SAYISI: 2019/2414 E.-2021/1580 K.
SAYISI: 2016/1522 Esas-2019/493 Karar
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'a ait ... plakalı aracın dava dışı sürücü...'ın sevk ve idaresinde iken 22.04.2008 tarihinde bisikletli ...a çarpması sonucu maddi hasarlı ve yaralamalı kaza meydana geldiğini, kazada dava dışı sürücünün alkollü (59,08 promil) ve %100 kusurlu olduğunu, Malatya 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2008/598 Esas-2009/447 Karar sayılı kararı ile cezalandırılmasına karar verildiğini, kaza nedeniyle dava dışı sürücü ...a 100.000,00 TL ödendiğini ileri sürerek bu bedelin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunduğunu, kusur oranı ve tazminat miktarını kabul etmediğini, aracı 2004 yılında sattığını, davacının iyi niyetli olmadığını, sürücüye dava açmadığını, davacının rücu hakkını kullanabilmesi için kazanın salt alkolün etkisi ile meydana geldiğinin ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde dava dışı sürücünün gündüz vakti çift şeritli geniş olan düz ve kuru yolda alkolün etkisi ile güvenli sürüş kabiliyetini kaybederek 30 metre firen yapmasına rağmen kaza yaptığını ve tamamen kusurlu olduğunu, alkolün etkisi ile bu kazanın meydana geldiğini, dava dışı sürücünün ehliyetsiz olarak araç kullandığı da dikkate alındığında davanın kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dosyadaki kazaya ilişkin raporlar, mahkeme tarafından nöroloji uzmanı ve trafik bilirkişisinden alınan asıl ve ek rapor ile Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulundan alınan raporların bir biri ile uyumlu olduğu, raporlarda kazanın meydana gelmesinde dava dışı sürücünün %100 kusurlu olduğu ve kaza anındaki 0,74 promil alkolün kazanın sırf alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediğinin tespitinin mümkün olmadığının belirtildiği" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçelerinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlere dayanarak kararın bozulması isteminde bulunmuştur.
trafik kazasından kaynaklı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,51 ve 54 üncü maddeleri,
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 91 inci maddesinin birinci fıkrası ve 85 inci maddesi ile 95 inci maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4/b ve c maddeleri uyarınca, sürücünün geçerli ve yeterli sürücü belgesi olmaması halinde ve aracın alkollü içki almış kişilerce kullanılması halinde meydana gelen kaza sonucunda üçüncü kişiye ödenen tazminat, sigortalıdan rücuen talep edilebilir. Sigorta şirketinin rücu edebileceği tazminat tutarı, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına ve zarar görenlerin gerçek zararına göre belirlenir. Somut olayda 22.04.2008 tarihinde davacıya sigortalı araç sürücüsünün alkollü ve ehliyetsiz olduğu sabittir. Bu durumda mahkemece rücunun kapsamının belirlenerek davalıdan tazminine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nun 371/1-a maddesi gereğince, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,