Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kiracılık sıfatının tespiti davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiracılık sıfatının devam ettiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 Sayılı HUMK hükümlerine göre dava değeri olarak bir yıllık kira bedeli nazara alınarak Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan bahisle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına, “mülk kullanım sözleşmesi” olarak düzenlenen sözleşmenin içeriğinden kira sözleşmesi olduğunun anlaşılmasına göre davacının sözleşmenin “devre tatil” sözleşmesi olduğuna ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak; Davacı dava dilekçesinde, davalının cebri icra yoluyla ihale ile satın aldığı taşınmazda öteden beri “mülk kullanım sözleşmesi” ile oturduğunu davalının bu durumu bilerek satın aldığını belirterek, sözleşmedeki haklarının devam ettiğinin ve tahliye borcu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Dava netice olarak kiracılık sıfatının devam ettiğinin tespiti istemine ilişkindir. Davanın bu niteliği itibariyle, dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK.nun 8. maddesinde sayılan ve değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu davalardan değildir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK.nun hükümlerine göre kira sözleşmesinin geçerli ya da geçersiz olduğunun tespiti veya kira sözleşmesine dayanan muarazanın men'i gibi davalarda kira ilişkisindeki süre ve değere göre görev hususunun belirlenmesi gerektiği dikkate alınmalıdır.
Davacı, davaya konu 12 CE numaralı villayı davalının selefi olan iflas eden dava dışı Kiriş Otelcilik ve Turizm A.Ş den 39 yıl süreli olarak 140.000 USD ödemek suretiyle kiraladığını, bu nedenle kiracılık sıfatının devam ettiğini iddia etmektedir.
Bu durumda sözleşmenin dava tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığı dikkate alındığında davaya bakmakla Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Mahkemece yanılgılı değerlendirme ile bir yıllık kira bedeline göre görevli mahkemenin belirleneceğinden bahisle görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 07.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.