Yargıtay bozma kararı sonrasında yapılan yargılamada verilecek hükmün yine Yargıtay temyiz incelemesine tabi olacağı ve temyiz süresinin bir hafta olduğu gözetilerek; mahkemenin bozma sonrası verdiği hükme yönelik olarak 15 gün temyiz süresi belirleyerek tefhim edilmesinde, kanun yolu başvuru süresi bakımından tarafların yanıltıldığı ve sanık müdafiinin 30.12.2020 tarihli temyizi süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.11.2013 tarihli ve 2013/122 Esas, 2013/370 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararları verilmiştir.
2.Yargıtay (Kapatılan) 23. Ceza Dairesinin 22.11.2016 tarihli ve 2016/11198 Esas, 2016/9899 Karar sayılı kararı ile gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; şirketin faaliyetinin son bulduğu 2011 yılının mart ayından, son sigorta bildiriminin yapıldığı 31.05.2011 tarihine kadar şirkette sigortalı olarak gösterilen kişilerin belirlenerek tanık olarak beyanlarının alınması, iş yerinin bulunduğu ...'e ait yerin fiziki olarak işçilerin çalışmasına elverişli bir yer olup olmadığının araştırılması, gerekli görülmesi halinde bu hususta keşif icra edilmesi, ... isimli kişinin de tanık olarak beyanının alınması, şirketin evrak üzerinde bir şirket olup olmadığının tespiti açısından; şirkete ait defter ve kayıtların incelenerek kuruluşundan itibaren her hangi bir faaliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve toplanan tüm delillerin sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde sanıkların beraatine karar verildiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine yapılan yargılamada, Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.12.2020 tarihli ve 2016/382 Esas, 2020/339 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir.
Katılan vekilinin temyiz isteği; sanıkların mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme neticesi beraatlerine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
1.Sanıkların sahibi ve yetkilisi oldukları davaya konu ... Ev Tekstili ve Konf. San. Dış. Tic. Ltd. Şirketi tarafından 2011 yılı Mart ayı başından 31.05.2011 tarihine kadar yapılan sigortalı bildirimlerinin gerçek dışı olduğu iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında sanıklar hakkında eylemleri ile kamu kurum ve kuruluşlarını dolandırmak sureti ile zarara uğrattıkları kanaatiyle kamu davası açılmıştır.
2.Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü tarafından belirtilen tarihler arasında şirkette çalışan işçilerin sigorta primlerinin yatırılmadığı bildirilmiştir.
3.Sanık ... aşamalarda atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
4.Sanık ... aşamalarda atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
5.Mahkeme tarafından bozma üzerine yapılan yargılama neticesi; şirketin faaliyet döneminde işçilerin belirtilen yerde çalışmasına elverişli bir yer olduğunun tespitine ilişkin 22.01.2019 tarihli bilirkişi raporu, şirketin ticaret sicil gazetesinde belirtilen adresinde fiziki olarak bulunduğuna ilişkin 05.12.2018 tarihli keşif tutanağı, söz konusu şirketin 17.10.2017 tarihi itibariyle 17 adet dikiş makinası olduğu ve 20 işçi çalışacağı hususlarının tespit edildiğine ilişkin 21.06.2010 tarihli Lüleburgaz Vergi Dairesi Müdürlüğünce düzenlenen işe başlama tutanağı, dosya kapsamında yer alan 2010 ve 2011 yılına ait vergi beyannameleri ve bir kısım tanık beyanlarının birlikte değerlendirilmesi neticesi sanıkların katılan kurumun denetleme ve inceleme olanağını ortadan kaldıran herhangi bir eylemlerinin bulunmaması, basit bir inceleme ile bu olayın ortaya çıkarılabilmesi, ayrıca, fiilen çalışmadığı belirtilen iş yerinin paravan olmayıp o dönem için aktif olarak çalışan gerçek bir iş yeri olması, işe giriş bildiriminde bulunulan kişilerin isim ve adres bilgilerinin Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirilmiş olması ve bu yönüyle kurumun kendisine bildirilen iş yerlerini ve işe giriş bildirgelerini denetleme yetkisinin her zaman bulunması, ilgili kurumun mevzuatı gereği söz konusu iş yeri üzerinde denetim yetkisinin bulunması ve sanıkların sigorta primlerini katılan kuruma yatırmış olması halinde, 5510 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesince primlerin irat kaydedileceği, aynı Kanun'un 96 ncı maddesince yapılan sağlık harcamalarının da geri alınacağının düzenlenmiş olması, primlerin yatırılmamış olması halinde de Sosyal Güvenlik Kurumu'nun alacaklarını her zaman tahsil etme imkanının bulunması gerekçesiyle sanıklar hakkında temyize konu beraat hükümlerini kurmuştur.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonucuna uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2020 tarihli ve 2016/382 Esas, 2020/339 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.06.2024 tarihinde karar verildi.