Taraflar arasında görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiş; mahkemece bozma ilamına yeniden uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkemece karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının sahibi ve sürücüsü bulunduğu, şirketleri nezdinde sigortalı bulunan aracın seyir halinde iken önünde seyir halinde olan ...' ın kullandığı araca arkadan çarpması sonucu ... ve ...'ın ölümüne sebebiyet verdiğini, meydana gelen kazada davalının 146 promil alkollü ve %100 kusurlu bulunduğundan açılan kamu davası sonucunda ceza aldığını, bu kaza nedeniyle ölen ...'ın kızı ...'ye 4.287,00 TL, diğer ölen ...'ın mirasçılarından oğlu ... ...'ya 7.115,00 TL, oğlu Arda'ya 8.681,00 TL ve eşi Kader'e 28.407,00 TL olmak üzere toplam 48.490,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının ödendiğini belirterek ölenlerin hak sahiplerine ödedikleri miktardan şimdilik 30.000,00 TL'nin ödeme tarihleri itibariyle ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunduğunu, sigorta şirketi tarafından ödeme yapılan tarihlerin göz önünde bulundurularak zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmesini talep ettiğini, açılan davayı kabul etmediğini, olay sonrasında tarafına atfedilen kusurun fahiş olduğunu, kazaya karışan diğer arabanın da kusurlu bulunduğunu, kaza sonrasında ölen kişilerin yakınlarına dul ve yetim aylığı bağlandığını, bu nedenle sigortaca ödenen tazminatların tarafından istenmesinin yasaya aykırı olduğunu, dava dilekçesinde 146 promil alkollü olarak belirtildiğini, alkollü olmasının mutlaka kendisinde kusur oluşturmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemenin 16.11.2015 tarihli ve 2008/386 Esas, 2014/148 karar sayılı karar ile; davacı delil listesinde belirtilen ... plakalı araca ait 2893771-2 poliçenin incelenmesinde poliçenin başlangıç tarihinin 17.06.2004 bitiş tarihi 17.06.2005 tarihi olduğu kaza tarihinin 07.02.2007 tarihi olup poliçenin kaza tarihini kapsamadığı, davacı vekilince 22/11/2013 tarihinde sunulan belgelerin içerisinde 7093 acenta nolu T-10954909-0-0 poliçenin bulunduğu, bu poliçenin de delil listesinde delil olarak belirtilmediği, ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakaya bağlanan hukuki sonuçta kendi lehine çıkaran tarafa ait olduğu ve davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.

Yargıtay (Kapalıtan) 17. Hukuk Dairesinin 31.05.2018 gün, 2015/11583 E., 2018/5734 K. sayılı ilamı ile, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek dosya içerisinde bulunan poliçelerin incelenmesinde aracın kaza tarihini kapsayan sigorta poliçesinin davacı nezdinde düzenlenmiş olduğunun anlaşıldığı mahkemece ölen ...'ın hak sahiplerine ödenen tazminatın rücuen tahsili istemi ile açılan davada rücu şartları oluşmadığından buna ilişkin talebin reddine dair kararın doğru olduğu, ancak dosya kapsamına kazandırılan belgelerden aynı kazada ölen ...'ın hak sahiplerine davacı tarafça ödemenin yapılmış olduğunun anlaşıldığı, mahkemece ...'ın ölümü sebebi ile ödenen tazminatın rücuen tahsili talebi yönünden işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 12.02.2019 tarih ve 2018/5100 Esas, 2020/344 karar sayılı ilamıyla davacı vekilinin karar düzeltme isteği reddedilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamında mahkemece ölen ...'ın hak sahiplerine ödenen tazminatın rücuan tahsili istemi ile açılan davada rücu şartları oluşmadığından buna ilişkin talebin reddine dair kararın doğru olduğu belirtilerek bozmaya konu edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, kazada ölen ...'ın hak sahipleri bakımından yapılan yargılama da; davacı Sigorta Şirketi tarafından, ... kızı ...yönünden babasının desteğinden yoksun kalan ... için 26.09.2007 tarihinde 4.287,00 TL ödeme yapıldığı, bozma ilamı, 06.05.2021 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı tarafın ... mirasçısı olan kızı ...'a ödenen 4.287,00 TL tazminatın ödeme tarihi olan 26.09.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Kasım'ın mirasçılarına da ödeme yaptıklarını dolayısıyla bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davalı tarafa hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirtmiştir.

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sebebiyle davacı tarafından dava dışı zarar görenlere yapılan tazminat ödemelerinin alkollü araç kullanma nedeniyle sigortalısından rücuen tahsili talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3/2 maddesi atfı ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd. maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95 inci maddesi Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B-4 maddesi (d) bendi.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.