Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.04.2015 tarihli ve 2013/691 Esas, 2015/356 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2. Hükmün katılan tarafından temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 27.01.2021 tarihli ve 2017/35893 Esas, 2021/729 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma sonrası yapılan yargılamada Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.01.2022 tarihli ve 2021/499 Esas, 2022/436 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 53 üncü ve 52,62,51 inci maddeleri uyarınca, 1 yıl 15 gün hapis 100,00 TL adli cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulmasını talep etmiştir

Suç tarihinin katılanın PTT yoluyla sanığın hesabına en son para gönderdiği 21.07.2011 tarihi olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;

1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Türk Ceza 157 nci maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 21.07.2011 olan suç tarihinden, temyiz inceleme tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu belirlenmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına,
TEVDİİNE,

04.06.2024 tarihinde karar verildi.