Mahkumiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bayramiç Cumhuriyet Başsavcılığının 11.04.2016 tarihli iddianamesiyle sanığın çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye eziyet etme suçundan cezalandırılması ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Bayramiç Asliye Ceza Mahkemesinin 20.09.2017 tarihli kararıyla sanığın beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten basit yaralama suçundan 7 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
3. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 18.02.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın ve Cumhuriyet Savcısının (aleyhe) istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın çocuğa karşı eziyet suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz istemi; hakkında lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Dava konusu olay; katılan çocuğun üvey babası olan sanığın, suç tarihinde 9 yaşında olan katılan çocuk ...'ü sürekli olarak dövmek, okula göndermeyip çalıştırmak suretiyle eziyet suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
2. Katılan çocuk aşamalarda değişmeyen iddialarında özetle; sanık ...'ın üvey babası olduğunu, kendisini dövdüğünü, tokat atıp demir çubukla sırtına vurduğunu, bazen sopa ve şişe ile de vurduğunu, temyiz dışı annesinin sürekli olmasa da ara sırada dövdüğünü ama üvey babasının sürekli olarak dövdüğünü beyan etmiştir.
3. Temyiz dışı sanık annenin kasten yaralama suçundan mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip karar kesinleşmiştir.
4. Sanık aşamalardaki savunmalarında; iddiaları kabul etmediğini, yalnızca tanık R.K'nın kendisini ihbar ettiği gün katılan çocuğa iki tokat attığını beyan etmiştir.
5. Tanık R.K; sanığın çocuğu dövdüğü yönünde Jandarma'ya ihbarda bulunan ve soruşturma sürecini başlatan kişi olup ifadelerinde; " "Çocuk ve ailesi benim mısır tarlamın yanına çadır kurmuşlardı. Ramazan günü çocuk yanıma geldi. İftardan sonra hem ona yemek yedirmek hem de ailesine yemek göndermek için iftarı beklemesini söyledim. Birlikte yemek yedikten sonra kaplara yemek koyup çocuğu kabinle bir traktörle ailesine götürdüm. Haliyle karanlık çökmüştü. Üvey babası ve annesi neden geç geldin diye çocuğu tartaklamaya başladılar. Çocukta traktörün kabinine sığındı ve bana abi beni bırakma dedi ve ağladı. Bende çocuğu bu halde bırakmak istemedim. Birlikte köye geldik. Jandarmayı aradım..." şeklinde ifadede bulunmuştur.
6. İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi Raporunda; katılanın 17.10.2016 tarihinde yapılan muayenesinde vücudunun çeşitli yerlerinde eskiye ait bir kısmı iyileşme belirtileri gösteren ve künt travmatik nitelikte yaralanmalar tanımlandığı, bulguların ne zaman ve ne şekilde oluştuğunun veya lezyonların hepsinin aynı andı mı yoksa farklı zamanlarda maruz kalınan travmalar ile mi oluştuğunun mevcut tıbbi belgelerle tıbben ayırt edilemediğinin bildirildiği görüldü.
7. Bayramiç Devlet Hastanesince düzenlenen 13.07.2015 tarihli ilk raporda da, lezyonların hepsinin en az bir ay öncesinde oluştuğu, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğu, raporlarda belirtilen arazların mağdurun anlatımlarıyla da uyuştuğunun anlaşıldığı belirtilmiştir.
8. Mahkemesince sanığın kasten basit yaralama suçundan mahkumiyetine, hak yoksunluklarının uygulanmasına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bayramiç Asliye Ceza Mahkemesinin 20.09.2017 tarihli kararının sanık ... Cumhuriyet Savcısı tarafından (aleyhe) istinaf edilmesi üzerine; sanığın eylemlerinin sistematik ve sürekli olduğu anlaşıldığından; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak sanığın eziyet suçundan mahkumiyetine, hak yoksunluklarının uygulanmasına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 96 ncı maddesinde; sanığın eylemine uyan çocuğa karşı eziyet suçunun cezası 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası olarak düzenlenmiştir. Bu cihetle; suç tarihinde dokuz yaşında olan katılan çocuğu, üvey babası olan sanığın okula göndermemesi, çalıştırması, uzun süre demir sopa, şişe gibi araçlarla dövmesi, katılan çocukta meydana gelen yaralanmaların boyutu ve çokluğu ile sanığın mükerrir kişiliği ve suç işleme konusundaki ısrarı birlikte değerlendirildiğinde; alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini gerektiği gözetilmeden en alt sınırdan cezalandırılmasına karar verilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1.5237 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinde "bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi..." ibaresi yer almakta olup; Kanunda eziyet kabul edilen eylemler tanımlanmamaktadır. Madde gerekçesinde ise "eziyet olarak, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. Aslında bu fiiller de kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedirler. Bir süreç içinde süreklilik arzeder bir tarzda işlenen eziyetin özelliği, işkence gibi, kişinin psikolojisi ve ruh sağlığı üzerinde tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi, eziyetin bu kapsamda işlenen fiillere nazaran daha ağır ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir." denilmektedir.
2. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanık aşamalarda; olay günü katılan çocuğun eve geç gelmesi nedeniyle sinirlenerek iki kere tokat attığını diğer eylemleri kabul etmediğini beyan etmiştir. Katılan çocuk; üvey babası olan sanığın kendisini sürekli dövdüğüne, okula göndermediğine ve çalıştırdığına, bazen şişe ile bazen demir sopayla vurduğuna ilişkin iddialarda bulunmuştur. "Olay ve olgular" bölümünün altıncı ve yedinci maddelerinde detaylandırılan doktor raporlarına göre; katılan çocuğun vücudunun çeşitli yerlerinde eskiye ait bir kısmı iyileşme belirtileri gösteren ve künt travmatik nitelikte yaralanmalar tanımlanmaktadır. Doktor raporlarının katılan çocuğun anlatımıyla uyumlu olması ve sanığın eylemlerinin sistematik ve sürekli olduğunu delillendirmesi hususları ile ihbarcı tanık R.K'nın katılan çocuğun iddialarını doğrulayan beyanları birlikte değerlendirildiğinde; suç tarihinde 9 yaşında olan katılan çocuğun sanığın eylemleri nedeniyle bedensel ve ruhsal yönden acı çektiği sabit olduğundan; sanığın eziyet suçundan mahkumiyetine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemektedir.
3. Sanığın hakkında lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine dair temyiz isteminin incelenmesinde ise;
Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi gereğince indirim yapılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin uygulanması için sonuç cezanın 1 yıl ya da daha kısa süreli olması gerektiği; 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin uygulanması için ise sonuç cezanın 2 yıl ya da daha kısa süreli olması gerektiği; ancak somut olayda, sonuç cezanın 2 yıl 6 ay hapis cezası olduğu gözetildiğinde; yasal engel bulunması nedeniyle sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanmamasında isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 18.02.2019 tarihli ve 2018/580 Esas, 2019/460 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bayramiç Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2024 tarihinde karar verildi.