Hükümlülük, müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra
07.04.2011 tarihli olay tutanağına göre, sanıkların içinde bulundukları Van istikametinden gelen yolcu otobüsünde yapılan aramada kaçak sigara, çay ve şekerlemelerin ele geçirildiği olayda; sanıkların aşamalarda değişmeyen savunmalarında, ele geçen dava konusu eşyaları Van Halk Pazarı’ndan kişisel ihtiyaçları için satın aldıklarını savunmaları, yakalanan eşyaların miktarı ve tüm dosya kapsamına göre, sanıkların savunmasının aksine somut bir kanıtta bulunmaması nedeniyle dava konusu eşyanın ticari miktar ve mahiyette olmadığı gözetilmeden beraatleri yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
1. Sanıkların eyleminin suç tarihi itibarıyla kaçak sigaralar yönünden 4733 sayılı Yasanın 8/4., kaçak şekerlemeler ile çaylar yönünden ise 5607 sayılı Yasanın 3/5. maddelerinde düzenlenen suçları oluşturacağı ve ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
2. 5237 sayılı TCK’nun 51. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; sanığın daha önce üç aydan fazla hapis cezası ile cezalandırılmamış olması koşulu ve (b) bendinde; suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması hükmü getirilmiş olmakla; adli sicil kayıtlarına göre sabıkası olmayan ve tutanaklara yansıyan olumsuz bir davranışı bulunmayan ve haklarında TCK’nun 62. maddesi gereğince takdiri indirim uygulanan sanıklar hakkında "...hükmolunan hapis cezalarının TCK’nın 51/1 inci maddesi gereğince ERTELENMESİNE YER VE İMKAN BULUNMADIĞINA," şeklindeki yasal olmayan ve yetersiz gerekçe ile ertelemeye yer olmadığına karar verilmesi,
3. TCK'nun 53. maddesinin uygulanması açısından 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E. - 2015/85 K. sayılı kararı gözönünde bulundurularak hüküm oluşturulmasının gerekmesi,
4. Davaya konu eşya hakkında 18.10.2011 tarihinde tasfiye kararı verildiğinin anlaşılması karşısında, eşya tasfiye edilmiş ise tasfiye bedelinin Hazine adına irad kaydına, tasfiye edilmemiş ise 5607 sayılı Kanunun 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı TCK'nun 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.12.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.