Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin 5271 sayılı Kanun'un 109/3-a maddesi kapsamında yurtdışına çıkmamak şeklindeki haksız adli kontrol nedeniyle 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın adli kontrol tedbirinin uygulanmaya başlandığı tarihten işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin, davacı hakkında uygulanan tedbirin CMK'nın 141. maddesinde sayılan haller arasında yer almadığı, bu itibarla tazminat isteminin koşullarının oluşmadığı, kaldı ki dosya kapsamına göre uygulanan adli kontrol tedbir süresinin ölçülü ve makul olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz sebepleri; adli kontrol nedeniyle tazminata hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/362 Esas – 2019/426 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacı hakkında terör örgütü propagandası yapma suçundan 04.06.2018 - 03.10.2019 tarihleri arasında hakkında yurt dışına çıkmamak şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 11.10.2019 tarihinde kesinleştiği, tedbir tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ancak adli kontrol tedbirinin tazminat istenebilecek haller arasında yer almadığı, bu itibarla kanunda öngörülen yasal şartların oluşmadığı belirlenerek davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluşmadığının saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.06.2024 tarihinde karar verildi.