Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

Sanık hakkında verilen beraat kararın temyiz edilerek bozulması üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Yerel Mahkemenin kararı ile sanığın, 13.05.2019 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olup kesinleşmesi nedeniyle, açıklanması geri bırakılan 10 ay hapis cezasına ilişkin hüküm açıklanarak imar kirliliğine neden olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği, dava konusu yeri sattığına, kararın bozulmasına vesaire ilişkindir.

Sanığın sahibi olduğu dairenin teras kısmını ruhsata aykırı olarak çatı yaparak kapattığı, bu suretle imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği mahkemece kabul edilmiştir.

A. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanık savunması, Zonguldak Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü cevabi yazısı, bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriği karşısında, sanığın imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği hususunda Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Sair Yönlerden
Sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrasında yer alan düzenlemeye göre, Mahkemece kendisine herhangi bir yükümlülük yüklenmeyen ve denetim süresi içinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında, önceki hükmün açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, yeniden değerlendirme sonucu, açıklanması geri bırakılan hükümdeki hapis cezası adli para cezasına çevrilmiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden, eleştirilen kısımlar dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.06.2024 tarihinde karar verildi.