Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalılar ve bir kısım davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Asıl dava ve birleşen davalar kira alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece asıl dava dosyası yönünden, Adana 11. İcra Müdürlüğünün 2010/10311 takip sayılı dosyasına yapılan itirazın 1.494 TL ve 15.870 TL olmak üzere toplam 17.364 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden aynen devamına, 142,20 TL ve 82,18 TL işlemiş faizlere yönelik itirazın iptali taleplerinin reddine, birleşen 2010/881 Esas sayılı dosyası üzerinden, Adana 11. İcra Müdürlüğünün 2010/10309 takip sayılı dosyasına yapılan itirazın 34.385 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden aynen devamına, 181 TL işlemiş faiz ve bakiye kira alacağına yönelik itirazın iptali talebinin reddine, diğer birleşen 2010/943 esas dosyası yönünden Adana 11. İcra Müdürlüğünün 2010/10310 takip sayılı dosyasına yapılan itirazın 15.870 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden aynen devamına, 82,18 TL işlemiş faiz yönünden itirazın iptali talebinin reddine,
Konunun yargılamaya gerektirir niteliği itibariyle, davalı tarafın kötü niyetli olmadığı kanaatine varılarak takdiren icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş karar asıl davva dosyasında davacılar vekili ve Davalılar vekili tarafından ayrı ayrı, birleşen dava dosyalarında ise Davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Asıl dava dilekçesinde davacı vekili; Borçlu kiracı Çukurova Kampüs Dersanesi Ltd. Şti 1.9.2008 başlangıç tarihli 5 yıl süreli adi kira sözleşmesi ile dava konusu taşınmazın 2. kat 10 ve 11. nolu bağımsız bölümlerini davacılar Ö.. ve Z.. Ö..’dan yıllık 12.000 TL kira bedeli ile kiraladığını, kiraladığını, davalı şirket yetkilisi A.. N..’nun sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davalıların 1.9.2009 - 1.9.2010 dönemi itibariyle 1.494 TL kira alacağı ve 142,20 TL faizi ile 1.9.2010 - 1.9.2011 kira dönemi itibariyle 15.870 TL kira alacağı ve 82,18 TL faizi olmak üzere toplam 17.588,38 TL üzerinden 22.9.2010 tarihinde Adana 11. İcra Müdürlüğünün 2010/10311 esasına kayıtlı takip dosyası ile icra takibine geçildiğini, borçlunun 1.10.2010 tarihli borca, yıllık artış oranına ve birikmiş faizine itirazı nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiğini, bunun üzerine davacılar Ö..
Ö..l ve Z.. Ö.. tarafından, borçlu-davalılar aleyhine 8.11.2010 dava tarihi itibariyle itirazın iptaline, taşınmazın tahliyesine ve % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili asıl davaya cevabında; Sözleşme süresi sona ermeden 1 ay önce kira sözleşmesinin karşılıklı olarak feshedildiğini, bu nedenle oturulmayan taşınmaz için kira alacağının söz konusu olmayacağını, taşınmazın anahtarlarının emanet tesbit tutanağı ile14.10.2010 da Adana 11. Noterliğine tevdi edildiğini, davalının kiralananı tahliye edeceğini bildirdiği tarihe kadar ki kira borcunu ödeyerek tahliye ettiğini, kiralanan yerin ne kadar sürede kiraya verilebileceğinin yargılama sırasında tesbit edilebileceğini, ayrıca davalıya ihtar çekilerek temmerrüde düşürülmediğinden faiz talebinde bulunulamayacağını, belirterek davanın reddine ve alacağın %40 dan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davacıların faiz ve tazminata ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davacılar vekili 22.09.2010 tarihinde başlattığı takip ile 1.9.2009 - 1.9.2010 dönemi itibariyle 1.494 TL kira alacağı ve 142,20 TL faizi ile 1.9.2010 - 1.9.2011 kira dönemi itibariyle 15.870 TL kira alacağı ve 82,18 TL faizi olmak üzere toplam 17.588,38 TL nin tahsilini istemiş, davalı borçlu süresinde yaptığı itirazında davalı şirketin dava konusu taşınmazı kira dönemi başlamadan 1 ay önce tahliye ettiğini ve bu durumu davacılara sözlü olarak bildirdiğini, sözleşmenin 12. Maddesine uyulmayarak fahiş artış yapıldığını bu nedenle kira bedeline ve yıllık artış oranına itiraz ettiklerini, temerrüt şartları oluşmadığından faize itiraz ettiklerini, davalıların takibe ilişkin borcu bulunmadığını, bu nedenle borca yıllık artış oranına faize itiraz itiraz ettiğini, beyan etmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde icra takibine itirazın iptali ile takibin devamı, taşınmazın tahliyesi ve icra inkar tazminatının tahsilini istemiş, davalı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece itirazın 17.364 TL asıl alacak üzerinden iptaline, 142,20 TL ve 82,18 TL işlemiş faizlere yönelik itirazın iptali taleplerinin ve icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.

Dava konusu taşınmazın anahtarı 14/10/2010 tarih ve 22463 yevmiye nolu emanet tespit tutanağı ile Adana 11. Noterliğine teslim edilmiş, bu durum davacılara ayrı ayrı 19/10/2010 tarihinde tebliğ edilerek bildirilmiştir. Bu durumda taşınmazın 19/10/2010 tarihinde tahliye edildiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle mahkemece 2009-2010 bakiye kira alacağı ile 2010-2011 dönemi için tahliye tarihi olan 19/10/2010’a kadarki sürede işleyen kira alacağı yönünden inkar tazminatına ve faize hükmedilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesi doğru değildir
Davalının temyizine gelince; Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
Davalılar Kiracı şirket ve Kefilin artış şartına ve kira bedeline ilişkin temyizine gelince; Taraflar arasında imzalanan 1.9.2008 başlangıç tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesinin ön yüzünde %15 artış şartına yer verilmişse de sözleşmenin özel şartlar 12. maddesinde “ Devre sonunda enflasyona göre kira artış yapılır. Tespit yapılmamışsa kiracı %10 akadar olabilecek artışı Kabul etmiş sayılır.”şartına yer verildiğinden artış şartının %10 olarak kararlaştırıldığının kabulü gerekir. Mahkemece 2009-2010 ve 2010-2011 dönemi kira artışının %10 oranında yapılması gerekirken kira bedelinin %15 oranında artış yapılarak belirlenmesi doğru değildir,
Davalıların tahliye tarihinden sonraki makul süre kira alacağına ilişkin temiz gelince,
Davalı tahliye tarihine kadar işleyecek kira bedelinden sorumludur. Ayrıca kira sözleşmesi davalı tarafından haksız şekilde feshedildiğine göre kural olarak kiracı, kira dönemi sonuna kadarki kira parasından sorumludur. Ancak TBK'nun 114. maddesi göndermesi ile aynı Kanun'un 52. maddesi uyarınca kiraya verenin de zararın artmasına neden olmaması gerekir. Davalı kiracının sorumluluğu kiralananın kira sözleşmesindeki bedel ve koşullarda yeniden kiraya verilebileceği süre kadardır. Esasen kanun koyucu bu kuralı 6098 sayılı TBK'nun 325. maddesiyle kanun hükmü haline getirmiştir. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda makul süre 10-12 ay olarak belirlenmişse de somut dayanaklar içermeyen bilirkişi raporu yeterli görülmediğinden Mahkemece, taşınmazın tahliye tarihi olan 19/10/2010 tarihinden sonra aynı şartlarla ne kadar süre içinde kiraya verilebileceği üçlü uzman bilirkişi heyeti aracılığıyla tespiti ile tespit edilecek bu makul süre kadar kira parasından davalının sorumlu olacağı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile karar verilmesi doğru değildir.
Birleşen 2010/881 Esas sayılı dosyasındaki Davalıların temyizine gelince;
Davacı vekili dilekçesinde; Borçlu kiracı Çukurova Kampüs Dersanesi Ltd. Şti 1.9.2008 başlangıç tarihli 5 yıl süreli adi kira sözleşmesi ile dava konusu taşınmazın 1. kat 6 ve 7. nolu bağımsız bölümlerini davacılar Y.. K.. ve E.. Ö..’dan yıllık 26.000 TL kira bedeli ile kiraladığını, kiraladığını, davalı şirket yetkilisi A.. N..’nun sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davalıların 1.9.2010 - 1.9.2011 kira dönemi itibariyle 38.870 TL kira alacağı ve 201,27 TL faizi olmak üzere toplam 39.071,27 TL üzerinden 22.9.2010 tarihinde Adana 11. İcra Müdürlüğünün 2010/10309 esasına kayıtlı takip dosyası ile icra takibine geçildiğini, borçlunun 1.10.2010 tarihli borca, yıllık artış oranına ve birikmiş faizine itirazı nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiğini, bunun üzerine davacılar Y.. K.. ve E.. Ö.. tarafından, borçlu-davalılar aleyhine 8.11.2010 dava tarihi itibariyle itirazın iptaline, taşınmazın tahliyesine ve % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili davaya cevabında; Sözleşme süresi sona ermeden 1 ay önce kira sözleşmesinin karşılıklı olarak feshedildiğini, bu nedenle oturulmayan taşınmaz için kira alacağının söz konusu olmayacağını, taşınmazın anahtarlarının emanet tesbit tutanağı ile14.10.2010 da Adana 11. Noterliğine tevdi edildiğini, davalının kiralananı tahliye edeceğini bildirdiği tarihe kadar ki kira borcunu ödeyerek tahliye ettiğini, kiralanan yerin ne kadar sürede kiraya verilebileceğinin yargılama sırasında tesbit edilebileceğini, ayrıca davalıya ihtar çekilerek temmerrüde düşürülmediğinden faiz talebinde bulunulamayacağını, belirterek davanın reddine ve alacağın %40 dan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
Davalılar Kiracı şirket ve Kefilin artış şartına ve kira bedeline ilişkin temyizine gelince; Taraflar arasında imzalanan 1.9.2008 başlangıç tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesinin ön yüzünde %15 artış şartına yer verilmişse de sözleşmenin özel şartlar 12. maddesinde “ Devre sonunda enflasyona göre kira artış yapılır. Tespit yapılmamışsa kiracı %10 a kadar olabilecek artışı Kabul etmiş sayılır.” şartına yer verildiğinden artış şartının %10 olarak kararlaştırıldığının kabulü gerekir. Mahkemece 2010-2011 dönemi kira artışının %10 oranında yapılması gerekirken kira bedelinin %15 oranında artış yapılarak belirlenmesi doğru değildir,
Davalıların tahliye tarihinden sonraki makul süre kira alacağına ilişkin temiz gelince,
Davalı tahliye tarihine kadar işleyecek kira bedelinden sorumludur. Ayrıca kira sözleşmesi davalı tarafından haksız şekilde feshedildiğine göre kural olarak kiracı, kira dönemi sonuna kadarki kira parasından sorumludur. Ancak TBK'nun 114. maddesi göndermesi ile aynı Kanun'un 52. maddesi uyarınca kiraya verenin de zararın artmasına neden olmaması gerekir. Davalı kiracının sorumluluğu kiralananın kira sözleşmesindeki bedel ve koşullarda yeniden kiraya verilebileceği süre kadardır. Esasen kanun koyucu bu kuralı 6098 sayılı TBK'nun 325. maddesiyle kanun hükmü haline getirmiştir. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda makul süre 10-12 ay olarak belirlenmişse de somut dayanaklar içermeyen bilirkişi raporu yeterli görülmediğinden Mahkemece, taşınmazın tahliye tarihi olan 19/10/2010 tarihinden sonra aynı şartlarla ne kadar süre içinde kiraya verilebileceği üçlü uzman bilirkişi heyeti aracılığıyla tespiti ile tespit edilecek bu makul süre kadar kira parasından davalının sorumlu olacağı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile karar verilmesi doğru değildir.
Birleşen 2010/943 Esas sayılı dosyasındaki davalıların temyizine gelince;
Davacı vekili dilekçesinde; Borçlu kiracı Çukurova Kampüs Dersanesi Ltd. Şti 1.9.2008 başlangıç tarihli 5 yıl süreli adi kira sözleşmesi ile dava konusu taşınmazın 2 kat 12 ve 13. nolu bağımsız bölümlerini davacı K.. Ö..’dan yıllık 12.000 TL kira bedeli ile kiraladığını, davalı şirket yetkilisi A.. N..’nun sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davalıların 1.9.2010 - 1.9.2011 kira dönemi itibariyle 15.870 TL kira alacağı ve 82,18 TL faizi olmak üzere toplam 15.952,18 TL üzerinden 22.9.2010 tarihinde Adana 11. İcra Müdürlüğünün 2010/10310 esasına kayıtlı takip dosyası ile icra takibine geçildiğini, borçlunun 1.10.2010 tarihli borca, yıllık artış oranına ve birikmiş faizine itirazı nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiğini, bunun üzerine davacı K.. Ö.. tarafından, borçlu-davalılar aleyhine 8.11.2010 dava tarihi itibariyle itirazın iptaline, taşınmazın tahliyesine ve % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili davaya cevabında; Sözleşme süresi sona ermeden 1 ay önce kira sözleşmesinin karşılıklı olarak feshedildiğini, bu nedenle oturulmayan taşınmaz için kira alacağının söz konusu olmayacağını, taşınmazın anahtarlarının emanet tesbit tutanağı ile14.10.2010 da Adana 11. Noterliğine tevdi edildiğini, davalının kiralananı tahliye edeceğini bildirdiği tarihe kadar ki kira borcunu ödeyerek tahliye ettiğini, kiralanan yerin ne kadar sürede kiraya verilebileceğinin yargılama sırasında tesbit edilebileceğini, ayrıca davalıya ihtar çekilerek temmerrüde düşürülmediğinden faiz talebinde bulunulamayacağını, belirterek davanın reddine ve alacağın %40 dan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
Davalılar kiracı şirket ve kefilin artış şartına ve kira bedeline ilişkin temyizine gelince; Taraflar arasında imzalanan 1.9.2008 başlangıç tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesinin ön yüzünde %15 artış şartına yer verilmişse de sözleşmenin özel şartlar 12. maddesinde “ Devre sonunda enflasyona göre kira artış yapılır. Tespit yapılmamışsa kiracı %10 a kadar olabilecek artışı Kabul etmiş sayılır.” şartına yer verildiğinden artış şartının %10 olarak kararlaştırıldığının kabulü gerekir. Mahkemece 2010-2011 dönemi kira artışının %10 oranında yapılması gerekirken kira bedelinin %15 oranında artış yapılarak belirlenmesi doğru değildir,
...Davalıların tahliye tarihinden sonraki makul süre kira alacağına ilişkin temiz gelince,
Davalı tahliye tarihine kadar işleyecek kira bedelinden sorumludur. Ayrıca kira sözleşmesi davalı tarafından haksız şekilde feshedildiğine göre kural olarak kiracı, kira dönemi sonuna kadarki kira parasından sorumludur. Ancak TBK'nun 114. maddesi göndermesi ile aynı Kanun'un 52. maddesi uyarınca kiraya verenin de zararın artmasına neden olmaması gerekir. Davalı kiracının sorumluluğu kiralananın kira sözleşmesindeki bedel ve koşullarda yeniden kiraya verilebileceği süre kadardır. Esasen kanun koyucu bu kuralı 6098 sayılı TBK'nun 325. maddesiyle kanun hükmü haline getirmiştir. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda makul süre 10-12 ay olarak belirlenmişse de somut dayanaklar içermeyen bilirkişi raporu yeterli görülmediğinden Mahkemece, taşınmazın tahliye tarihi olan 19/10/2010 tarihinden sonra aynı şartlarla ne kadar süre içinde kiraya verilebileceği üçlü uzman bilirkişi heyeti aracılığıyla tespiti ile tespit edilecek bu makul süre kadar kira parasından davalının sorumlu olacağı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile karar verilmesi doğru değildir.

Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl dava dosyasında davacı kiraya veren vekilinin ve davalılar vekilinin, birleşen dosyalarda davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 07.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.