Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacının 5271 sayılı Kanun'un 141/1-a-b-c-d-h-i-j bentlerine dayanarak 1.000.000,00 TL maddi, 2.000.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine ilişkin talebinin yasal şartlar oluşmadığından reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacının temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Davacının temyiz sebepleri; davanın kabul edilmesi gerektiğine, kararın gerekçesiz verildiğine, ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/97875 soruşturma sayılı dosyası kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturmanın yetkili Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yürütüldüğü, İstanbul Anadolu 2.Sulh Ceza Hakimliğinin 16/07/2016 tarih 2016/3512 D.iş sayılı arama ve elkoyma kararına dayanılarak davacının evine Cumhuriyet savcısı nezaretinde polis memurları eşliğinde arama yapıldığı, dijital materyallere elkonulduğu, davacının arama sırasında hazır bulunduğu ve itirazları tutanağa geçirttiği, davacının işyerinde arama yapıldığı ve dijital materyallere el konulduğu, başkaca eşyalarına el konulmadığı, davacının arama nedeniyle zarar ve ziyanın olmadığı beyan ettiği, davacının evinde yapılan arama sonrası Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat gözaltına alındığı, yakalama tutanağında yakınlarının haberi olduğu dair beyan bulunduğu ve imzası ile onayladığı, 17 Temmuz 2016 tarihinde gözaltına alınan davacının 20 Temmuz 2016 tarihinde İstanbul Anadolu 1.Sulh Ceza Hakimliğinin kararı ile tutuklandığı, soruşturma aşamasında davacının Cumhuriyet savcılığında alınan ifadesi,Sulh Ceza Hakimliğinde yapılan sorgusu sırasında yasal haklarının hatırlatıldığı, seçmiş olduğu müdafii avukatından hukuki yardım aldığı, avukat ile görüşmesinin soruşturmanın hiçbir aşamasında engellenmediği, davacının aramada, ifade almada, sorgusunda tüm itirazlarını ve iddialarını açıkça dile getirdiği ve tutanaklarda yer aldığı, tutukluluk halinin yasada öngörülen 30 günlük süre geçmeden değerlendirildiği, soruşturma aşamasında tutuklama ve tutukluluk halinin devamı kararlarına kovuşturma aşamasında tutukluluk halinin devamı kararlarına davacının, müdafiinin, eşinin itiraz ettiği, tahliye talep ve itiraz haklarını etkin bir şekilde kullandıkları, davacının yargılama sırasında 29/03/2018 tarihinde tahliye edildiği, tutukluluk halinin yasada yer alan süreyi ve makul süreye aşmadığı, davanın halen derdest olduğu, 2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 94. maddesinde; Hakim ve savcılar hakkında ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâllerinde soruşturmanın genel hükümlere göre yapılacağı hükme bağlanmıştır.Silahlı terör örgütüne üye olma suçunun; yakalanmakla sona erdiği, süreklilik arz ettiği, yargısal uygulamanın bu yönde olduğu dikkate alındığında davacı hakkında suçüstü hali mevcut olduğundan genel hükümlere göre soruşturmanın yapılmasında, davacı hakkında uygulanan yakalama, arama, tutuklama, malvarlığına tedbir konulması koruma tedbirleri uygulamasında hukuka ve yasaya aykırılık görülmediği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluşmadığının saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin kararında davacı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Denizli 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.03.2024 tarihinde karar verildi.