213 syl.VUK Yasası Md.359/a-2,5237 syl.TCK.md.62 gereğince 10 ay hapis cezası ve temyiz isteminin reddine dair karar
Sanığın yokluğunda verilen kararın daha önce adresine usulüne uygun yapılmış bir tebliğ işlemi bulunmaması nedeniyle Tebligat Kanunun 35. maddesi uyarınca tebligat yapılması usulsüz olup, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.02.2007 gün 5/46-39 sayılı kararında da açıklandığı üzere, mahkemece 5271 sayılı CMUK. nun 232/6 maddesi uyarınca başvurulması olanaklı yasa yolunun, süresinin, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi zorunlu olup;yoklukta verilen hükümde sürenin ne zaman başlayacağının çelişkiye neden olmayacak şekilde gösterilmemesi nedeniyle temyiz süresinin işlediğinden söz edilemeyeceği cihetle,sanık müdafiinin kararı yasal sürede temyiz ettiğinin kabulü gerektiği anlaşılmakla,mahkemenin 10.02.2011 günlü temyizin reddi kararı kaldırılarak, incelenip gereği görüşüldü:
1- 213 Sayılı Kanunun 139/2. maddesinde incelemenin dairede yapılmasını gerektiren nedenlerden birinin varlığı önceden belirlenmeden faaliyetini sürdüren mükelleflere defter ve belgelerin ibrazı için yapılan tebligatların hukuken geçerli olmayacağı, sanığın savunmasında ...’nun yanında çalıştığını daha sonra şirketin maddi sıkıntıya girdiğini firma sahibinin işyerini kapatacağını ve yeni şirket kuracağını bu şirketi de üzerine yapacağını herhangi bir sıkıntı olmayacağını, maliyeden defter belge istenince bunu Hatice Hanıma bildirdiğini onunda şimdi veremeyeceğini daha sonra getireceğini söylediğini, sanık müdafii de temyiz dilekçesinde defter ve belgelerin serbest muhasebeci İsmail Hakkı Satıoğlu’nda olduğunu muhasebecinin defterleri vergi dairesine götürdüğünü ancak teslim alınmadığını beyan etmesi, kaçakçılık suçu raporuna göre ise defter ve belge istem yazısının tebliğ edildiği tarihte ticari faaliyetin sürdürüldüğünün belirtilmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi açısından, sanığın işyerinin tebligat tarihinde faal olup olmadığı araştırılarak, işyerinin kapatılmış olması halinde işyerinde vergi incelemesi yapılması zorunluluğunun bulunmadığı, 213 sayılı Kanunun 139/2. madde ve fıkrasındaki istisnai şartların varlığının kabulü gerekeceği diğer yandan işyerinin gerçek sahibinin kim olduğu araştırılarak sanığın savunmasında ismi geçen ... ile muhasebeci İsmail Hakkı Satıoğlu dinlenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun taktir ve tayini gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre;
2-Olumsuz kişiliğine ilişkin bir bilgi bulunmayan ve “yargılama sürecindeki davranışları” gerekçe gösterilerek uygulanan temel cezadan taktiri indirim yapılan ve sabıkasız olan sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatini uyandıran nedenler açıklanmadan ve duruşmadaki tutum ve davranışları gerekçe gösterilerek CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmek suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.