Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Eskişehir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2016 tarihli ve 2015/868 Esas, 2016/904 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 inci maddesi ve 52 nci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18.05.2021 tarihli ve 11-2016/362717 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanığın temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan ibarettir.

1. Sanığın şikâyetçiye ait kimlik fotokopisini kullanıp telefon hattı alarak abonelik sözleşmesi tanzim ettiği, savunmasında şikâyetçinin bilgisi ve rızası ile bu sözleşmeyi düzenlediğini ve bu hattı kullandığını belirttiği, şikâyetçinin ise adına düzenlenen abonelik sözleşmesinden haberdar olmadığını, rızasının da bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.

2. Ulusal Kriminal Büronun 09.02.2015 tarih ve 2013/659 sayılı raporu ile özetle; 0.506.970 71 71 nolu GSM sözleşmesi üzerinde bulunan kuşkulu imzaların sanık ... eli ürünü olabileceği yönünde yoğun şüphe oluştuğunun bildirildiği anlaşılmıştır.

3. Mahkemece; sanık savunmaları, müşteki beyanları, kolluk tarafından tutulan tutanaklar, alınan uzmanlık raporu ve tüm dosya kapsamına göre şikâyetçinin bilgisi ve rızası dışında kimlik bilgilerinin kullanılarak abonelik sözleşmesi düzenlendiği gerekçesiyle sanığın özel belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek, temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

4. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.

1. Sanığın, şikâyetçinin bilgisi ve rızası dışında şikâyetçi adına abonelik sözleşmesi düzenlemesi şeklindeki eyleminin, suç tarihinden önce 10.11.2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren, 6518 sayılı Kanun’un 104 ve 105 inci maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun (5809 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası ile yaptırıma bağlanan, aynı Kanun'un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki "İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez" ve beşinci fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz." hükümleri ile 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi karşısında; özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Kanun'un 56 ncı suçu oluşturduğu dikkate alınarak, usulüne uygun şekilde ön ödeme ihtarı yapılarak sonucuna göre sanığın bu Kanun hükümlerine göre cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek sanık hakkında “özel belgede sahtecilik” suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,

2. Sanığın eylemine uyan 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçunda; hükümden sonra 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve yine hükümden sonra 05.07.2022 tarihli ve 31887 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun‘un 52 nci maddesiyle 5809 sayılı Kanun‘a eklenen "Dava ve cezaların ertelenmesi“ başlıklı geçici 7 nci madde ile "kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir'' hükmü gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,
Nedenleriyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Eskişehir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2016 tarihli ve 2015/868 Esas, 2016/904 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.03.2024 tarihinde karar verildi.