Mahkûmiyet

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından, 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verilmiştir.
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.06.2013 tarihli kararı ile sanık hakkında sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık suçundan açılan kamu davası hakkında beraat kararı verilmiştir.

2.Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi tarafından anılan hükmün; eksik inceleme nedeniyle

bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma sonrası yapılan yargılamada Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.11.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık suçundan açılan kamu davası hakkında tekrar beraat kararı verilmiştir.

4. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi tarafından anılan hükmün; suçun sübut bulduğu ve sanığın mahkûmiyetinin gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

5. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanık hakkında sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (k) ve (son) bentleri, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

1. Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, suçun sübut bulmadığına, ilişkindir.

2. Katılan vekilinin temyiz istemi özetle, az ceza verildiğine, ilişkindir.

Sanığın, Alarya Butik Otel ismiyle çalıştırdığı işletmeyi katılan ... şirketine 28.05.2009 tarihinde 1 yıllık sigorta poliçesi ile sigortalattığı, bahse konu işletme ve eklentileri hakkında İmar Kanunu'nun 32 nci maddesi gereğince yıkım kararı bulunduğu ve daha önce belediye tarafından birkaç defa mühürlendiği halde sanığın mühürleri bozrak tekrar çalıştırdığı, 27.01.2010 tarihinde de ... isimli şahsa yaktırdığı ve sigorta bedelini almak amacıyla katılan şirkete başvurduğu, bu şekilde üzerine atılı sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına dair temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmıştır.

Yapılan yargılamaya toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre katılan vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir, ancak;

1. Katılan vekilinin 24.12.2019 tarihli celsedeki beyanında, aralarındaki hukuk davalarının devam ettiğini sanığa herhangi bir ödemede bulunmadıklarını belirtmesi karşısında, eylem nedeniyle haksız menfaat temin edilip edilmediğinin tespit edilerek, eylemin teşebüs aşamasında kalıp kalmadığının karar yerinde tartışılması,
2. 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinin, aynı maddenin "hapis cezasının alt sınırının üç yıldan, adli para cezasının miktarının suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağına" ilişkin son cümlesine 18.04.2013 tarihli ve 28622 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6456 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesi ile eklendiği, bu nedenle suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinin alt sınırının 2 yıl hapis cezası olduğu, Mahkeme tarafından da sanık hakkında alt sınırdan cezaya hükmedildiğine karar verildiği belirtildiği halde temel ceza olarak 3 yıl hapis cezası belirlenmek suretiyle fazla ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.06.2024 tarihinde karar verildi.