Mahkûmiyet, sabit tesis niteliğindeki ağaç, tel çit ve su isale
hattının müsaderesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanık müdafiin temyiz sebepleri; sanığın ağaçları dikmediğine ve su borusunu döşemediğine, bu itibarla üzerine atılı suça dair fiilinin mevcut olmadığına, suça konu yerde kadastro çalışmalarının kesinleşmediğine ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
Orman muhafaza memurlarınca yapılan kontroller esnasında, sanığın tapulu arazisine bitişik kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisindeki parça parça bilirkişi raporuna göre 6393m2 ormanlık arazide diri örtünün kaldırılarak içerisine 41 adet zeytin fidanının dikilmiş vaziyette olduğu, 734 m2'lik kısımda ise su isale hattı için kanal kazıldığı tespit edilmiştir.
Sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 93/1. maddesine muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmasında; suça konu yerin bir kısmını tapulu, diğer bir kısmını ise tapusuz biçimde satın aldığını, 2011 yılından beri bahse konu yeri kullandığını, açma yapmadığını, su borusu ile ilgisinin
olmadığını beyan etmiştir.
Mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen orman bilirkişisi raporunda; suça konu yerin tutanak tarihinden önce orman kadastrosunun kesinleştiği, 2011-2012 yıllarında orman diri örtüsünün kaldırıldığı, işgal edilen arazide yer alan zeytin fidanlarının 2-3 yaşlarında olduğu, su isale hattının 2015 yılında açıldığı belirtilmiştir.
Sanığın suça konu eylemleri gerçekleştirmediğini beyan ettiği görülmüş ise de, sanığın 2011 yılından beri dava konusu yeri kullandığını beyan etmesi, rapora göre açmanın 2011-2012 yıllarında yapılması ve suça konu yerde bulunan zeytin fidanlarının 2-3 yaşlarında olması karşısında zeytin fidanlarının sanık tarafından dikildiğinin sabit olması, rapora göre orman kadastrosunun tutanak tarihinden önce kesinleşmesi ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanık müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen hususlar dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
1. Suça konu sabit tesis niteliğindeki ağaç, tel çit ve su isale hattının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54/4 yerine 54/1. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi,
2. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 365/2. maddesinin aksine ceza davalarında şahsi hak talebi halinde mahkemece bu hususta da karar verilmesi gerektiği yolunda bir düzenleme bulunmaması ve 6831 sayılı Kanun'un 112,113 ve 114. maddeleri hükümleri karşısında; davada kendisini vekille temsil ettiren katılan idare lehine hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi ile yetinilmesi gerekirken ayrıca nispi vekâlet ücretine de hükmedilmesi isabetli bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği müsadereye dair hüküm fıkrasında yer alan "54/1" ibaresi çıkartılarak yerine "54/4" ibaresinin eklenmesi, vekâlet ücretine dair hüküm fıkrasında yer alan "ve müsadere edilenlerin değeri üzerinden hesaplanan 1.800 TL nisbi vekalet ücretinin" ibaresinin hükümden çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.03.2024 tarihinde karar verildi.