Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız tutukluluk nedeniyle 100.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın, maddi tazminat yönünden ilgili oldukları dönemden itibaren, manevi tazminat yönünden ilk tutuklama tarihi olan 03.12.2010 tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin, davacı hakkında ilk olarak çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan tutuklama kararı verildiği ve yargılama devam ederken tahliyesine karar verildiği, ikinci olarak çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hükmen tutuklanmasına karar verildiği, yapılan yargılama sonunda suç vasfının reşit olmayanla cinsel ilişki suçuna dönüştüğü ve bu suç bakımından suç tarihi ile şikayet tarihi arasında 6 aylık şikayet süresinin dolmuş olduğu gerekçesiyle düşme kararı verildiği, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise beraat kararı verildiği, her iki hükmün de 08.07.2020 tarihinde kesinleştiği, CMK'nın 144/1-c hükmü uyarınca düşme kararı verilen durumlarda tazminat isteme koşullarının oluşmadığı, her ne kadar kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat kararı verilmiş ise de bu suça yönelik tutuklama müzekkeresinin hiç infaz görmemiş olması nedeniyle tazminat isteme koşullarının oluşmadığından bahisle reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı lehine hak ve nesafet ilkeleri uyarınca maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davacının muhakeme şartı gerçekleşmemiş bir suçtan dolayı 1015 gün haksız şekilde tutuklu kaldığına, tutuklulukta geçen sürenin yalnızca cinsel istismar suçuna özgülenemeyeceğine, davacının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da tutuklandığına, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulü yerine davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/228 Esas – 2015/41 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacı hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kamu davası açıldığı, yargılama sürecinde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 03.12.2010-22.06.2012 tarihleri arasında 567 gün tutuklu kaldığı, yargılama sonucunda 28.09.2013 tarihinde her iki suçtan mahkumiyetine ve hükümle birlikte tutuklanmasına karar verildiği, Yargıtay incelemesi neticesinde hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma sonrası tahliyesine karar verildiği, bu şekilde 28.09.2012-18.12.2013 tarihleri arasında 446 gün tutuklu kaldığı, bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde suç vasfının reşit olmayanla cinsel ilişki suçuna dönüşmesi ve bu suç bakımından suç tarihi ile şikayet tarihi arasında 6 aylık sürenin geçmiş olduğu gözetilerek düşme kararı verildiği, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından ise beraat kararı verildiği, düşme ve beraat kararının 08.07.2020 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen beraat hükmünün davacı asile tebliğ edilmediği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, düşme kararı verilen hallerde tazminat isteme koşullarının oluşmayacağı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin tutuklama müzekkeresinin ise hiç infaz görmediği, bu itibarla kanunda öngörülen yasal şartların oluşmadığı belirlenerek davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesince bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Dairemizce gidilen görüş değişikliğine göre; 5271 sayılı CMK'nın 144/1-c maddesinde genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülen kişilerin tazminat isteyemeyeceğinin belirtildiği, tazminat istemeyecek hallerin belirlenmesine ilişkin nedenlerin niteliği dikkate alındığında, bu hallerin, suçun işlenmesi sonrası değişen taraf iradelerine ya da devletin tasarruflarına dayalı olarak, sanığa ceza verilmemesini öngören kurumlar olduğu,

Somut olayda davacının tazminata konu ceza yargılamasındaki eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçuna dönüştüğü ve bu suça ilişkin düşme kararı verildiği, düşme kararı verilen hallerde tazminat isteme koşullarının oluşmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, düşme kararının şikayetten vazgeçme nedenine dayanmadığı, nazara alınarak davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.06.2024 tarihinde karar verildi.