Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.03.2016 tarihli ve 2016/28 Esas, 2016/107 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunlukları ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; suç işlemediğine, kararı temyiz ettiğine ilişkindir.

1. Sanık ...'in, keşidecisi Erler Film Sanayi ve Tic. A.Ş olan ve keşide yeri bulunmayan 25.000,00 TL bedelli kopya çeki, önceden doğan borcuna karşılık ...'a verdiği, çekin bankaya ibrazında sahte olduğu anlaşılmıştır.

2. Suça konu çek ile ilgili olarak alınan ekspertiz raporlarında;
a.... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünden alınan 19.03.2014 tarihli ekspertiz raporuna göre; inceleme konusu çek ile hakiki çek örnekleri arasında matbu basım, desenlerdeki detay ve ultraviyole ışık altındaki görünüm özellikleri yönlerinden farklılıklar bulunduğu, inceleme konusu çekin tamamen sahte olduğu, aldatma niteliğini haiz olduğu kanaatine varılmıştır.
b.... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünden alınan 03.04.2014 tarihli eskspertiz raporuna göre; suça konu çekin arka yüzü 3. Ciranta hanesinde ... adına atılan imza ve yazıların sanık ...'in el ürünü olduğu, çekin ön yüzündeki el yazıları, keşideci imzası arka yüzündeki 1. ve 2. ciranta imzaları ile ..., ..., ...'un el yazıları arasında ilgi ve irtibat tespit edilememiştir.

3. Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında özetle, Katılan ...'la ticari iş yaptığını önceden doğan borcuna karşılık suça konu keşide yeri bulunmayan çeki verdiği, bu çeki otobüsün sattığı ismini ... olarak bildiği, hakkında başkaca bilgiye sahip olmadığı kişiden aldığını beyan ederek suçu tevil yoluyla ikrar etmiştir.

4. Mahkemece, suça konu çekin 30.03.2016 tarihli celsede incelenmesinde; Finansbank ... Şubesine ait keşidecisi ... San.Tic.A.Ş, keşide tarihi 12.01.2014 olan 25.000 TL bedelli çekin... emrine düzenlendiği, arkasında... isim ve imzası ile telefon numarası sonrasında ...sim ve imzası sonrasında ... isim ve imzası ile cep telefon numarasının yazılı olduğu, keşide yerinin bulunmadığı, ilk bakışta normal çek boyutlarında olan suça konu belgede herhangi bir silinti ve tahrifat bulunmadığı, normal çek görünümünde olduğu anlaşılmıştır.

5.Her ne kadar 17.01.2016 tarihli iddianame ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talep edilmiş ise de, 30.03.2016 tarihli celse de yüzüne karşı verilen Cumhuriyet Savcılığı mütalaasında, 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talep edilmiştir.

6.Mahkemece, Suça konu sahte üretilen çek nedeniyle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması için dava açılmış ise de; 30.03.2016 tarihli celsede yapılan incelemede suça konu çekte keşide yerinin yazılı olmaması karşısında, suça konu belgenin 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen özel belge niteliğinde olduğu, sanık suça konu çeki ... Açık Oto Pazarında otobüsünü sattığı ve kendisini... olarak tanıtan kişiden aldığını ileri sürmüş ise de, böyle bir kişinin gerçekte var olup olmadığı, çeki bahsettiği kişiden neye karşılık aldığını kanıtlayamaması karşısında sahte olduğunu bilebilecek durumda olmasına rağmen ciro ederek kullanmak suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilmiştir.

1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.03.2024 tarihinde karar verildi.