Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 17.10.2017 tarihinde sürücüsü olduğu araç ile davalıya sigortalı aracın karıştığı çift taraflı kazada müvekkilinin yaralandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava açmadan sigorta şirketine ibrazı gereken evraklar tamamlanarak usulüne uygun müracaatının bulunmadığını, davanın kazaya karışan Yusuf Demirci'ye ihbar edilmesini, sigorta poliçe limitinin 330.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, dava dışı sigortalı araç sürücüsünün kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, yeni ZMMS genel şartlarına göre sürekli sakatlık tazminatı hesaplanması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Uludağ Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan maluliyete esas rapora göre, kaza tarihinde yürürlükte olan 30.03.2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, davacıda herhangi bir sürekli sakatlık halinin bulunmadığı, davacıda tespit edilen kaza öncesi uygulanan artrodez ameliyatına bağlı eklem hareket kısıtlılığı ile 17.10.2017 tarihli trafik kazası arasında illiyet bağı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; her ne kadar daha önce bir operasyon geçirilmiş ise de davaya konu kazadan önce davacının maluliyeti bulunmadığını, yeni bir rapor alınması gerektiğini, kusur raporunun da yetersiz olduğunu, dilekçe ekinde sundukları Bursa Devlet Hastanesinin 13.12.2018 tarihli % 17 oranlı engelli sağlık raporunun kazadan sonra düzenlendiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan ve kaza tarihinde yönetmelikte olan Yönetmeliğe göre düzenlenen raporda tüm tıbbi kayıtlar incelenerek kaza öncesi sağ kalçaya uygulanmış artrodez ameliyatına bağlı sağ kalça ankiloze olduğundan sağ alt ekstremitedeki kısalık, kas gırcı ve eklem hareket kısıtlılığından kaza ile illiyet bağı bulunmadığı, ibraz edilen 2022 sayılı Yasa uygulanarak hazırlanan engelli sağlık kurulu raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığı gibi ilk derece yargılaması sırasında sunulan bir delil olmadığından dikkate de alınamayacağı mahkeme kararının usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği nedenleri tekrar ederek kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.

Uyuşmazlık, çift taraflı trafik kazası sonucu oluşan maluliyet nedeniyle talep edilen tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Kanun'un 85,89,90,91 inci maddeleri

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.