Mahkûmiyet, çayların müsaderesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz sebepleri; üzerine atılı eylemin suç olduğunu bilmediğine, suç kastının bulunmadığına, cezanın ertelenmesi gerektiğine ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

Sanığın akrabaları ile arasında arazi anlaşmazlığının Cumhuriyet savcılığına intikal etmesi üzerine soruşturma aşamasında savcılığın talebi ile Mahkeme tarafından yapılan keşif sonucu sanığın akrabaları ile birlikte kullandığı çay bahçesinin orman sınırları içerisinde bulunduğunun tespiti üzerine sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 93/1. maddesine muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Mahallinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, çay dikilmek suretiyle işgal edilen ormanlık arazinin 1931 m2 olduğu, Kalkandere Kadastro Mahkemesinin,

23.05.2006 tarihli ve 2005/383 Esas, 2006/50 Karar sayılı kesinleşen kararı ile suça konu yerin suç tarihinden önce orman olarak tapuya tescil edildiği anlaşılmıştır.
Sanık savunmasında; suç tarihinden önce yargılamaya konu yerin orman olduğunu bildiğini, çayları kestiğini, bunun suç olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.

Gerekçeli karar başlığında suçun tespit edildiği keşfin icra edildiği 17.06.2015 tarihi yerine "2014 yılı ve öncesinin" şeklinde suç tarihinin belirtilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak görülmüştür.
Suça konu yerin kadastro mahkemesi kararıyla suç tarihinden önce orman olarak tapuya tescil edilmesi suretiyle kesinlemiş orman kadastrosu vasfına haiz olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında 6831 sayılı Kanun'un 93/2. maddesinin uygulanmaması aleyhte temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Mahallinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporları, sanığın ikrar içeren savunması, 5237 Türk Ceza Kanunu'nun "Kanunun bağlayıcılığı" kenar başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; "Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz." şeklindeki düzenleme gereği eylemin suç olduğunun bilinmediğine dair savunmaya itibar edilmesinin mümkün olmaması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 12.03.2024 tarihinde karar verildi.