İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığının 16.04.2018 tarihli (01.12.2016 tarihli eylem), Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığının 23.09.2017 tarihli (05.12.2016 tarihli eylem), Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 05.04.2017 tarihli ( 10.01.2017 -17.01.2017 tarihli eylemler), Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığının 26.12.2017 tarihli (05.10.2017 tarihli eylemler) iddianameleri ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan cezalandırılması istemiyle açılan Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/183 Esas, Elazığ

1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/724 Esas ve 2017/498 Esas, Elazığ 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/70 Esas ve 2019/370 Esas sayılı dosyaları, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 05.11.2019 ve 18.11.2019 tarihli bozma kararları üzerine Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/577 Esas sayılı dosyasında birleştirilerek yapılan yargılama neticesinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 197 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 inci maddesi, 53 üncü maddesi, 54 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 5 yıl 10 ay hapis ve 11.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 22.06.2020 tarihli ve 2020/383 Esas, 2020/512 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın fiili işlediğine dair somut delil bulunmadığına, eksik inceleme neticesi verilen kararın usul ve esasa aykırı olduğuna ve lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.

1. Temyizin kapsamına göre dava konusu olaylar;
a. 01.12.2016 tarihinde sanığın ...'ya 2 adet sahte 100 Dolar vererek 2 koli bal aldığına, mağdurun şikayeti ile yakalandığında sahte kimlik ibraz ettiği, yargılama aşamasında sanığın gerçek kimliği tespit edilerek mağdur tarafından teşhis edildiğine,
b. 05.12.2016 tarihinde ...'a 20 adet sahte 100 Dolar vererek toptan bal aldığı olayda mağdurla iletişim kurduğu ve eski eşinin adına kayıtlı olan numaranın araştırılması ve failin tespiti için yapılan çalışmada şikayetçinin yanında sanığı tesadüfen gören ve şahısla selamlaşan tanığın balı satın alan kişinin ... olduğunu beyan etmesi üzerine gerçekleştirilen teşhis işlemi sonucunda şikayetçinin kendisinden bal alan şahsı ... olarak net ve tereddütsüz şekilde teşhis ettiğine,
c. 10.01.2017-14.01.2017 tarihleri arasında temyiz dışı sanık ... ile birlikte hareket ederek piyasaya sahte para sürmek maksadıyla Elazığ ilinde kiralamış oldukları araç ile Malatya iline geldikleri ve beş ayrı işyerinde alışveriş görüntüsü altında katılanlar ... ve ... ile mağdurlar ..., ... ve ...'e 1'er adet sahte 100 Dolar verdiklerine, bu konuda ifadesi alınan Süleyman'ın suçlamayı kabul etmediği, temyiz dışı sanık ...'ın ise Süleyman ile birlikte paraların sahteliğini bilerek verdiklerini ikrar ettiğine,
ç. 17.01.2017 tarihinde araçla Elazığ iline seyir halinde iken uygulama noktasında durdurularak önleme arama kararı ile yapılan kontrolde üzerinde 2 adet sahte 100 Dolar ele geçtiğine ve bunların Malatya'da tedavüle konulan sahte paralarla aynı seriden olduğunun tespit edildiğine,
d. 05.10.2017 tarihinde başka bir suçtan dolayı yakalanarak getirildiği polis merkezinde cüzdanında ele geçen 10 adet sahte 100 Dolar'ı piyasaya sürmek üzere bulundurduğuna ilişkindir.
2. ... raporları ile olaylarda ele geçen paraların sahte olduğu ve iğfal kabiliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir.

A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü;
Sanık suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiş ise de mağdurların anlatımları, paralar yönünden aldırılan rapor, tanık ve mağdur anlatımları ve teşhis tutanakları, sanık ...'ın mahkeme huzurundaki anlatımında açıkça suçlamayı kabul ettiğini birleşen dosyadaki mağdurlara sahte 100'er Doları sanık ... ile birlikte verdiklerini ve bu paraları sanık ...'ın temin ettiğini açıkça beyan etmiş olması hususları ile paralar üzerinde mahkeme huzurunda yapılan gözlem hep birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde sanığın suç işleme iradesi ile hareket etmek suretiyle parada sahtecilik suçunu işlediği sabit görülmüş, cezalandırılması hususunda her türlü kuşkudan uzak, kesin ve mutlak vicdani kanaate varılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü;
1. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106 ıncı maddesinin üçüncü bendi gereğince “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” hükmü gözetilmeden hüküm kurulmuşsa da, belirtilen hususun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

2. Sanık hakkında verilen cezanın 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin altıncı bendi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken, tekerrüre esas alınan mahkumiyet hükmü karar yerinde gösterilmemiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18/06/2013 tarih ve 2012/3-1372 ; 2013/329 E. K. sayılı kararında da açıklandığı üzere; 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinde tekerrüre esas alınan ilamın kararda açıkça gösterilmesi gerektiğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Mükerrirlere özgü infaz rejimi, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'da düzenlenmiş olup, bu kanunun "Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimi ve Denetimli Serbestlik Tedbiri" başlıklı 108 inci maddesinin 2 inci fıkrasında; "tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz" hükmüne yer verilmiş, birinci fıkranın (c) bendine göre ise mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler hakkında infaz şartları ağırlaştırılarak koşullu salıverilme süresi, süreli hapis cezasında cezanın dörtte üçü olarak belirlenmiştir. Ayrıca aynı maddenin 3 üncü fıkrasında "ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez" düzenlenmesine yer verilmiştir. Sanık hakkında birinci tekerrür şartlarının oluşması nedeniyle tekerrür hükümleri uygulandıktan ve tekerrür uygulanan mahkûmiyet kesinleştikten sonra, yeniden tekerrür hükümlerinin uygulanmasını gerektiren bir suçun işlenmesi halinde ikinci kez tekerrür hükümleri uygulanacak ve hükümlü artık koşullu salıvermeden yararlanamayacaktır. Belirtilen kanuni düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, hükümde tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmesine gerek olmadığı, bu durumun infaz aşamasında gözetilebileceği, sanık hakkında birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde ise en ağırının infaz aşamasında tekerrüre esas alınmasının mümkün olması karşısında, bu eksiklik nedeniyle, bir düzeltme yapılması veya yeniden yargılama yapılarak duruşma açılması kararı verilmemiştir.

3. Sanık ... yönünden, 01.12.016,05.12.2016 ve 10.01.2017-17.01.2017 tarihleri arasındaki eylemlerinden sonra düzenlenen ilk iddianamenin 05.04.2017 tarihli iddianame olması nedeni ile hukuki kesintinin gerçekleştiği; akabinde sanığın, 05.10.2017 tarihinde, üzerinde yapılan aramada ele geçen paraların sahte olduğu iddiasıyla 26.12.2017 tarihinde düzenlenen iddianame ile sanık hakkında açılan davanın farklı bir suçu oluşturacağı ve sanık hakkında ikinci bir mahkumiyet hükmü kurulması gerektiği gözetilmeyerek eksik ceza tayin edilmesi isabetsiz ise de, aleyhe istinaf istemi olmadığından, bu hususta yeniden yargılama yapılması ve duruşma açılması kararı verilmemiştir.

4. Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştirilen hususlar dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık Süleymen Sertdemir müdafiinin, sanığın aşamalarda samimi beyanlarda bulunarak sahte parayla bir alakası olmadığını beyan ettiği, cezalandırılması için somut bir delil mevcut olmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gözetilmeden ve eksik inceleme ile verilen kararın usul ve esasa aykırı olduğu, müvekkili hakkında lehe hükümlerin uygulanmadığı yönündeki gerekçeye dayanan ve yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, sanık müdafiinin temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 22.06.2020 tarihli ve 2020/383 Esas, 2020/512 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.03.2024 tarihinde karar verildi.