Red
BÖLGE ADLİYE

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince Yargıtay (kapatılan) 15.Hukuk Dairesinin bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalıya ait otelin tadilat ve tamirat işlerini yapmak üzere 55.000 TL bedelle anlaştıklarını, edimini ifa ederek 10.06.2014 tarihinde teslim ettiğini, ancak bakiye 35.000,00 TL’nin halen ödenmediğini belirterek, tahsilini talep etmiştir.

Davalı taraf ise; akdî ilişkiyi kabul ettiğini, davacı ile götürü bedelli bir sözleşme yaptıklarını ve bedelin ödendiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 27/03/2018 tarih ve 2016/352 Esas, 2018/139 Karar sayılı kararı ile işin yapıldığı otel davalı şirkete ait olmadığından, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.

1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 16/09/2019 tarih, 2019/528 Esas- 2019/3480 Karar sayılı ilamı ile; taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğunun davalının da kabulünde olduğu, sözleşme ilişkisi sabit olduğundan, otelin davalıya ait olup olmadığı, davalının faaliyet konuları arasında bulunup bulunmadığının neticeye etkili olmadığı, işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava değerinin HMK'nın 200. maddesi uyarınca işin yapıldığı tarih olan 2014 yılı itibariyle senetle ispat sınırı olan 2.500,00 TL'nin üzerinde kalması ve davacı tarafça delil olarak ibraz edilen puantaj defteri kayıtlarının her zaman tanzim edilebileceği göz önüne alınarak, HMK'nın 202. maddesi uyarınca delil başlangıcı olarak değerlendirilmediği, ispat kuralları çerçevesinde davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı yanca söz konusu tadilat işleminin müvekkili tarafından eksiksiz yapıldığını kabul edildiğini, söz konusu işin yapıldığını kabul etmesi sebebiyle, ispat yükünün karşı tarafa geçtiğini, iş karşılığı olan meblağın da eksiksiz olarak müvekkile ödendiğinin davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği, mahkeme tarafından senetle ispat sınırının altında kalması sebebiyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını beyan ederek kararı temyiz etmiştir.

Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.

6098 sayılı TBK’nın 470-486. maddeleri

1. Eser sözleşmesinde, yüklenicinin iş bedelinin tamamına hak kazanabilmesi için eseri tamamlayarak iş sahibine teslim ettiğini ispat etmesi gerekir. Kural olarak sözleşmenin feshedilmediği veya işten el çektiği kanıtlanmadığı sürece imalatın yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmelidir. Bu kabul fiili karine niteliğinde olup, iş sahibi bunun aksini iddia ediyorsa ispat etmesi gerekir.

2.Bu genel açıklamalar ışığında somut olaya gelince, davacı açmış olduğu dava ile davalıya ait otelin tamirat işlerinin yapılması hususunda davalı ile aralarında anlaştıklarını ve işi yapıp teslim etmesine karşın bakiye 35.000,00 TL bedelin ödenmediğini ileri sürerek, tahsilini talep etmiş, davalı ise aralarında sözleşme ilişkisini kabul etmiş, ancak götürü bedelle anlaştıklarını ve bedelin ödendiğini ileri sürmüştür. Yine davalı davacı tarafından iş bedelinin 55.000 TL olduğu yönündeki iddiasına itiraz etmemiştir.

3.O halde mahkemece yapılması gereken iş; iş bedeli 55.000,00 TL olarak kabul edilip, iş bedelinden davalı iş sahibi tarafından yasal delillerle ispatlanan ödemeleri mahsup ederek hüküm kurmaktan ibaret olup, ispat yükü davacıda kabul edilip yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1.Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA,

Temyiz peşin harcın talep halinde ilgilisine iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

04.06.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.