Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, borçlunun mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazı 24.06.2015 tarihinde davalılar ...'e sattığını belirterek, davalılar arasındaki tasarrufların iptaline karar verilmesi talep etmiştir.

Davalılar...ve ... vekili, cevap dilekçesinde, aciz vesikası şartı yerine gelmediğinden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, 23 adet taşınmazdan işbu davada 5 adedine dava açıldığını, diğer taşınmazlar için tasarrufun iptali davası açılıp kolayca davalar kazanılarak alacaklarını tahsil etmek yerine haksız ve mesnetsiz olarak aleyhlerine dava açılmasını kabul etmediklerini, taşınmaz satış bedelinin satışın hemen 1-2 gün öncesinde banka hesaplarından çekilerek ödendiğini, dava konusu taşınmazı gerçek değerini ödeyerek aldıklarınıbeyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... ..., cevap dilekçesi sunmamıştır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, borçlu davalıya ait malvarlığının değerinin tespiti için gerekli incelemelerin yapıldığı, dosya kapsamında alınan 14.12.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre davalı borçlunun aciz halinde olduğu, davanın ön koşullarının oluştuğu kanaatine ulaşılarak davanın esası yönünden inceleme yapıldığı, bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın devir tarihi itibariyle belirlenen değerinden tapu satış senedindeki bedelin daha düşük olduğunun anlaşıldığı, davalının dava konusu taşınmazı rayiç bedeli ile aldığını ve bedelin ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ve ... vekili ve ... istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde, yerel Mahkeme kararının aksine müvekkillerinin anne ve babalarının banka hesap hareketleri ve banka makbuzları ile satış bedelinin nakit olarak hazır edilmesi yine bunun karşılığında hazır edilen satış bedelinin ...’ın çalışanı muhasebecisi ...’ya tapuda ödendikten sonra ...’nın da davalı borçlunun kuzeni ...’a verildiğini, TEB Sarıyer ve AKBANK Tarabya Şubesindeki banka hesap hareket ve makbuzları ile kiralık kasa ziyaret bilgi dökümlerinden yapılan ödemenin banka kayıtlarına girmiş olduğunu ve devamında ...’ın davalı borçlu ... adına yaptığı ödemeler, tanıkların beyanları ve elden ödenen paranın tahsil makbuzu değerlendirildiğinde satış bedelinin ödendiğinin ispatlandığı yerel Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu, kararın kaldırılması gerektiği ve davada aciz vesikası şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... ... istinaf dilekçesinde, davacının elinde aciz vesikasının bulunmasının gerektiğini, böyle bir belgenin dosyaya sunulmadığını, yargılama süresi boyunca, davalı borçlunun mal varlığının kıymet takdirlerinin yapılması ve paraya çevrilmesi aşamasına geçilebilmesi için herhangi bir uğraşı içerisine dahi girilmediğini, kendisine tebliğ edilmeyen bilirkişi raporunun aciz vesikası hükmünde olmadığını, yerel Mahkemenin eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporunun aciz vesikası olarak kabul edilerek davanın da bu rapora dayanak gösterilerek kabulüne karar verildiğini, davalı borçluya intikal yoluyla geçen bir kısım mal varlığının dahi hesaba hiç katılmadığını, eksik ve yanlış uygulamayla davanın kabulü yönünde verilen karar kaldırılması gerektiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile para yatırma-çekme işlemlerinin miktarları ve tarihleri, tasarruf tarihiyle birlikte değerlendirildiğinde bilirkişilerce belirlenen 900.000,00 TL'lik rayiç bedel ile tasarruf için ödenen toplam bedelin uyumlu olduğu, davalılar...ve...ile davalı borçlu ...arasında ve paranın ödendiği davalı borçlunun kuzeni ... arasında herhangi bir akrabalık veya arkadaşlık ya da ticari ilişki olmadığı, para transferi işlemlerinin taşınmaz bedeli haricinde başka bir nedene dayalı olduğunun iddia ve ispat edilmediği, tapuda yapılan ödemelere az yukarıda belirtilen ve resmi belgelerle ispat edilen ödemeler eklendiğinde de taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında mislini aşan fark bulunmadığı, davada ilk karar sonrasında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi tarafından verilen kaldırma kararı sonrasında dava ön şartlarının gerçekleşmiş olduğu anlaşılmış olsa da iptal koşullarının hiçbirinin mevcut olmadığının belirlendiği gerekçesi ile davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-2. maddesi uyarınca kaldırılarak davanın reddi yönünde yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçelerinde, dava koşullarının davada var olduğunu, taşınmazın tapuda 360.000,00 TL satıldığını ancak bilirkişilerin taşınmaz değerini 900.000,00 TL olarak belirlediği, bedeller arasında fark olduğunu, dava dışı şahısların hesaplarından yapılan ödemelerin bu uyuşmazlıkta esas alınmasının mümkün olmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.