Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

Bozma üzerine, Çubuk 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2022 tarihli ve 2021/369 Esas, 2022/650 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 184,62,50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 12000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve cezanın 10 eşit taksitte tahsiline, karar verilmiştir.

1. Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri, usûl ve yasaya aykırı karar verildiğine, davaya konu taşınmazı sattığına, satış esnasında yıkıma dair sözlü teminat aldığına, yeni sahiplerinin yıkım ve imar affı kapsamında girişimde bulunmadığına ve sanığın atılı suçu işlemediğine yöneliktir.

2. Katılan vekilinin temyiz nedenleri, alt sınırdan cezanın belirlenmesine, sanığın cezasında indirim yapılmasına ve resen belirlenecek nedenlere ilişkindir.

Sanığın ruhsatsız bina yaparak imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği, sanık savunması,15.01.2010 tarihli yapı tatil zaptı, 12.04.2022 tarihli bilirkişi raporu, sanık müdafii tarafından 12.05.2016 havale tarihli dilekçe ve ekinde sunulan evraklar, Ankara Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü'nün 20.09.2021 tarihli cevabi yazısı ve tüm dosya kapsamıyla Yerel Mahkemece, kabul olunmuştur.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı nedeniyle ... süre de gözetildiğinde zamanaşımı süresinin gerçekleşmediği belirlenmiştir.
Sanık savunması, 15.01.2010 tarihli yapı tatil zaptı, 12.04.2022 tarihli bilirkişi raporu, sanık müdafiinin 12.05.2016 havale tarihli dilekçe ve ekinde yer alan evraklar, Ankara Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü'nün 20.09.2021 tarihli cevabi yazısı ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, sanığa atılı suçun unsurları itibarıyla oluştuğuna dair Yerel Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, "bozma öncesi 12.05.2016 tarihli hükümde verilen 6000 TL adli para cezasına ve cezanın 20 eşit taksitte tahsiline ilişkin kararın sadece sanık müdafii tarafından temyiz edilip Özel Dairece sanık lehine bozulmasından sonra 'cezayı aleyhe değiştirme' yasağı dikkate alınmaksızın, bozma sonrası kurulan hükümde sanık hakkında 12000 TL adli para cezasına ve cezanın 10 eşit taksitte tahsiline hükmolup, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrasına aykırı davranılması" dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık ve müdafii ile katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının sonuna, "1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca cezayı aleyhe değiştirme yasağı gözetilerek sonuç adli para cezasının 6000 TL'ye indirilmesine ve taksitlendirilmeye ilişkin bölümde yer alan '10 eşit taksitte ve 10 ay süre ile tahsiline' ibaresi çıkarılarak yerine "20 taksitte ve 20 ay süreyle" ifadesinin yazılması suretiyle HÜKMÜN, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2024 tarihinde karar verildi.