Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Konya 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.04.2015 tarihli ve 2012/852 Esas, 2015/187 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 51 inci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 7.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
2. Kararının katılanlar vekili ve Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 02.12.2019 tarihli ve 2019/10141 Esas, 2019/13577 Karar sayılı kararı ile uzlaştırma hükümlerinin uygulanması zorunluluğu nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Konya 9. Asliye Ceza Mahkemesinin,23.02.2021 tarihli ve 2019/810 Esas, 2021/158 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 10.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafinin temyiz isteği; bozma öncesi müvekkili hakkında cezanın ertelenmesine rağmen yeniden yapılan yargılamada yeni bir delil olmamasına rağmen cezanın teşdiden verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, katılan şirketin sanık ve diğer çalışanlar hakkında bu şekilde suç duyurusunda bulunduğu, bu durumun araştırılması gerektiği, bu suretle usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
1. Sanığın, katılanlara ait hayvansal ilaç pazarlaması üzerine faaliyet gösteren ... Ecza Deposu şirketinde satış sorumlusu olarak çalıştığı, sanığın görev alanındaki bölgede eczacılık ve veterinerlik işi ile uğraşan şikayetçilere şirket adına mal pazarladığı, tahsilat yaptığı, sanığın şikayetçilerden aldığı paranın bir kısmını uhdesinde tutarak şirkete teslim etmediği iddiasıyla yapılan soruşturma neticesinde sanık hakkında atılı suçtan dava açılmıştır.
2. Yapılan bilirkişi incelemesine göre sanığın suç ihbarından sonra katılanların bir kısım zararını karşıladığı ancak katılanlar kısmi zarar giderimi sebebiyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza göstermemişlerdir.
3. Mahkemece tüm dosya kapsamına dayanılarak;sanığın üzerine atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak katılanların zararlarının giderilmemiş olması sebebiyle uzlaşma teklifini kabul etmedikleri uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmakla sanığın cezalandırılmasına dair temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
1. Sanığın farklı zamanlarda eylemlerini gerçekleştirmesi sebebiyle hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeksizin eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. ancak;
5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi ikinci fıkrası ve bu maddeye göre çıkarılan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 38 inci maddesindeki "Uzlaştırma ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri yargılama giderlerinden sayılır, ilgili ödenekten karşılanır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda, bu ücret ve giderler Devlet Hazinesi üzerinde bırakılır, Uzlaşmanın gerçekleşmemesi halinde uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri hakkında Kanun'un yargılama giderlerine ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü uyarınca
3. Konya 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.04.2015 tarihli ve 2012/852 Esas, 2015/187 Karar sayılı kararının sanık lehine bozulması nedeniyle, lehe bozma sonrası uzlaştırma gideri dışındaki yargılama giderlerinin sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, anılan hukuka aykırılık Yargıtay tarafından düzeltilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin bölüm çıkarılarak yerine "Bozma öncesi yapılan yargılama gideri ile bozma kararı sonrası yapılan uzlaştırmacı giderinin sanıktan tahsili ile hazineye gelir kaydına, bozma sonrası yapılan uzlaştırmacı gideri dışındaki diğer yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.06.2024 tarihinde karar verildi.