönünden Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınan savunma hakkının kısıtlanması sonucuna neden olacak koşulların incelemeye konu olayda gerçekleşmediği, sanık müdafiinin bozma üzerine yapılan yargılamada mazeret talebinin reddine dair ara kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından hükümde bu yönlerden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sair Hususlar Yönünden
Sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın, kanuni bağlamda uygulandığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.06.2024 tarihinde karar verildi.