Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 06.07.2016 tarihinde müvekkiline Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile sigortalı aracın dava dışı sürücü ... sevk ve idaresinde iken %100 kusuru ile tek taraflı olarak meydana gelen trafik kazası yaptığı, istiap haddini aşan aracın içerisinde bulunan yolculardan ...'ın ölümüne sebebiyet verdiği, kaza sırasında davacı şirket nezdinde davalının adına sigortalı ve davalının maliki olduğu Renault Broadway 1.4 RL modeli olan sigortalı araç hususi otomobil olduğu, 1 şoför ve 3 yolcu olmak üzere 4 kişi taşıma kapasiteli olduğu, kaza anında sigortalı aracın istiap haddi aşılarak 1 şoför 5 yolcu olmak üzere toplam 6 kişinin araçta bulunduğu, yolculardan ...'ın işbu kaza sonucu vefat ettiği, kaza nedeniyle müteveffa ...' ın desteğinden yoksun kalan eşi ... için 102.789,39 TL, kızı ...için 10.923,27 TL, kızı... için 25.185,04 TL olmak üzere toplam 138.897,69 TL destekten yoksun kalma tazminatının işbu kişilerin vekili olan Av. ...'a 10.10.2016 tarihinde odendiğini, kaza sırasında 54 ZH 172 plaka nolu araç, dava dışı sürücü ... sevk ve idaresinde iken, araçta istiap haddini aşacak şekilde taşınan yolculardan ...'ın vefat etmesi nedeniyle ödenen 138.897,00 TL maddi tazminatın ödeme tarihi olan 10.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep etmiştir.

Davalı cevap dilekçesinde; sürücülüğünü ... 'ın yaptığı ve işleteninin müvekkili olduğu araçla meydana gelen tek taraflı kaza ile ilgili bilirkişi raporunda görüleceği ve ceza dosyasından da anlaşılacağı üzere tamamen sürücü ... 'ın yavaşlaması gereken bir mahalde dikkatsizce ve hızlı bir şekilde girdiği virajı alamaması neticesinde kazanın meydana geldiğini, söz konusu kazada hiçbir şekilde istiap haddinden bahsedilemeyeceğini, zarar gören haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkı başlıklı zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesi genel şartlarının B.4 maddesinde belirtildiği üzere kazanın istiap haddinden fazla yolcu taşınması yüzünden meydana gelmesi gerektiğini, açılan davanın yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi heyetinden alınan rapora göre kazanın oluşumunda istiap haddinin aşılması ile kaza arasında direk bir illiyet bağlantısı olmadığı ve sigortalıya rücu etmenin uygun olmadığı, kazanın davacı şirkete sigortalı araca alınan yolcu sayısı yönünden istiap haddinin aşılmasından kaynaklanmadığı sabit olduğundan ZMSS Genel Şartları B.4 maddesi (ç) bendi uyarınca davacı ... şirketinin davalıya rücu hakkının doğmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece aldırılan kök ve ek bilirkişi raporlarında dava konusu araçta kaza anında istiap haddinin aşıldığı kabul edilmiş olmasına rağmen kaza ile istiap haddinin aşılması arasında illiyet bağı kurulmadığını, oysa araçta istiap haddini aşacak şekilde yolcu taşınması sonucu aracın ağırlığının arttığını ve kaza mahalline gelindiğinde sürücünün fren yapmasına karşın aracın durmadığını ve virajı alamayarak yolun dışına çıktığının sabit olduğunu, aynı zamanda 4 kişinin bulunacağı araçta 6 kişinin bulunması sürücünün dikkatini bozacağından yoldaki virajın sürücü tarafından geç fark edildiğini, yine araçta 4 kişi yerine 6 kişinin bulunması sebebiyle araçtaki yolcuların kaza anında emniyet kemerini bağlama imkanı olmamasından dolayı kaza sonucu ölüm olayı vuku bulduğunu, kaza ile istiap haddinin aşılması arasında illiyet bağı bulunduğunu belirtmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi kurulu kök ve ek raporunda; bütün hususi otomobillerin (genellikle Sedan tipi) taşıma kapasitesinin 1 sürücü ve 4 yolcu olmak üzere toplam 5 kişi olarak belirlendiği, buna rağmen bir yolcunun fazladan araçta bulunduğu, ancak araç sürücüsünün viraj levhasını gördükten yaklaşık 11 metre sonra virajı fark ettiğini ve 20 metrelik fren mesafesinin olduğu, aracın fren yapmaya başladıktan sonra 20 metrelik bir mesafede duramadığına göre aracın hızının 45 km veya daha üzerinde olduğu, aynı zamanda viraja girildikten sonra yapılan frenlemenin aracın savrulmasına da sebep olduğu, kazanın ağırlığın artmasından değil virajın geç fark edilmesi sonucu frene geç basılarak araç hızının azaltılamaması ve savrulma sonucu gerçekleştiği, dolayısıyla kazanın salt istiap haddinin aşılması sureti ile meydana gelmediğinin belirtildiği, sigorta şirketi tarafından ödenen tazminatın sigortalısından rücuen alınabilmesi için istiap haddinin aşılmasının kazaya münhasıran etkili olması gerektiği, sigorta şirketinin davalıya rücu şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçelerle başvurunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

zorunlu trafik sigortacısı tarafından zarar gören üçüncü kişilere ödenen tazminatın istiap haddi aşımı sebebiyle sigortalısından rücuen tahsili istemine ilişkindir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95 inci maddesinin ikinci fıkrası, Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları B.4 maddesi (ç) bendi.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup istiap haddinin aşılması nedeniyle işletene rücu edebilmesi için kazanın münhasıran istiap haddinin aşılmasından kaynaklanmış olması gerektiği gözönünde bulundurularak, konusunda uzman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda istiap haddi aşımının kazada tek etken olmadığının dosya kapsamına uygun biçimde tespit edildiği de dikkate alındığında, davacının davalı sigortalısına rücu hakkı bulunmasına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle,
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.