Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 10.09.2012 tarihinde işleteni..., sürücüsü ... olan aracın tek taraflı karıştığı trafik kazası sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan... ile sürücü ...'in vefat ettiği, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmadığından 19.06.2018 tarihinde ölen...'in annesi ...'ya 52.087,00 TL ve babası ...'ya 34.132,00 TL olmak üzere toplam 86.219,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiği, müvekkilinin bu ödeme nedeni ile araç işleteni ve sürücüsüne rücu hakkı bulunduğu, araç işleteni... ile sürücü vefat ettiği için mirasçısı ... aleyhine Buldan İcra Müdürlüğünün 2018/404 takip sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine başlanılmış ise de, davalı borçlunun itirazı üzerine icra takibinin durduğunu, dava dışı işleten... hakkında icra işlemlerinin devam ettiğini belirterek tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının ölen annesi...'in ev hanımı olduğunu bir gelirinin bulunmadığını, kendi anne ve babasına destek olmadığı gibi onlardan destek alacak konumda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; trafik kazasının meydana gelmesine fren arızasının sebebiyet olduğu, davalının murisi olduğu araç sürücünün bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müteveffa sürücü İsmail'in ceza davasında ve kaza tespit tutanağında kusurlu bulunduğunu, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda ise İsmail'in kusursuz olduğunun belirlendiğini, fren arızasının bakım eksikliğinden kaynaklandığını, sürücünün malikin oğlu olduğunu, o nedenle aracı sürekli kullanıp kullanmadığının değerlendirilmesi gerektiğini KTK m.86 uyarınca araç maliki, işletenleri ve taşımacıların teknik arızadan sorumlu olduklarını belirtmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 28.06.2019 günlü raporunda; müteveffa sürücü ...'in sevk ve idaresindeki kamyonu ile seyrini sürdürdüğü esnada aracında meydana gelen fren arızası nedeniyle aracının kontrolünü kaybederek yol dışı kaldığının; meydana gelen kazada atfı kabil bir kusuru bulunmadığının, kamyonda meydana gelen fren arızasının kazanın meydana gelmesi üzerine asli derecede etken olduğunun mütalaa edildiği, yine ceza soruşturması dosya içeriğine göre trafik kazasının kamyonun freninin boşalması sonucu gerçekleştiğinin belirlendiği, kazaya karışan kamyonun devamlı suretle davalının murisi olan araç sürücüsü ...'in bakım ve gözetiminde bulunduğu, aracın bakımından ...'in sorumlu olduğu yolunda yeteri kadar delil bulunamadığı, davacı tarafça da bunun aksini gösteren delil ve belge sunulmadığı dikkate alındığında, fren boşalması sonucu meydana gelen trafik kazasında davalının murisi ...'e atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kusur raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, çelişkileri gideren kusur raporu alınması gerektiğini, fren arızasının mücbir sebep olmadığını, bakım eksikliği olduğunu, sürücünün ehliyetinin olmadığını ve kazaya aracın bakımsızlığının neden olduğunu belirterek kararının bozulmasını istemiştir.

10.09.2012 tarihli tek taraflı trafik kazası nedeniyle yapılan tazminat ödemesinin rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali isteğine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, ... Yönetmeliği'nin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir suretin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.