Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av. ... gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Dava, 4.9.2006 tarihli faturadan bakiye 22.049,00 TL alacağın tahsili için 2.4.2007 tarihinde yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali ve tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili davalının takibe itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu, davalının 17.01.2007 tarihli yazısı ile borcu kabul ettiğini belirterek itirazın iptalini ve tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiş, 17.01.2007 tarihli belgedeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını belirtmiş, 8.4.2010 tarihli duruşmada ise belge aslını ibraz edeceklerini ve imza incelemesi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı vekili 21.04.2010 tarihli dilekçesi ile 8.4.2010 tarihli duruşmadaki beyanın sehven yapıldığını belirtmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu davacının delil olarak dayandığı 17.01.2007 tarihli belgedeki imzanın inkar edildiği, davacının belge aslını sunamadığı, bu nedenle imza incelemesi yapılamadığından bu belgeye itibar edilmediği, davacının alacaklı olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı 4.9.2006 tarihli faturadan bakiye alacağın tahsili için icra takibi yapmış, davalı ise davacıya tüm ödemenin yapıldığını, ödenmemiş borcun kalmadığını belirterek itiraz etmiştir.
Davacı delil olarak davalının bakiye borcu ikrar ettiğini belirten 17.01.2007 tarihli belgeyi ibraz etmiş, davalı anılan belgedeki imzayı inkar etmiş, 8.4.2010 tarihli celsede ise belge aslının kendilerinde olduğunu, bu belgeyi ibraz edeceklerini beyan etmiştir.

İddia ve savunma değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken bunun dışına çıkılarak dava konusu edilmeyen 2005 yılı ilişkisinin irdelenmesi doğru olmadığı gibi, belge aslını ibraz edeceklerini kabul eden davalı vekilinin 8.4.2010 tarihli celsedeki beyanının da değerlendirilmemesi ve ispat külfetinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 825.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.