SUÇLAR: Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Yukarıda adı belirtilen Mahkemenin 24.06.2014 tarihli kararıyla sanık hakkında;

a. Hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 7.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,

b. Görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,

Karar verilmiştir.

2. Anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 18. Ceza Dairesince verilen bozma kararı sonrasında yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Yerel Mahkeme kararı ile;

a. Hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 7.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,

b. Görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,

Karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteğinin; sanığın atılı suçları işlemediğine, olayın tarafı olan polisler tarafından yapılan soruşturmadaki delillerin hukuka aykırı olduğuna, bu nedenlerle ve resen tespit edilecek sebeplerle hükümlerin bozulması gerektiğine yöneliktir.

Sanığın olay tarihinde alkollü olduğu ve aşırı gürültü yapmaları nedeniyle komşuları tarafından ihbar edildikleri, olaya müdahale etmek üzere gelen polis memurlarının sanığın tanık Y. T. ile tartışma halinde buldukları ve müdahale ettikleri, sanığın direnme göstermesi üzerine kelepçelendiği ve alkol muayenesi yapılmak üzere hastaneye götürüldüğü sırada ve hastane içinde iken görevli polis memurlarına hitaben "Siz Diyarbakır'da olsaydınız bu şekilde görev yapamazsınız, orası bizim zaten doğuyu TC'den böldük. Az kaldı sizin ananızı avradınızı s.... Sizin kafanızı kopartacağım. Ben alkol falan üflemem. Ben savcının yanında üfleyeceğim getirin benim yanıma onuda si.., hakimi de... Ben üflemem ben kendimi canlı bomba yapacağım, burayı havaya uçuracağım, hepinizin kafasını kopartacağım, İstanbul Gaziosmanpaşa'da yapsanıza bunu, en büyük DHKPC, ben hem Türküm hem Kürdüm, hem PKK'dan hem polisten adam öldürürüm." şeklinde sözlerle hakaret ve tehdit ettiği eylemlerinin sanığın savunması, mağdurların beyanları, tutanaklar ve tüm dosya kapsamı karşısında sabit olduğu Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.

Sanığın savunması, mağdurların beyanları, tutanak ve tüm dosya kapsamı karşısında sanığın üzerine atılı suçları işlediğinin sabit olduğu hususunda Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmayıp sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görülmemiştir.
Sanığa yükletilen hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından,
Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.03.2024 tarihinde karar verildi.