SUÇLAR: Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, mala zarar verme, ulaşım araçlarının alıkonulması, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi

HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi kararları

İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında ulaşım araçlarının alıkonulması suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin hükmolunan cezaların tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları dikkate alındığında, ayrıca söz konusu suçun 7188 sayılı Yasa kapsamında miktar sınırı olmaksızın temyiz edilebileceğine dair bir düzenleme de bulunmadığından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca anılan suçtan kurulan hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, mala zarar verme ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

A.Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.07.2020 Tarihli ve 2019/356 Esas, 2020/186 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında
Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 220 nci maddesinin altıncı fıkrası yollamasıyla 314 üncü maddesinin ikini fıkrası, 220 nci maddesinin altıncı fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba,
Mala zarar verme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin birinci fıkrası, 152 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının yollamasıyla birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 3 yıl 31 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba,
Ulaşım araçlarının alıkonulması suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba,
Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrası, 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 6 yıl 8 ay hapis ve 8 gün adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba,

Karar verilmiştir.

B.Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 18.03.2021 tarihli ve 2020/1795 Esas, 2021/272 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

A.Sanık ... müdafiinin temyiz istemi
Söz konusu olayın 20: 58'de gerçekleştiğine ancak müvekkilin 20: 57 de olay yerinden 500 m uzak bir iş yerinin önünden geçip olay yerine doğru gittiğine, kendi çabaları ile ele geçirdikleri yeni delil olan kamera kaydını dosyaya sunduklarına, söz konusu kamera kayıtlarının olayın yaşandığı saate ait olduğuna, müvekkilin o esnada olay yerinde olmadığının açıkça görüleceğine, söz konusu kamera kayıtları olay yerine 500 metre uzaklıkta olan Profilo iş yerine ait olduğuna, ve kamerada müvekkili ile görünen şahıslar akrabaları olan ... ve ... olduğuna müvekkilin aynı anda iki yerde bulunmasının bırakın hukuka fizik kurallarına aykırı bir durum olduğuna, olay saati olan 20: 58 de müvekkilin ablası ile 20: 59 da 1 dakikalık telefon konuşması yaptığına ancak söz konusu olay yerini çeken kamera kaydına bakıldığında, müvekkile benzetilen şahsın o esnada hava ateş açtığının görüldüğüne, yani telefon ile konuşmaığına, kaldı ki böyle bir olaya karışan kimsenin tam da olay esnasında telefon ile görüşmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, müvekkilin olay esnasında tıraş olduğuna dair Kuaför sahibi, kuaförde çalışan ... ... ve ... isimli şahısların şahit olduğuna, müvekkilin telefonu ile olayı kaydettiği yerin Mobese kameralarının net bir şekilde görüş alanı içerisinde kaldığına, ivedi bir şekilde olay yerini çeken tüm mobese kayıtlarının istenip incelenmesini istediklerine, söz konusu olay yerini çeken kamera kayıtlarını istememize rağmen mahkemece herhangi bir işlem yapılmadığına, dosya içerisindeki tespit tutanağındaki şahsın kel olduğuna, müvekkilin kel olduğuna, müvekkile ait olduğu belirtilen ayakkabının kriminal incelemesinde herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığına, müvekkilin ilk ifadesini baskı altında verdiğine, geçmişe dayalı HTS kayıtları talep edilerek ... ile ...'ın iletişimlerinin ortaya çıkacağına, lehimize olan delillerin değerlendirilmediğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince müvekkilin beraat etmesi gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.

B.Sanık ... müdafiinin temyiz istemi
Müvekkilin cezalandırılmasına dayanak teşkil eden ihbar içeriğinin ... bakımından doğru olmadığının verilen KYOK kararıyla sabit olduğuna, ihbarı yapan kişi "ben gördüm" demesine rağmen olaydaki şahısların yüzlerinin kapalı olduğuna, ...'ın işkence altında birtakım beyanlarda bulunduğuna, dolayısıyla beyanlarının hükme esas alınamayacağına, müvekkilin diğer sanıklarla yıllara dayanan bir dostluğunun olduğuna, bu nedenle geçmişe dayalı HTS kayıtları alındığında birbirleriyle pek çok görüşmelerinin olduğuna, olay günü müvekkilinin olay yerine yakın bir yerde evi olan arkadaşı ...'ın evine içki içmeye gittiğine, mahkemece bu hususun araştırılmadığına, oysaki dosya arasında bulunan müvekkilin telefonunda yer alan görüntülerden de açıkça anlaşılmaktadır ki müvekkilin yüksek bir yerden (arkadaşı ... ın evinin çatısından) olay görüntülerini çektiğine, müvekkilin beyanlarının tutarlı olduğuna, dosyada yer alan sağlık raporlarında ...'ın kötü muamaleye maruz kaldığını gösterdiğine, yerel mahkemenin işkence, baskı ve tehdit ile alınan beyanlarının mahkumiyete dayanak yaptığına, aşama beyanları arasında çelişki olan ve reddedilen beyanlarının esas alındığına, bu hususun bile mahkemenin hukuka aykırı elde edilmiş ifadeyi mahkumiyete dayanak yaptığını gösterdiğine, olay yerinde keşif yapılarak müvekkilin olay sırasında nerede olduğunun belirlenmesi gerektiğine, görüntülerin yukarıdan çekildiğinin belli olduğuna, bu hususun bile görüntüyü çekenin olay sırasında olay yerinde olmadığını gösterdiğine, söz konusu videonun başkaları tarafından çekildiğine dair dosya kapsamında bir iddia olmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiğine, müvekkil tarafından çekilen video kaydı onun suçu işlemediğine dair lehine bir delilken aleyhine hükme esas alındığına, müvekkile ait HTS kayıtları celb edildiği halde bilirkişi incelemesi yapılmadığına, sadece yakalama gününde cep telefonu kayıtlarından arama-aranma kısmına bakıldığına, müvekkilin diğer iki sanık ile olan olan iletişim tespitinin cezalandırmaya dayanak olamayacağına, sanıkların aynı mahalleden arkadaşlıkları olduğu için birbirleriyle HTS irtibatlarının olmasının olağan olduğuna, görüşme içerikleri tespit edilmeden HTS kayıtlarının hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğuna, mahkemece sanıkların eskiye dayalı HTS kayıtlarının talep edilmeden birbirleriyle daha önce görüşmedikleri şeklinde bir kabule dayanmasının hukuka aykırı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir.

C.Sanık ... müdafiinin temyiz istemi

Olay günü yapılan ihbarda müvekkilin adının geçmediğine, tanık ...'ın beyanlarına neden itibar edilmediğinin gerekçeli kararda belirtilmediğine, müvekkilinin diğer sanıkları tanıdığına, bu nedenle gerekçeli kararda belirtilen hususların doğru olmadığına, ihbar tutanağının çelişkili olduğuna, olayı gerçekleştirenlerin yüzleri maskeliyse ihbar tutanağında belirtilen yüzlerini gördüm ifadesinin çelişkili olduğuna, zincirleme suç hükümlerinden artırım yapılırken neden teşdit uygulandığından bahsedilmediğine, teşditin hukuka aykırı olduğuna, kararın gerekçe içermediğine, dosyada somut delillerin bulunmadığına, ...'ın yakalandıktan birkaç saat sonra alelacele ifadesinin alındığına, daha sonra diğer sanıklarla birlikte 25.08.2019 tarihinde bir kez daha alındığına, bu nedenle ...'ın beyanlarına itibar edilemeyeceğine, ...'ın ilk ifadesinin işkence altında alındığına, sadece HTS kayıtlarına dayanılarak ceza verilemeyeceğine, her ne kadar gerekçeli kararda daha önce ki tarihlerde aralarında herhangi bir görüşme kaydı olmadığı belirtilmiş ise de buna dair herhangi bir araştırma yapılmadığına, Herhangi bir araştırma yapılmayan ve hts kayıtları incelenmeyen tarihlere ilişkin varsayımla hareket etmek hakkaniyete aykırı olduğuna, sanıkların beyanlarının tutarlı olduğuna, birbirlerini destekler nitelikte olduğuna, müvekkil lehine somut delillerin toplanmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat etmesi gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
"...Dosyada yer alan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Diyarbakır ilinde, 21.08.2019 tarihinde Kayapınar ilçesi Huzurevleri mahallesi Dr. ... caddesi üzerinde seyir halinde olan 21 M 0052 plaka sayılı minibüsün yüzü maskeli şahıslar tarafından durdurulduğu ve minibüs içinde bulunan yolcular indirildikten sonra aracın sanık şahıslar tarafından molotof atılarak yakıldığı, 22.08.2019 tarihinde PKK/KCK terör örgütü güdümünde yayın yapan NÜÇECİWAN isimli sitede “son Dakika – Amed’de İntikam Birimi Akp’lilere Ait Aracı İmha Etti” başlığı altında "Şehit Çekwar Çubuk İntikam Birimi Huzurevleri mahallesinde Polis Evlerinin 200 metre yakınında AKP’lilere ait bir minibüsü imha ettiğini açıkladı...." şeklinde habere yer verildiği, olaya ilişkin olarak 22.08.2019 günü 01.05 sıralarında emniyet ihbar hattına “akşam huzurevlerinde sıtkı göral cadesinde bir minibüs yakmışlardı bunları ben gördüm başlarında ... vardı elinde eldiven poşetle gidiyordu bunun yanında ... da vardı gitiler yolu kesip ateş açmışlardı bunları yönlendiren süleyman keskindir bunları biliyorum gördüm vatandaşlık görevimi yapmak için aradım evleri aransa malzeme çıkacaktır bilgi vermek istedim kimlik bilgilerim saklı tutulsun der.” şeklindeki ihbarın yapıldığı, ihbar içeriğinde araç yakma eylemini gerçekleştiren şahıslar arasında sanıklar ... ve ... olduğunun belirtildiği, sanık ...'ın 22.08.2019 tarihinde müdafii huzurunda alınan ifadesinde özetle 21.08.2019 günü öğlen saatlerinde iş yerinde çalıştığı esnada yanına ...'in geldiğini ve kendisine bugün bir eylem planımız var dediğini, Zana'nın bu teklifini kabul etmediğini, aynı gün akşam 20.30 sıralarında imaj berber isimli iş yerine tıraş olduğu sırada dışarda bağırtı sesleri duyduğunu, dışarı çıkıp olayın olduğu caddeye gittiğinde yüzleri maskeli 6-7 erkek şahsın ellerindeki molotof kokteylleri ile yolda duran bir minibüsü yaktıklarını gördüğünü, bu şahıslar arasında ... ve ...'in de olduğunu, beyan ettiği, sanıkların üzerlerinde ele geçirilen ve kullanımlarında olan cep telefonlarında yer alan arama kayıtları üzerinde yapılan incelemede sanık ... ile sanık ... arasında olay akşamı olan 21 Ağustos 2019 günü 19.34 sıralarında, 23 saniyelik bir görüşme olduğu, sanık ... ile sanık ... arasında da olayın gerçekleşmiş olduğu 21 Ağustos 2019 günü 20: 30 - 21: 30 saatleri arasında 4 adet görüşme ve 2 adet cevapsız çağrı şeklinde 6 adet iletişim kaydının bulunduğu, sanık ... ile sanık ... arasında olayın gerçekleşmiş olduğu 21 Ağustos 2019 günü akşamı saatlerinde bir adet cevapsız çağrı şeklinde iletişim kaydının bulunduğu, daha önce ki tarihlerde aralarında herhangi bir görüşme kaydı olmamasına rağmen sanık ... ile sanık ... arasında olay günü olay saatine yakın zaman diliminde birden çok görüşme kaydının bulunduğu, 21.08.2019 günü akşamında gerçekleşen araç yakma eylemine ilişkin ihbarların olay günü akşamı 20: 56 sıralarında yapıldığı, sanık ... ile sanık ... arasında olay günü gerçekleşen iletişime bakıldığında altı farklı zaman diliminde yapılan bu iletişimlerin olay günü akşamı 20: 46 - 21: 13 saatleri arasında gerçekleştiğinin görüldüğü, bu iletişimlerden üç tanesinin araç yakma eyleminden yaklaşık on dakika önce 20: 46-20: 48 saatleri arasında gerçekleştiği, diğer üç iletişimin ise araç yakma eyleminden yaklaşık on dakika sonra 21: 09-21: 14 saatleri arasında gerçekleştiği, eylemin de gerçekleştirilmiş olduğu arada geçen süre zarfında herhangi bir iletişimin bulunmadığı, sanık ...'ın kabul etmediği 22.08.2019 tarihli ilk beyanı ile uyumluluk arz edecek şekilde 21 Ağustos 2019 günü öğle saatlerinde sanık ... ile sanık ... arasında cevapsız çağrı şeklinde bir iletişim kaydının olduğu, sanık ...'ın üzerinde ele geçirilen telefon içeriğinde yer alan 20190804_220109.jpg ve 20190818_210512.jpg başlıklı görsellerde görünen ...'ın ayakkabısı ile olaya ait görüntülerden elde edilen sanık şahsın ayakkabısının aynı olduğu, aynı zamanda bu ayakkabının sanık ...'ın ikametinde yapılan arama neticesinde ele geçirildiği, yine sanığa ait telefonda bulunan “1565270250251.jpg” adlı görselde ikisi suikast silahı olmak üzere toplamda üç adet silah, bir adet kelebek tarzı bıçak ve yüklü miktarda Türk Lirası olduğunun görüldüğü, telefon içeriğinde PKK terör örgütü mensublarına ilişkin görsellerin de yer aldığı, sanık ...'in üzerinde ele geçirilen telefon içeriğinde PKK terör örgütü mensublarına ait 63 adet görsel ve 31 adet video ile birlikte ... plaka sayılı minibüsün molotof kokteyli atılarak yakılmasına ilişkin videonun ele geçirildiği gibi sanığın Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinde ki ikrarı ile de sabit olduğu üzere sanığın, bu videoyu, kullanımında olan “Zanacnn” isimli sosyal medya hesabı aracılığıyla #KÜRDİSTANFAŞİZMEZAROLACAK etiketiyle paylaştığı anlaşılmaktadır. 22/08/2019 tarihli arama, yakalama ve el koyma tutanağından anlaşıldığı üzere sanık ...'in ikamet araması esnasında sanık ...'in ikamette olmadığı, evde bulunan kişilerin ikametin aranmasına mani olmaya çalıştıkları, sanığın ikamette olmadığını ve aramadan bir gün öncesinden beri kendisinden haber alamadıklarını beyan ettikleri, sonrasında sanığın kardeşi ...'in site içerisine giren ekip araçlarının sesini duyunca sanığın hızlı şekilde ikameti terkettiğini belirtmesi üzerine apartmanın 6. kat merdiven boşluğunda sanık ...'in farkedildiği, farkedildiğini anlayan sanığın kaçmaya çalıştığı, dur ihtarına uymayarak kaçmaya devam ettiği, yakalandığından da direnç gösterdiği, sanıklardan ...'ın 25/08/2019 tarihli müdafii eşliğinde vermiş olduğu ilk ifadesinde diğer sanıkların eylemi planladığı ve olay yerinde diğer sanıkları yüzleri maskeli şekilde gördüğünden bahsettiği, Sanık ...'ın müdafii huzurundaki 25/08/2019 tarihli ifadesinde diğer sanıklarla tanışıklıkları olduğu ve samimiyetlerinin olmadığını beyan etmesine rağmen aynı ifadede aralarındaki iletişim kayıtlarına ilişkin soruda aslında samimi olduklarını beyan ettiği hususları ve yukarıda bahsedilen olgular birlikte değerlendirildiğinde sanıkların suçlamaları inkar eden savunmalarının çelişkili ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek savunmalarına itibar edilmemiş, yine aynı gerekçelerle ve yukarıda izah edilen ihbar kaydı, arama el koyma tutanakları, görüntü çözümleri, iletişim kayıtları ve dijital materyallere ilişkin raporlar nazara alınarak savunma tanıklarının beyanlarına itibar edilmemiştir. Sanık ...'in savunmasında olay anında birlikte olduğunu bahsettiği savunma tanığı ..., sanık müdafii tarafından 22/11/2019 tarihli celsede tanığın duruşma salonu dışında hazır olduğu belirtilerek dinletilmek istenmiş ise de tanık yoklaması yapıldığında sanığın izleyiciler arasında olduğu görülmüş, duruşmayı en başından itibaren izleyip izlemediği sorularak, en başından beri duruşmayı takip ettiğini beyan etmesi karşısında tanığın dinlenilmesine son verilmiş ve dinlenilmesinden vazgeçilmiştir. Yine sanık ...'in, telefonunda olay anına dair video olması nedeniyle videoyu kendisinin çektiği, hem videoyu çekip hem de olayı gerçekleştirmesinin mümkün olmadığı yönündeki savunmasına, videonun sanığın telefonu ile başka kişiler tarafından çekilmesinin yada başkaları tarafından çekilen videonun sanığın telefonuna gönderilmesinin mümkün olması nedeniyle itibar edilmemiştir. Yukarıda izahı yapılan hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanıkların PKK/KCK terör örgütünün çağrılarına uyarak 21.08.2019 günü 20: 56 sıralarında Kayapınar ilçesi Huzurevleri mahallesi Dr. ... caddesi üzerinde seyr halinde olan ...plaka sayılı minibüsü durdurdukları, araç içerisinde bulunan yolcuları indirdikten sonra molotof atmak suretiyle aracı yaktıkları, bu sırada da yan tarafta bulunan ticarethanenin tabelasının zarar gördüğü kanaatine varılmış ancak her ne kadar sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üyelik iddiasıyla cezalandırılması talebiyle dava açılmış ise de, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, kişinin yasa dışı örgüte kesintisiz, sürekli, uzun zaman devam eden, çeşitlilik gösteren bir yardımı olması halinde o kişinin örgütle organik bağ içerisinde olduğu kabul edilerek örgüt üyesi olarak cezalandırılacağı belirtilmiş olmakla, somut olayda sanıkların eyleminin terör örgütü üyeliği için gerekli olan şartları taşımadığı ancak sanıkların bu eylemini gerçekleştirmeden önce terör örgütü lehine yayınlar yapan sitelerde çağrılar yapılmasının ardından sanıkların terör örgütünün bu çağrılarına uyarak örgüt adına suç işledikleri anlaşılmış olup, sanıkların eyleminin TCK'nın 220/6. maddesi'nde yer alan düzenlemede belirtilen "silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" suçunu oluşturduğu anlaşılarak, sanıklar hakkında TCK'nın 314/3 ve TCK'nun 220/6. maddesi delaletiyle TCK'nun 314/2. Maddesi gereğince cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
Sanıkların şehir içi ulaşım aracı olarak kullanılan minübüsü durdurarak yolcuların indirilmesinden sonra sanıklar tarafından atılan molotoflarla minibüs ve ticarethane levhasının zarar görmesi nedeniyle eylemlerine uyan üzerlerine atılı ulaşım araçlarının alıkonulması ve mala zarar verme suçlarından cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanıkların molotof atarak mala zarar verme eylemi nedeniyle bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı suçu birden fazla müştekiye karşı tek fiille işledikleri anlaşılmakla TCK 43/2 göndermesiyle suçtan etkilenen kişilerin sayısı ve durumu dikkate alınarak takdiren 1/2 artırım yapılarak hüküm kurma yoluna gidilmiştir.
5237 sayılı TCK'nın 174. Maddesinde düzenlenen tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması veya el değiştirilmesi suçu yönünden yapılan incelemede; ulaşım aracınının durdurularak yakılması olayında kullanılan molotoflara ait parçaların Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğü İnceleme Büro Amirliği'nin 28/09/2019 tarihli inceleme raporuna göre incelenen molotofların 5237 sayılı TCK'nın 174/1. fıkrası kapsamında olduğu, canlılar üzerinde öldürücü ve yaralayıcı, cansızlar üzerinde yakıcı,yıkıcı ve tahrip edici özellikte olduğunun belirlenmesi karşısında sanıkların atılı suçtan cezalandırılmalarına karar verilmiştir...."
Tespitlerine yer verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

A.Sanıklar ..., ... ve ... hakkında ulaşım araçlarının alıkonulması suçundan kurulan hüküm yönünden

İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları nazara alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, söz konusu suç bakımından sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B.Sanıklar ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümler yönünden

1-Sanık ...'ın, hükme esas alınan 22.08.2019 tarihli kolluk eki fotoğraf teşhis tutanaklarının CMK'nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafine okunarak diyeceklerinin sorulmasından sonra tüm deliller bir arada değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,
2-22.08.2019 tarihli 2320740 kayıt numaralı ihbarı yapan kişinin açık kimlik bilgileri tespit edilerek ihbarcı kişinin tanık sıfatıyla beyanlarının alınması, olaya ilişkin somut bir bilgi ve görgüsünün olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

3-Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi sebebiyle TBMM tarafından 02.03.2024 tarihinde kabul edilen ve Cumhurbaşkanı tarafından 12.03.2024 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, kamuoyunda "sekizinci yargı paketi" olarak bilinen 7499 sayılı "Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" çerçevesinde söz konusu suçun yeniden düzenlediği görülmekle, sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçu kanun değişikliği kapsamında değerlendirilerek bu suç bakımından 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince lehe kanun hükümlerinin tartışılması gerektiği lüzumuyla verilen mahkumiyet hükümleri hukuka aykırı bulunmuştur.

A.Sanıklar ..., ... ve ... hakkında ulaşım araçlarının alıkonulması suçundan kurulan hüküm yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B.Sanıklar ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümler yönünden

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 18.03.2021 tarihli ve 2020/1795 Esas, 2021/272 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Sanıklar ..., ... ve ... hakkındaki bozma nedenleri, mevcut delil durumu, sanıkların tutuklulukta geçirdikleri süreler ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nın 109/3-a maddesi gereğince "yurt dışına çıkmamak" şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle TAHLİYELERİNE, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değiller ise DERHAL SALIVERİLMELERİ için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına,

Dava dosyasının, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesi uyarınca Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise bilgi için Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.03.2024 tarihinde karar verildi.