İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı, alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatmış olduğu icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine, davalı borçlunun itiraz etmesi üzerine davacı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece itirazın kaldırılarak takibin devamına ve kiralananın tahliyesine karar verilmesi üzerine karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından sözlü kira sözleşmesine dayanılarak 12.5.2010 tarihinde kira alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatılmıştır. Davalı yasal süresinde icra takibine yapmış olduğu itirazında kiracılık ilişkisine karşı çıkarak, alacaklı ile aralarında yazılı ya da sözlü kira sözleşmesi olmadığını ileri sürmüş yargılama sırasında da aynı itirazını tekrar etmiştir. Davacı alacaklı, İcra İflas Kanunu'nun 269/b-1. maddesi hükmüne göre, noterlikçe tanzim edilmiş veya tasdik edilmiş ya da imzası ikrar edilmiş bir kira sözleşmesine dayanmadığı ve sözlü akdin varlığı da davalı tarafından inkar edildiğine göre uyuşmazlığın halli yargılamayı gerektirdiğinden mahkemece istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenle kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 15.9.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.