İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz edildiği yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.03.2021 tarihli ve 2020/201 Esas, 2021/117 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun
(5237 sayılı Kanun) 82/1-d, 35/2, 62/1,53/1. maddeleri uyarınca 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 26.05.2021 tarihli ve 2021/1137 Esas, 2021/1160 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı (lehe), katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a. maddesi uyarınca "katılan Bakanlık lehine vekâlet ücreti verilmesi ve emanete ilişkin hususların" düzeltilmesi suretiyle esastan reddine,
Karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın öldürme ve yaralama kastı olmadığına, mağdurun kaza ile yaralandığına, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
1. Sanık ile mağdur ...'nın olay tarihinde resmi nikahlı evli olup ayrılık sürecinde oldukları, mağdur ...'nın iş yerinde bulunduğu sırada sanığın konuşmak için Sema'nın iş yerine geldiği, Sema'nın patronlarının "iş çıkışı konuşun" demesi üzerine sanığın oradan ayrılıp evden bıçak alıp geri döndüğü, iş yerinde bulunan eşi Sema'ya bıçakla saldırdığı, arbede sırasında Sema'nın yere düştüğü, bıçağın kendisine isabet etmediği, bu sırada iş yeri çalışanlarının sanığa müdahale ettiği, tekrar Sema'ya yönelmesini engelledikleri, sanığın üzerine atılı resmi nikahlı eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işlediği kabulü ile mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, taksir hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı, mağdurdan kaynaklanan sanığa yönelen haksız bir söz ya da eylem bulunmadığından sanık lehine haksız tahrik indirim hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedeni dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Dosya içeriğine göre; sanığın ayrılık sürecinde olduğu resmi nikahlı eşi olan mağdur ...'nın iş yerine konuşmak üzere gittiği, mağdurun patronunun "iş çıkışı konuşun" demesi üzerine oradan ayrılıp bir süre sonra tekrar geldiği, eşine bıçakla saldırdığı, mağdurun kendini koruması ile sanığın bıçağı isabet ettiremediği, sanığın elindeki bıçağı mağdurun öldürücü vücut bölgesine hedef gözeterek vurmak istediğine dair kesin bir delilin bulunmadığı devamında da araya girenlerin müdahalesi ile sanığın iş yerinden kaçarak uzaklaştığı olayda; sanığın saldırı esnasında "seni öldüreceğim" şeklindeki sözlerinin tek başına sanığın öldürme kastını göstermediği, sanığın olay sırasında yaralanmayan mağdura yönelik olarak öldürme kastıyla hareket ettiği hususunun büyük ölçüde şüphede kaldığı, mağdurun vücut bütünlüğüne yönelik sanığın bıçaklı saldırı şeklindeki eylemi ile ortaya çıkan kastının yaralamaya teşebbüs olduğu anlaşıldığından, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 86/2, 86/3-a-e, 35 maddeleri gereğince
temel cezada alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde (3) numarada açıklanan "suç vasfının hatalı belirlenmesi" nedeniyle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 26.05.2021 tarihli ve 2021/1137 Esas, 2021/1160 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2 maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b. maddesi uyarınca takdiren İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.06.2024 tarihinde karar verildi.