Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup, bu kez davalılar Hazine ve Oman İdaresi vekilleri tarafından İlk Derece Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacılar, .... mevkiinde 1975 yılından beri zilyetliklerinde bulunan, içerisinde yaklaşık 200 adet zeytin ağacının bulunduğu yaklaşık 10.794 m2 taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinme koşullarının oluştuğunu belirterek adlarına tescili istemiyle dava açmıştır.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile .... mahallesinde bulunan orman bilirkişi raporundaki (G) rumuzlu 600 m²lik, (H) rumuzlu 740,64 m²lik, (I) rumuzlu 895,93 m²lik taşınmazların takip eden ada parsel numarası ile davacılar ..., ..., ... adına 1/3'er hisse ile tapuya kayıt ve tesciline, fen bilirkişi raporunun (A), (C), (D) rumuzlu sırası ile 4649,80 m²lik, 1159,84 m², 1315,13 m²lik kısmın orman vasfı ile Hazine adına tapuya kaydına karar verilmiş; hükmün davalılar Hazine, Orman İdaresi ve Serik Belediye Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.09.2019 tarihli ve 2019/2688 Esas-5028 Karar sayılı ilamında, "davaya konu taşınmazın bulunduğu yörede Kadastro Kanununun 22/2-a maddesine göre yapılan çalışmalar 02.11.2015 tarihinde, karardan önce kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir. Yapılan çalışmalarda, mahkemece davacılar adına tesciline karar verilen taşınmazların güneyindeki bir kısmı, tapuya kayıtlı 437 ada 1 parsel (eski 427 parsel) ve 437 ada 2 parsel (eski 426 parsel) sayılı taşınmazların içerisinde kalmıştır. Mahkemece, keşif tarihinden sonra, fakat karar tarihinden önce gerçekleşen bu durumun dikkate alınarak karar verilmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; bozma ilamında belirtilen şekilde araştırma yapılarak, "- A harfi ile gösterilen 4649.80 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu,-C harfi ile gösterilen 1159.84 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu,-D harfi ile gösterilen 1315.13 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu,-G harfi ile gösterilen 600 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın 1963 yılından beri kullanımda olduğu, Zilyetliğin devam ettiği ve orman sayılmayan yerlerden olduğu, -H harfi ile gösterilen 680.81 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın 1963 yılından beri kullanımda olduğu, Zilyetliğin devam ettiği ve orman sayılmayan yerlerden olduğu, -I harfi ile gösterilen 751.03 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın 1963 yılından beri kullanımda olduğu, Zilyetliğin devam ettiği ve orman sayılmayan yerlerden olduğu, anlaşılmıştır." gerekçesi ile ".... Mahallesinde bulunan 20/04/2018 tarihli ek bilirkişi raporundaki (G) rumuzlu 600 m²lik, (H) rumuzlu 680,81 m²lik (I) rumuzlu 751,03 m²lik taşınmazların takip eden ada parsel numarası ile davacılar ..., ..., ... adına 1/3'er hisse ile tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine 3-Aynı taşınmaza ilişkin 20/04/2018 tarihli ek bilirkişi raporundaki (A), (C), (D) rumuzlu sırası ile 4649,80 m²lik, 1159,84 m², 1315,13 m²lik kısmının orman vasfı ile Hazine adına tapuya kaydına" karar verilmiş; hüküm davalılar Hazine ve Oman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi uyarınca açılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 20.04.1990 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması, 1954 yılında yapılıp kesinleşen arazi kadastrosu vardır.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine ve Oman İdaresi vekillerinin temyiz dilekçesinde iileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.