Kararın Esasdan Reddi
Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraflar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; mülkiyeti davalıya ait taşınmaz üzerine kat karşılığı inşaat yapım işinin davalı idare tarafından ihaleye çıkarıldığını ve ihaleyi kazanan davacı yüklenici ile davalı idare arasında noterlikçe düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin düzenlenmesinden sonra hem proje aşamasında hem de oluşturulacak yeni katın paylaşımı konusunda taraflar arasında ihtilaf oluşması nedeniyle, davacının Vakıflar Genel Müdürlüğüne şikayet başvurusuna istinaden başlatılan müfettiş incelemesi sonuçlanmadan, davalı idarenin gönderdiği yazı ile sözleşmenin feshedildiğini ve teminat mektubunun irat kaydedildiğini bildirdiğini, davalının inşaat yapılacak arsayı okul tarafından işgal edilen kısmını işgalden arındırmak suretiyle teslim etmediğini, inşaatın yapımına başlanamaması ve gecikmenin davalının kusurundan kaynaklandığını, davacının herhangi bir gecikmesi ya da kusurunun bulunmadığını, düzenlenen müfettiş raporunun da iddialarını doğruladığını, açıklanan nedenlerle davalı idarenin sözleşmeyi fesih bildiriminin haksız olduğunu ve yerinde olmadığını, sözleşmenin feshine de rızalarının bulunmadığını, kaldı ki kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin tek taraflı fesih beyanı ile feshinin mümkün bulunmayıp, feshe mahkemece karar verilmesi gerektiğini, sözleşmeye aykırı ve kusurlu davranan davalının işin gecikmesinden kaynaklanan davacı zararları ile davacının personel çalıştırması nedeniyle ödemiş olduğu SGK primi ve işçi ücretlerinden kaynaklanan zararlarını tazmin etmesi gerektiğini belirterek, davacıya nama ifa izni verilmesine, davacıya devri kararlaştırılan bağımsız bölümler için satış yetkisi verilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla gecikmeden kaynaklanan zarar karşılığı 10.000,00 TL ve personel çalıştırılmasından kaynaklanan zarar karşılığı 10.000,00 TL tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tazmin ve tahsiline, sözleşmeye aykırı şekilde irat kaydedilen 44.510,00 TL tutarındaki teminat bedelinin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesiyle, gecikmeden kaynaklanan tazminat miktarını 40.063,20 TL'ye, personel çalıştırılmasından kaynaklanan tazminat miktarını ise 59.387,34 TL'ye arttırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında sözleşme imzalanmasından sonra sığınaklarla ilgili olarak yönetmelik değişikliğinin gerçekleşmesi üzerine davacı yüklenicinin farklı tarihlerde proje değişikliği ve paylaşımla ilgili muhtelif taleplerde bulunduğunu, davacının ilk teklifinin kabul edildiğine dair komisyon kararı alınarak kendisine bildirildiğini, davacının uzlaşmaz tavrı ve davalı idarenin kabul ederek kendisine bildirdiği paylaşımı kabul etmeyeceğini bildirmesi nedeniyle taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığını, işe başlanılması hususunda davacıya gönderdikleri ihtarname gereğinin de yerine getirilmediğini, sözleşmenin 26. maddesinde ön görülen koşulların gerçekleşmesinden dolayı idare zararının daha fazla artmaması için sözleşmenin feshedildiğini ve kesin teminatın gelir kaydedildiğini, okul duvarını yıkmanın sözleşmeye göre davacının yükümlülüğünde olduğunu, sözleşmenin imzalandığı tarihte taşınmazın davacıya teslim edildiğini, iş bu davanın daha önce Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/339 Esas sayılı dosyasında açıldığını ve reddedildiğini, sözleşmenin feshedilmesine davacının tamamen kendi kusuruyla sebebiyet verdiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile fesihte kimin kusurlu olduğu belirlenip buna göre hüküm kurulabileceği gözetilerek, davacının sözleşmenin aynen ifası(nama ifaya izin) talebinin reddine, davalı idarenin dava konusu parseldeki hukuki sorunları çözmeden ihaleye çıkarması, parselin hukuki sorunları nedeniyle, davacı yüklenici tarafından, ihale dosyasındaki mimari projeye uygun olarak hazırlanıp davalı idareye teslim edilen projelerin hükümsüz kalması ve yeni durumuna göre mimari, statik, mekanik ve elektrik projeleri yapılmak zorunda kalındığı, ayrıca sözleşme gereği işçi çalıştırılmak zorunda kalındığının anlaşıldığı, davacı yüklenicinin, ihale nedeniyle sözleşmenin ifasına yönelik yapmış olduğu proje giderlerinin 40.063,20 TL ve işçilik giderlerinin 59.387,34 TL olarak bilirkişi tarafından hesaplandığı, ancak, işçilik giderleri yönünden, davacı tarafın 22/10/2018 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde işçilik giderlerinin 47.105,00 TL olduğunu beyan etmesi karşısında, davacının ihale nedeniyle yaptığı işçilik giderlerinin 47.105,00 TL olduğu mahkemece kabul edilerek, 40.063,20 TL proje ve 47.105,00 TL işçilik giderlerinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, diğer yandan, davacı tarafça sözleşme nedeniyle davalı idareye verilen 44.510,00 TL kesin teminat mektubunun, davalı idarece kusurlu olarak sözleşmenin feshedildiğinden, irad kaydedilen 44.510,00 TL teminat mektubunun, davalı idareden tazmini ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davacının sözleşmenin aynen ifası (nama ifaya izin) talebinin reddine, taraflar arasında imzalanan ... 7. Noterliğinin 06/08/2010 tarihli ve 18789 yevmiye sayılı kat karşılığı inşaat sözleşmesinin fesh edildiğinin tespitine, davacının fesh edilen sözleşme nedeniyle uğradığı 40.063,20 TL proje gideri, 47.105,00 TL işçilik gideri ve 44.510,00 TL davalı idareye yatırılan teminat masrafı olmak üzere toplam 131.678,20 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalı idarenin fesih işleminin idari işlem olarak görülmesinin hatalı olduğu, zira sözleşmenin yapılmasından sonraki tüm işlemlerin özel hukuk ilişkisi niteliğinde olduğu ve özel hukuk kurallarına tabi bulunduğu, tarafların fesih iradelerinin birleşmesinin söz konusu olmadığını, haklı bir neden olmadığından fesih ihtarnamesinin sözleşmenin sona erdirilmesine ilişkin irade açıklaması olarak kabul edilerek, sözleşmenin feshinin tespitine ve nama ifa isteminin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, kararın yerinde olduğu kabul edilse bile bu durumda da sözleşmenin feshine kusuru ile neden olan davalının, davacının uğradığı tüm menfi ve müspet zararlarını tazminle yükümlü olduğu, bu konuda inceleme yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın hukuka aykırı bulunduğu gerekçesiyle, karara karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, paylaşım oranı ve yüklenicinin bu gerekçeyle süreci uzatması nedeniyle fesih işleminin gerçekleştirildiği, mahkemece davalı idarenin taşınmazı boşaltıp teslim etme konusunda eksik ve hatalı davrandığından bahisle kusur tevcih etmesi ve aleyhlerine hüküm kurmasının yanlış değerlendirme niteliğinde olduğu, sözleşmenin 26. maddesinde ön görülen koşullar fazlasıyla gerçekleştiğinden idare zararının daha fazla artmaması için sözleşmenin feshedildiği ve kesin teminatın gelir kaydedildiği, yapılan işlemin mevzuata ve sözleşme hükümlerine uygun olduğu, bu nedenle davalının herhangi bir bedel ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı gerekçesiyle, karara karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin feshi konusunda taraf iradelerinin birleşmesi söz konusu değil ise de, davalı idarenin 4735 Sayılı Yasanın 20. ve 22. maddelerinde düzenlenen yasadan kaynaklanan yetkisini kullanarak taraflar arasındaki sözleşmenin 26. maddesi uyarınca sözleşmeyi feshetmesinin mümkün olduğu, dosya içerisinde mevcut Dr. ... İlköğretim Okulunun duvarının sözleşme konusu inşaatın yapılacağı taşınmaz içerisinde kalması, bu duvarın yıkımıyla ilgili sözleşme öncesinde ... İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile davalı idare arasındaki yazışma içerikleri ve sözleşme sonrasında davacı yüklenici tarafından TBK 472/3 maddesi kapsamında bu hususta davalı idareye talep dilekçesi sunulması ve ihtarname gönderilmesi itibariyle sorumluluğun davalı idareye ait olduğu ve sözleşmenin feshinde davalı idarenin kusurlu olduğunun tespitinde, ayrıca oluşa ve dosya kapsamına uygun bilirkişi raporuna istinaden yazılı olduğu şekilde tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; sözleşmenin feshinin yetki aşımı niteliğinde olduğunu, müfettiş raporunda yükleniciye süre uzatım verilmesi gerektiği beyan edilmesine rağmen bunun yapılmadan sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, tek taraflı idare beyanı ile sözleşmenin feshedilemeyeceğini, sözleşmenin feshinin geçerliliği kabul edilse bile, fesih idarenin kusurundan kaynaklandığından davacının uğramış olduğu menfi ve müspet zararlarının tümünün karşılanması gerektiğini, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
Dava, taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden, sözleşmenin ifasına yönelik işlerin yapılmasına yönelik olarak nama ifaya izin ve haksız fesih nedeniyle oluştuğu ileri sürülen zararların tazmini istemine ilişkindir.
6098 sayılı TBK 470-486 maddeleri
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.1. Taraflar arasında 06.08.2010 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmış olup, sözleşmenin 15. maddesinde, sözleşmenin imzalandığı tarihin yer teslim tarihi olduğu, yüklenicinin inşaatı yer tesliminden itibaren projelerin iş bu sözleşmenin 6. maddesi gereğince hazırlanma süresi de dahil olmak üzere 1000 takvim günü içerisinde tamamlayıp yapı kullanma izin belgesi de alınmak suretiyle bitireceği, idareye vermiş olacağı revize proje ve detaylar için müteahhide herhangi bir bedel ödenmeyeceği; proje hizmetleri başlıklı 6. maddesinde, belediyeden kaynaklanan nedenlerin sözleşme süresini uzatmayacağını, 10. maddesinde, inşaatın bulunduğu yerde her ne şekilde olursa olsun bir yapı, baraka veya başkaca bir tesis varsa, müteahhidin bunları yıkıp, inşaat sahasını boş hale getireceği ve bunun için idareden masraf talep etmeyeceği yazılıdır.
2.2.Dosya kapsamına göre kat karşılığı inşaat sözleşmesine esas idare tarafından hazırlanan 27.09.2010 tarihli imar çapının belediye tarafından iptal edildiği, 08.11.2011 tarihinde yeni vaziyet planına uygun yeni imar çapı alındığı, binanın sözleşmede 5 kat 10 daire iken yeni vaziyet durumuna göre 6 katlı ve 12 daireli yapılacağı anlaşılmaktadır.
Davacı yeni projeye esas işin bitirilmesi için 20.07.2011 tarihli yazısı ile süre uzatım talep etmiş, süre uzatım talebi davalı idarenin 13.01.2012 tarihli yazısı ile sözleşmenin 6. maddesi gereği belediyeden kaynaklanan nedenlerin süre uzatım sebebi olamayacağı gerekçesi ile reddedilmiş sonraki aşamalarda ise yeni imar planından kaynaklı olarak yapılacak inşaattaki dairelere ilişkin paylaşıma dair taraflar arasında bir çok yazışma yapıldığı, tarafların paylaşıma ilişkin teklifler sunduğu anlaşılmaktadır. Paylaşıma ilişkin yazışmalar 08.03.2012 tarihinde başlamış, 12.01.2013’e kadar devam etmiştir. Davalı idare 11.12.2012 tarihinden sonra davacı yükleniciye gönderdiği yazılarında yeni teklif sunulmaması gerektiği,sürekli değişen teklifler nedeniyle sürecin uzadığını, zaten en son davacı tarafından yapılan tekliflerden birinin geriye dönük olarak kabul edildiğini beyan etmiş, yüklenici ise buna karşılık olarak kabul edilen teklifin artık geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı idare 17.09.2012 tarihli ihtarı ile sözleşmenin süresinin dolduğunu, 30 gün içinde işe başlanılması gerektiğini, başlanılmaz ise sözleşmenin feshedileceğini bildirmiştir. Bu ihtara cevap olarak yüklenici, bölge müdürlüğü personelleri aleyhine soruşturma açıldığı bilgisinin taraflarına bildirildiği, soruşturma sonuçlanıncaya kadar sözleşme hakkında işlem yapılamayacağını bildirmiştir. Bunun üzerine davalı idare sözleşmenin 26. maddesine dayanarak 05.12.2013 tarihli ihtar ile davacı yükleniciye sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir.
2.3.Dava konusu taşınmazın bulunduğu parselin içinde kalan okul duvarına yönelik yapılan yazışmalar incelendiğinde; sözleşme tarihinden önce İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile davalı idare arasında yazışmalar mevcut olup, davalı idarece 19.03.2010 tarihli yazısı ile taşkın olan duvarın yıkılması gerektiğini bildirmiştir. Buna karşılık 05.05.2010 tarihli İl Milli Eğitim Müdürlüğü yazı cevabında; yıkıma yenisinin yapılması şartı ile muvafakat verildiği belirtilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesinde, inşaatın bulunduğu yerde her ne şekilde olursa olsun bir yapı, baraka veya başkaca bir tesis varsa, müteahhidin bunları yıkıp, inşaat sahasını boş hale getireceği ve bunun için idareden masraf talep etmeyeceği yazılıdır.
Davacı yüklenici tarafından sözleşmenin imzalandığı tarihten iki yılı aşkın süre geçtikten sonra, 28.12.2012 tarihli yazıda, dava konusu taşınmazın işgalden arındırılması ve yer teslimin buna göre yeniden belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında ve mahkeme kararının gerekçesinde; davalı idarenin parseldeki hukuki sorunları çözmeden ihaleye çıkarması, sözleşme konusu parselin hukuki sorunları nedeniyle, davacı yüklenici tarafından, ihale dosyasındaki mimari projeye uygun olarak hazırlanıp davalı idareye teslim edilen projelerin hükümsüz kaldığı ve yeni durumuna göre mimari, statik, mekanik ve elektrik projeleri yapılmak zorunda kalındığı, ayrıca sözleşme gereği işçi çalıştırılmak zorunda kalındığı gerekçesiyle davalı idarenin fesihte kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de gelinen aşamada davacı yüklenicinin işe hiç başlamadığı, 6. maddeye göre belediyeden kaynaklanan nedenler ile süre uzatım verilemeyeceğinin öngörüldüğü, basiretli tacir olarak sözleşme süresinin buna göre belirlenmesi gerektiği; yine dava konusu taşınmazın bulunduğu parsele taşkın olan okul duvarının yıkımı hususunda; sözleşmenin 10. maddesinde inşaat yapılacak alanın temizlenmesi işinin yükleniciye ait olduğu, dava dışı İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile davalı idare arasındaki sözleşme öncesi yazışmalar da dikkate alınarak davacı yüklenicinin bu duvarı yıkmasında bir engel olmadığı, davacının sözleşmenin imzalanmasından iki yılı aşkın süre geçtikten sonra 28.12.2012 tarihli yazısı ile yer teslimi ile ilgili talepte bulunduğu, taraflar arasındaki paylaşıma ilişkin yazışmalarda ise, davalı idarenin son 3 yazısında yeni teklif yollanmaması gerektiği, sürecin uzatıldığı beyan edilmesine rağmen davacı yüklenici tarafından yeni teklifler gönderilmeye devam edildiği, idarenin 17.09.2012 tarihli işe başlanılması gerektiği ihtarına rağmen,sözleşmedeki edimlerle her hangi bir şekilde ilgisi olmayan bölge müdürlüğü personelleri aleyhine soruşturma açıldığı bilgisinin taraflarına bildirildiği gerekçesiyle soruşturma sonuçlanıncaya kadar sözleşme hakkında işlem yapılamayacağını bildirdiği, sonuçta paylaşım ve bu gerekçenin işe başlanılmasına engel oluşturmayacağı nedenleriyle davalı idarenin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğinin kabulü gerekmiştir.
Davacı yüklenici eldeki davada, sözleşmenin feshedilmesinden kaynaklı menfi ve müspet zararlarının tahsilini talep etmektedir.
Dosya kapsamına göre; davacının menfi ve müspet zararlarının tahsilini talep ederek eldeki davayı açtığı, davalı arsa sahibi idarenin de 05.12.2013 tarihli yazısı ile fesih iradesini ortaya koyduğu, bu durumda tarafların fesih iradelerinin birleştiği ve sözleşmenin feshedildiği anlaşılmaktadır. Davacı yüklenicinin fesih nedeniyle uğradığı zararlarını isteyebilmesi için sözleşmenin feshinde kusursuz olduğunu ispat etmesi gerekmekte olup yukarıda açıklandığı üzere davalı idarenin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği,davacının hazırladığını iddia ettiği projelerin onaylarının yapılmamış olup davalı idarenin işine yarar nitelikte olmadığı, herhangi bir imalat yapılmadığından işçilik alacaklarının da bulunamayacağı anlaşıldığından davacının tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1.Yukarıda 1. paragrafta açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi..