Esastan ret

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Davacı vekilinin, temyize konu ettiği reddedilen miktarın 56.636,47 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi olan 29.09.2022 itibarı ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin davalı şirket yönünden temyiz başvurusunun miktardan reddi gerekmiştir.

2.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar; ..., ..., ... ile ...,...,...ve...arasında 17.04.2014 tanzim tarihli protokol imzalandığını ...,.... ve...anılan sözleşmeden doğan hak ve alacaklarını davacı şirkete devir ve temlik ettiklerini, anılan protokolde davacı uhdesinde kalan mallar toplamının 2.117.500,00 TL olduğu, davalı... Petrol Tarım Ürünleri ve Su İmalatı Nakliyat San. ve Tic. Ltd. Şti. uhdesinde kalan malların toplamının ise 2.209.500,00 TL olduğu belirlendiği ve eşit şekilde paylaşım söz konusu olacağının kararlaştırılması sebebiyle bunların toplamının eşit bölünmesi halinde 2.209.500,00 TL+2.117.500,00 TL/2 = 2.163.500,00 TL olması gerekirken, davalı şirketin buradan davacı şirkete 46.000,00 TL borçlu olduğu, protokolün 6 ncı maddesine göre; "Bünyan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012-130 E. sayılı dosyasında çıkacak sonuca göre dava kaybedilirse kaybedilen bedelin 1/2'sini... ... Ltd. Şti. karşılayacaktır " hükmünün bulunduğunu, maddede belirtilen Bünyan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012-130 E. sayılı dava dosyasının karara çıktığı, Yargıtayca onandığı, alacaklı tarafça icra takibi başlatıldığı ve davacı şirketin söz konusu icra dosyası için toplam 860.450,00 TL ödeme yaptığını ve ayrıca mahkeme karar harcı olarak toplam 21.457,00 TL ile Yargıtay onama harcı olarak 21.274,00 TL ödeme yaptığını, bu meblağların toplamının 1/2'sinin davalılar tarafından karşılanması gerekirken karşılanmadığını, davalıların davacı şirkete toplam borcunun 497.590,00 TL olduğu, bu miktar üzerinden davalılar hakkında başlatılan icra takibine davalılar tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek itirazların iptali ile % 20 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın taraflar arasındaki protokolün 6 ncı maddesine dayandığını, söz konusu maddede açıkça belirtildiği üzere... ... Ltd. Şti.nin ödemesi kararlaştırılan miktarın Mahkemece hükmedilecek bedelin yarısı ile sınırlı olduğunu, bu rakamdan davalı şahısların sorumlu olmadıklarını, ödemeyi... ... Ltd. Şti.nin yapacağının kararlaştırıldığı, davacının söz konusu protokol gereğince kendi edimlerini yerine getirmediğinden müvekkillerinden herhangi bir talepte bulunmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının protokol kaynaklı fark talep etme hakkının bulunmadığını, söz konusu maddede herhangi bir fark ödemesinden bahsedilmediğini, takip miktarlarının olandan daha fazla gösterildiğini savunarak davanın reddine, % 20 tazminata hükmedilmesini, aleyhe hüküm tesisi halinde söz konusu bedelin davalıların davacı ve temlik edenlerde bulunan alacağından takas mahsubuna karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Karanfil Tarım Ürünleri Tic. ve San. Tic. A.Ş.'nin ortakları arasında ortaklığın bitirilmesi hususunda şirket mal varlığının paylaşılması ile ilgili olarak şirket ortakları arasında 17.04.2014 tarihli protokolün kaleme alındığı, protokole imza atan ..., ...ve...'in bu protokolden doğan hak ve alacaklarını davacı ... Tarım Ürünleri Tic. ve San. Tic. A.Ş.'ye 30.06.2016 tarihli yazılı belge ile devir ve temlik ettikleri, söz konusu protokol yapıldığı sırada... şirketinin kuruluş aşamasında olduğu, ticaret sicil kayıtlarına göre... şirketinin 15/04/2014 tarihli noter belgesine istinaden 25.04.2014 tarihinde ticaret sicilinde tescil edildiği, söz konusu şirketin ortakları ile protokolde imzası bulunan kişilerin aynı kişilerden oluştuğu, protokolün 3 üncü maddesinde protokol ile belirlenen hak ve malların kurulma aşamasında olan ... Ltd. Şti.'ne verileceğinin açıkça yer aldığı, yani taahhütlerin, ileride kurulacak şirket adına yapıldığının açıkça bildirildiği, protokolün yapıldığı sırada henüz kuruluş aşamasında olan... şirketinin kuruluşu tamamlandıktan sonra protokolde yer alan taşınmazların devirlerini üzerine almakla protokole onay verdiği, şirketin protokolü kabul ettiği, söz konusu protokolün muhatabının... şirketi haline geldiği, bu durumda söz konusu protokolde imzaları bulunan ve kendileri aleyhine icra takibi başlatılıp dava açılan ..., ..., ...'in 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 588 inci maddesi gereğince sorumlulukları cihetine gidilemeyeceği, davacı şirketin Bünyan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/130 E., 2016/24 K. sayılı dosyası kararının dayanak gösterildiği Kayseri 1. İcra Müdürlüğünün 2016/4684 takip sayılı dosyasına sunmuş olduğu banka teminat mektubunun nakde çevrilmesi suretiyle 800.000,00 TL ödediği, akabinde aynı dosya için 60.450,00 TL daha alacaklı vekiline haricen ödeme yapıldığı, aynı dosyanın karar ilam harcı olarak 16.459,53 TL ve 4.997,67 TL olmak üzere toplam 21.457,20 TL vergi dairesine ödeme yapıldığı, söz konusu ödemelerin belgelerinin dosyada yer aldığı, protokol gereğince bu ödemelerin 1/2'si olan 440.953,00 TL'nin... şirketinden talep edilebileceği, bu bununla birlikte ödeme emrinde talep edilen onama harcının ve Bünyan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/130 E. sayılı dosyası Yargıtay vekalet ücretinin ödendiğine dair davacı tarafça her hangi bir delil ibraz edilmediği, dosyada bu ödemelerin yapıldığına dair delil bulunmadığı anlaşılmakla bu taleplerin yerinde olmadığı, 92.000,00 TL fark bedelinin sözleşmede belirtilmediği, bu nedenle karşı taraftan talep edilemeyeceği, gerekçesiyle davalı... şirketi yönünden davanın kısmen kabulüne, işbu davalının itirazının kısmen iptali ile Bünyan İcra dairesinin 2018/12 takip sayılı dosyasının 440.953,50 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalılar ..., ..., ... yönünden davanın reddine, icra inkar tazminatının alacak likit olmadığı gerekçesiyle reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebi şartları oluşmadığından ve takas mahsup talebinin ilgili davalarda verilecek kararların takas ya da mahsubunun hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyanın aynı sözleşmeden kaynaklanan ve aynı taraflar arasında görülen Bünyan Asliye Hukuk Mahkemesinin (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2014/374 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesi ve yargılamanın bu dosya üzerinden devam etmesi gerekirken birleştirme konusunda karar verilmemiş olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, dava konusu protokolde davacının kendi üzerine düşen edimleri yerine getirmemiş olması nedeniyle müvekkilleri tarafından akde aykırılığa dayalı dava açıldığını, söz konusu dava işbu davadan önce olduğunu, mahkeme kararı ile protokol gereğince hiçbir edimini yerine getirmeyen davacı müvekkillerinden alacaklı hale geldiğini, borçlarını ödemeyen davacıya kanun eliyle alacak hakkı tanınarak alacaklarını alamayan müvekkillerinin bir kez daha mağdur edildiğini, kararın bu nedenlerle açıkça hukuka aykırı olup ortadan kaldırılması gerektiğini, davacı dava konusu 17.04.2014 tarihli protokol gereğince kendi edimlerini yerine getirmeden müvekkillerinden talepte bulunamayacağından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 97 nci maddesi gereğince davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili... Petrol Tarım ve Su İmalatı Nak. San. Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olup kararın bu nedenle de ortadan kaldırılması gerektiğini, takas mahsup talebinin reddine karar verilmesinin de açıkça hukuka aykırı olduğunu, hiçbir şekilde borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte biran için müvekkilinin dava konusu borçtan sorumlu olacağı kabul edilse dahi bu sorumluluğun protokolde belirtilen davada mahkemece hükmedilen ana para ile sınırlı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmün aleyhe olan kısımları yönünden istinaf başvurusunda bulunduklarını, ikame edilen davanın, davalılar ..., ... ve ... yönünden reddine karar verilmesinin yanlış ve isabetsiz olduğunu, bu kişilerin 17.04.2014 tarihli protokolün tarafları olduğunu ve bu protokolü imzalayıp kabul etmekle birlikte sorumluluk altına girdiğini ve diğer davalı ... Ltd. Şti. İle birlikte müştereken ve müteselsilen dava konusu talepler yönünden sorumlu olduklarını, her ne kadar kurulacak şirketin de sorumlu olacağı ilkesi bu davalıların da attıkları imzadan dolayı açıkça sorumlu olmalarını gerektirdiğini, taraflar arasındaki protokolden kaynaklanana farkın kabul edilmemesi hususunun yanlış ve isabetsiz olduğunu, icra inkar tazminatı taleplerinin reddedilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamında toplanan deliller, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda yapılan tespit, hesaplama ve sair değerlendirmelerin dosya içeriğine ve yürürlükteki mevzuata uygun olduğu, Mahkemece kanıtların takdirinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf edilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere göre istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Uyuşmazlık, davacı şirket ile davalılar arasında düzenlenen protokol hükümlerine aykırılık nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin davalı şirket dışındaki diğer davalılara yönelik temyizi ve davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle;

A. Davacı vekilinin davalı şirkete yönelik temyizi yönünden
Davacı vekilinin davalı şirkete yönelik temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,

B. Davacı şirketin davalı şirket dışındaki diğer davalılara yönelik temyizi ve davalılar vekilinin Temyizi Yönünden;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.