Kabahatli hakkında, 6222 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, ceza verilmesine yer olmadığına, koruma ve tedavi tedbiri uygulanmasına karar verilmiş, bu karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 26.06.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2022 tarihli ve KYB - 2022/96807 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.07.2022 tarihli ve KYB - 2022/96807 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, kayden 15/03/2002 doğumlu olup, suç tarihi olan 26/01/2020 tarihi itibariyle 15-18 yaş grubu aralığında bulunan suça sürüklenen çocuk ...'in, Konak Gürsel Aksel Stadyumunda saat 16.00 itibariyle oynanan Göztepe-Beşiktaş Süperlig müsabakasında, maçın 30. dakikasında 15-20 kişilik göztepe taraftar grubunun içinde stadyumun girilmesi yasak olan çatı kısmına girdiğinden bahisle hakkında eylemine uyan 6222 sayılı Kanun'un 16/1. maddesi gereğince işlem başlatıldığı, Mahkeme aşamasında aldırılan ve hükme esas olan 17/02/2021 tarihli ve ... protokol numaralı Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Kurul Raporunda, çocuğun klinik olarak normal zekada olduğunun değerlendirildiği ve işlediği fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin var olan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu tanısı nedeniyle önemli ölçüde azaldığının bildirilmesi üzerine, suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32/1. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilip, anılan Kanun'un 57/1. maddesi gereğince koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilmiş ise de;
Suça sürüklenen çocuğun 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi gereğince suçu işlediği sırada akıl hastalığı veya zayıflığı nedeniyle eylemin hukuksal anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini tamamen kaldıracak veya önemli ölçüde azaltacak şekilde akıl hastalığının ve ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda anılan maddede öngörülen kriterlere göre Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan rapor alınarak sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun tespiti gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309-310. maddelerinde düzenlenen “Kanun Yararına Bozma” olağanüstü kanun yollarındandır.
Kanun yararına bozma yasa yolu; istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi sebebiyle dar kapsamlı olup her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir.
Kanun yararına bozma, ülke sathında uygulama birliğini sağlamak ve farklı uygulamalar sebebiyle oluşabilecek kayıpların önlenmesi açısından kabul edilmiş bir olağanüstü kanun yolu olup, ikinci bir temyiz yolu değildir.
Delillerin değerlendirilmesi ve takdire yönelik konularda Kanun Yararına Bozma olağanüstü kanun yoluna başvurulamayacağı gerek Ceza Genel Kurulu gerekse daire kararlarıyla kabul edilmiştir.
Bu itibarla delillerin takdiri ile suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32/1. maddesinin uygulanması konusundaki mahkemenin kabul ve takdirine yönelik kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.06.2024 tarihinde karar verildi.