Sanık hakkında bozma ilamları üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.03.2010 tarihli iddianamesiyle sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 96 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen, çocuğa ya da kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye eziyet yapma ve aynı Kanun'un 103 üncü maddesinde düzenlenen çocuğun basit cinsel istismarı suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.05.2010 tarihli kararıyla sanığın çocuğa ya da kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye eziyet yapma suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına; çocuğun basit cinsel istismarı suçundan ise beraatine karar verilmiştir.
3. Katılan ... vekilinin ve sanık müdafiinin kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 05.05.2014 tarihli ilamıyla; sanığın eyleminin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturabileceği nazara alınarak, bu suçla ilgili yargılama yapma, delilleri değerlendirme ve suç vasfının tayini ile bağlantı nedeniyle diğer suça bakma görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma ilamına uyularak; Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.09.2014 tarihli hükmüyle dosyanın Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.04.2015 tarihli hükmüyle sanığın eziyet suçundan 4 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına; üçüncü derece kan hısımı olan çocuğa cinsel istismar suçundan 9 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
6. Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.04.2015 tarihli hükmünün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 10.11.2020 tarihli ilamıyla sanığın eziyet suçundan alt sınırdan uzaklaşılarak, tek hüküm kurulması gerektiği halde çocuğun cinsel istismarı suçundan da hüküm kurulması nedeniyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
7. Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.04.2021 tarihli kararıyla Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 10.11.2020 tarihli ilamına uyulmasına karar verilmiş ve sanığın çocuğun basit cinsel istismarı suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına, eziyet suçundan ise 6 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz istemi; eziyet suçundan kurulan hükme yönelik olup; mağdur çocuğun halası olan müvekkilinin atılı suçu işlemediğine, mağdur çocuğun amcası tarafından eylemin gerçekleştirildiğine ve "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine; aksi halde 5237 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinde düzenlenen kötü muamele suçundan hüküm kurulması gerektiğine ilişkindir.
1. Dava konusu olay; sanık ... ...'ün, suç tarihinde dokuz yaşındaki öz yeğeni olan katılan ...'ün cinsel organını ısıtılmış metal bıçakla yakmak, bir çok bölgesini pense veya kerpetenle sıkma, terlik, tokat ve tekme atarak dövme şeklindeki eylemlerle eziyet suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
2. Aile nüfus kayıt örneğinin (Ulusal Yargı Ağı Projesi) UYAP ortamından incelenmesinde; sanık ... ..., 05.07.2010 doğum tarihli ...'ün halasıdır. ... katılan çocuk ...'ün velayet hakkına sahiptir; ayrıca sanık ... ...'ün babasıdır. Menfaat çatışması gözetilerek katılan çocuk her aşamada vekille temsil edilmiştir.
3. Katılan çocuk ...; Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığında 05.01.2010 tarihinde sosyal çalışmacı bilirkişi ve avukat eşliğinde "Ben babamın ölümünden sonra dedemin yanında kalıyordum. Başka şehirde yaşayan Pınar ... beni yanına almak istediğini söyledi. Ben ağladım. Ağladığım için beni dövüyordu. Bir defasında parası kaybolmuştu. Bu parayı benim çaldığımı söyledi. Ben hayır dediysemde bana inanmadı. Elleriyle benim boğazımı sıktı. Tırnakları ile çizdi ve beni eşarpla boğmaya çalıştı. Ben ağladıkça bana daha çok vuruyordu. Fırınlı ocakta ısıttığı bıçağın ucuyla benim alt bölgeyi ve göbek kısmımı yaktı. Ayrıca bacaklarımı da yaktı. Bıçağı ısıtıp ısıtıp vücuduma bastırıyordu. Kafamı duvarlara vuruyordu. Beni sağa sola çarpıyordu. Ben çok hastalandım. Sonra beni buraya getirmiş hastaneye bırakıp geri gitmişler. Hastanede yattım. Ben Pınar halama gitmek istemiyorum. Halam Pınar bana çok kötülük etti. Niye beni bu kadar çok dövdüğünü bilmiyorum. Bana sen öl seni gömeceğim diyordu" şeklinde beyanda bulunmuştur. İfade sırasında bulunan sosyal çalışmacı Pınar Uğurlu katılan çocuğun beyanının samimi olduğunu ve itibar edilmesi gerektiğini bildirmiştir.
4. Sanık ..., 24.02.2010 tarihinde Cumhuriyet Savcılığında alınan savunmasında; katılan çocuğu kötü alışkanlıklarından kurtarmak için birkaç kez vurduğunu onun dışındaki suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir. 01.04.2010 tarihli duruşmada ise katılan çocuğa karşı hiç bir kötü eyleminin olmadığını beyan etmiştir.
5. Sanığın kabulüne, tanık beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre, katılan çocuk suç tarihleri olan 2009 yılı Haziran-Aralık döneminde sanığın gözetiminde kalmıştır.
6. Tanık K.A aşamalarda; akrabası olan sanığın, annesi babası olmayan katılan çocuğa eziyet ettiğini duyması nedeniyle 24.12.2009 günü Manavgat'a gelerek katılan ...'ü Gaziantep'e diğer akrabalarının yanına götürdüğünü, katılanın ileri derecede yaralı olması nedeniyle Gaziantep Çocuk Hastanesine yatırıldığını beyan etmiştir.
7. a-) Gaziantep 75. Yıl Kadın Hastanesinin 28.12.2009 tarih, 2610 sayılı raporunda; "her iki el bileğinde ve el sırtında muhtelif sayı ve ebatta eski yanık izleri, her iki bacak iç yüzde ekimoz ve sıyrık yaraları, sağ ayak tabanında kesici delici alet yarası, sağ kalça üzerinde 4 cm'lik sol kasık bölgesinde 4*6 cm lik 2. derece yanık yarası üzerinin pansumanla kapatılmış olduğu, bel bölgesinde muhtelif sayı ve ebatta ekimoz, laserasyonlar olup, boyun bölgesinde elle ve tülbentle boğma girişimi sonucu oluştuğunu ifade ettiği 10*6 cm lik iyileşmiş yara tamir dokusu, her iki ayak parmaklarda kerpetenle oluştuğunu ifade ettiği ekimoz ve sıyrık yaraları, sol gözde pitozis, ekimoz ve ödem, sağ gözde ekimoz olduğu; himen bölgesinde 1. ve 2. Derece yanık yaralarının bulunduğu, psikiyatrik durumunun geceleri ağlama, bağırma, korkulu tedirgin davranışlarının olduğu, akut stres bozukluğu teşhisi bulunmaktadır." şeklindedir.
b-) Gaziantep Şahinbey Araştırma Hastanesinin 11.01.2010 tarih ve 10 sayılı raporunda; katılan çocuğun, vücudunun her yerinde kabuk bağlamış yara ve yanık izlerinin bulunduğu, olaylar nedeniyle basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve hayati tehlike geçirecek derecede yaralandığı bildirilmiştir.
Her iki rapor da katılan çocuğun aşamalardaki anlatımlarıyla uyumludur.
8. Mahkemesince bozma ilamlarına uyularak; sanığın, eziyet suçundan alt sınırdan uzaklaşılarak mahkumiyetine karar verilmiştir.
1.Sanık müdafiinin, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine dair temyiz isteminin incelenmesinde;
Oluşa, tüm dosya kapsamına ve bozma ilamlarına göre; katılan çocuk ...'ün, halası olan sanığın kendisini sürekli dövdüğüne, boğazını sıktığına, kafasını duvarlara vurduğuna, bıçağı ısıtıp vücudunun farklı yerlerini yaktığına ilişkin olan aşamalarda değişmeyen beyanları ile bu beyanlarla uyumlu "olay ve olgular" bölümünün 7 nci maddesinde detaylandırılan Gaziantep 75. Yıl Kadın Hastanesinin 28.12.2009 tarihli, 2610 sayılı raporu ile Gaziantep Şahinbey Araştırma Hastanesinin 11.01.2010 tarihli 10 sayılı raporu ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; mahkumiyet kararına yönelik mahkemenin kabul ve uygulamasında isabetsizlik görülmemiştir.
2. Sanık müdafiinin, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne ve sanığın suçu işlediği kabul edilse dahi eyleminin kötü muamele suçunu oluşturduğuna dair temyiz isteminin incelenmesinde;
5237 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinde "Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi..." ibaresi yer almakta; yasada eziyet kabul edilen eylemler tanımlanmamaktadır. Madde gerekçesinde ise "Eziyet olarak, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. Aslında bu fiiller de kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedirler. Bir süreç içinde süreklilik arzeder bir tarzda işlenen eziyetin özelliği, işkence gibi, kişinin psikolojisi ve ruh sağlığı üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi, eziyetin bu kapsamda işlenen fiillere nazaran daha ağır ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir." denilmektedir. Dairemizin 2021/18090 Esas, 2024/1209 Karar sayılı ve 2021/3207 Esas, 2021/18333 Karar sayılı ilamları başta olmak üzere süregelen uygulamalarına göre; eziyet suçunu 5237 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinde düzenlenen kötü muamele suçundan ayıran özellik; eziyet suçunun işkence suçuyla benzer şekilde süreklilik ve sistematik unsurlarını bünyesinde barındırmasıdır.
Bu açıklamalar ışığında, sanığın kabulüne ve tanık beyanlarına göre; katılan çocuk, 2009 yılı Haziran-Aralık ayları arasında halası olan sanığın yanında kalmaktadır. "Olay ve olgular" bölümünün 7 nci maddesinde detaylandırılan Gaziantep Şahinbey Araştırma Hastanesinin 11.01.2010 tarihli 10 sayılı ve Gaziantep 75. Yıl Kadın Hastanesinin 28.12.2009 tarih, 2610 sayılı raporlarına göre; katılan çocuğun vücudunun farklı bölgelerinde çok sayıda ekimoz, farklı derecelerde çok sayıda yanık olması ayrıca yeni yaralanmaların yanısıra eski olup iyileşmekte olan, kabuklanan yaralanmaların da bulunması, kerpetenle oluşmuş yaralanmaların ayrıca ayak tabanlarında kesici delici alet yaralanmalarının bulunması ayrıca pskiyatrik olarak da akut stres bozukluğu teşhisi konulduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın, katılan çocuğun hem bedensel hem ruhsal yönden acı çekmesine neden olduğu eylemlerinin sistematik ve sürekli olduğu, uzun sürece yayıldığı anlaşıldığından; suç vasfına yönelik mahkemenin kabul ve uygulamasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.04.2021 tarihli, 2021/8 Esas ve 2021/129 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.03.2024 tarihinde karar verildi.