Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/04/2008 gün ve 2006/445-2008/211 sayılı kararı bozan Daire’nin 14/03/2011 gün ve 2009/9752-2011/2637 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin kurucu ortağı olduğunu, ana sözleşmenin 6.maddesinde, şirket sermayesinin dörtte birinin tescil tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde peşin olarak nakden ödenmesinin taahhüt edildiğini, davalının 160.000 YTL tutarlı hissesinin olduğunu, bu miktarın 1/4’ü olan 40.000 YTL’nı ödemediğini, yapılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirkete TMSF tarafından el konulduğunu, müvekkilinin taahhüt borcunu ifa etmesinin fiilen imkansız olduğunu, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.

Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, ve davacı vekilinin mahkemece hükmedilen faiz miktarına ilişkin karar düzeltme itirazlarının yerinde olmadığının anlaşılmış bulunmasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm karar düzeltme itirazlarının REDDİNE, davacı taraf harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 15/09/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.