Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin davacı hakkında aynı yargılama kapsamında 2313 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan beraat beraat kararı kesinleşmiş ise de zimmet suçundan verilen beraat kararının kesinleşmediği, bu haliyle davanın CMK 141/1-e maddesinde öngörülen koşulları taşımadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davacının tutuklamaya konu suçtan beraat ettiği ve beraat kararının kesinleştiğine, henüz kesinleşmeyen zimmet suçunun ise tutuklamaya konu edilmediğine, tutuklamaya konu suçtan verilen beraat kararının kesinleşmiş olması nedeniyle tazminat koşullarının oluştuğuna ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/374 Esas – 2017/595 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının 26.05-2016-07.11.2016 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kaldığı, davacı hakkında 2313 sayılı Kanuna Muhalefet ve zimmet suçlarından kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda her iki suçtan da beraatine hükmedildiği, 2313 sayılı kanuna Muhalefet suçundan verilen beraat kararının 25.10.2018 tarihinde kesinleştiği, zimmet suçundan verilen beraat kararının ise temyiz incelemesinde olduğu, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, davacı hakkında aynı yargılama kapsamında zimmet suçundan verilen beraat kararının henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle dava açma koşullarının oluşmadığı belirlenerek davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesince bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1-Bölge adliye mahkemesi ve ilk derece mahkemesi karar başlığında dava konusunun ''Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat'' olarak belirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Her ne kadar ilk derece mahkemesince davacı hakkında aynı yargılama kapsamında yargılamaya konu tüm suçlardan verilen beraat kararlarının kesinleşmemiş olduğu gerekçesiyle davanın CMK'nın 141/1-e maddesi gereğince reddine karar verilmiş ise de, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelere göre davacı hakkında 2313 sayılı Kanuna muhalefet ve zimmet suçlarından yargılama yapıldığı, yargılama sonucunda her iki suçtan beraatine karar verildiği, 2313 sayılı Kanuna muhalefet suçu yönünden verilen beraat kararının 25.10.2018 tarihinde kesinleştiği, zimmet suçu yönünden verilen beraat kararının ise katılan Kurum tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay incelemesinde olduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında davacı hakkındaki gözaltı, tutuklama ve tahliyeye ilişkin müzekkere ve belgelerin Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde onaylı birer sureti ilgili ceza mahkemesinden temin edilip dosya içine alınarak, tutuklama müzekkeresinin hangi suça ilişkin olduğu, davacının bu suçtan beraat edip etmediği, beraat etmiş ise kararın kesinleşip kesinleşmediği, tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihlerinin ceza infaz kurumundan sorulması suretiyle davacının tutuklama ve tahliye tarihleri ile infaz edilen sürenin tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi sonrası bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm tesisi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Viranşehir Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.06.2024 tarihinde karar verildi.