SUÇLAR: Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma
HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince sanıklar ..., ..., ... ve SSÇ ... hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanıklar müdafileri ile SSÇ müdafinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A.Şırnak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.11.2019 Tarihli ve 2017/365 Esas, 2019/686 Sayılı Kararı İle
Sanıklar ..., ..., ... Hakkında
Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 302 inci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmasına ve mahsuba,
Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında
Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 302 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 22 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba,
Karar verilmiştir.
B.Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 15.09.2020 Tarihli ve 2020/714 Esas, 2020/669 Sayılı Kararı ile Sanıklar ve Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerin ile SSÇ müdafinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
A.Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi
İstinaf mahkemesinin duruşma talepleri olduğu halde celse açmadan karar vermesinin hukuka aykırı olduğuna, müvekkilin atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin kanıya varılamadığına, teşhis işlemlerinin kanuna aykırı olduğuna, dosyada çelişkili tanık beyanları dışında somut delil olmadığına, müvekkil hakkında lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, mahkemece eksik araştırma yapıldığına ve sair hususlara ilişkindir.
B.Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi
Teşhis tutanaklarının kanuna aykırı düzenlendiğine, müvekkil hakkında her türlü şüpheden uzak kesin delil olmadığına, tanıkların beyanlarından döndüklerine, dosya kapsamında somut delillerin olmadığına ve sair hususlara ilişkindir.
C.Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi
İstinaf mahkemesinin duruşma taleplerini kabul etmeyip dosya üzerinden karar vermesinin savunma haklarını kısıtladığına, müvekkilin kolluk beyanlarının baskı altında alındığına, tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, tanıkların yaptıkları teşhis işleminin kanuna aykırı olduğuna, gizli tanık beyanlarının usule aykırı alındığına, tape kayıtlarının müvekkile ait olmadığına, telefonuna örgüt mensupları tarafından zorla el konulduğuna, bu konuda rapor aldırılmadığına, tape kayıtlarının tek başına delil olarak değerlendirilemeyeceğine, müvekkilin tape kayıtlarında görüştüğü kişilerin açık kimlik bilgilerinin tespit edilemediğine, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ve sair hususlara ilişkindir.
D.Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafinin Temyiz İstemi
Teşhis tanıklarının beyanlarının 17 suçlama açısından mahkumiyet yeterli görülmediği halde devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu bakımından yeterli görülmesinin çelişkili olduğuna, teşhis tanıklarının beyanlarının kanuna aykırı alındığına, teşhis işleminin kanuna aykırı yaptırıldığına, teşhis tanıklarının kendilerinin cezadan kurtulmak için yalan beyanlarda bulunduklarına, mahkumiyete yeterli her türlü şüpheden uzak kesin anıya varılamadığına, vahim eylem araştırma tutanaklarının mahkumiyet için yeterli olmadığına, tape kayıtlarının müvekkile ait olmadığına, TCK'nın 28 inci maddesinin tartışılması gerektiğine, müvekkilin tehdit ve baskıyla 2015 yılındaki molotof eylemlerine iştirak ettiğine, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ve sair hususlara ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Sanık ... Yönünden Yapılan Değerlendirme:
"...Her ne kadar sanık kovuşturma aşamasındaki savunmasında, kendisine birleşen dosyalarla ile birlikte hakkındaki tüm iddialara yönelik olarak hendek barikat kazımında yer almadığı, tanıkları tanımadığını ve tanık soruşturma beyanlarını kabul etmediği, hiç bir terör örgütüne katılmadığı ve terör örgütü faaliyetinde yer almadığı şeklinde beyanda bulunmuş ise de; soruşturma aşamasında yapmış olduğu savunmasında hendek başında bir kez nöbet tuttuğunu, bunu da Xebat (K) isimli şahsın tehditleri ile gerçekleştirdiğini, nöbet tuttuğu sırada eline kaleşnikof marka silah verdiklerini, hakkında teşhiste bulunan tanıklardan ... ve ... dışında kalanları tanımadığını beyan etmiş olmasına göre mahkememiz huzurunda sanığın eylemin sonuçlarının ağırlığı karşısında cezalandırılmaktan kurtulmak maksadı ile suçu işlemediği yönünde çelişkili beyanlarda bulunduğu değerlendirilerek soruşturma aşamasındaki beyanlarına üstünlük tanınmış; sanığın ... ve ... Mahallesi'nde silahlı faaliyet yürüttüğü, hendek barikat yapımında yer alarak silahlı nöbet tuttuğu ve kimlik kontrolü yaptığı şeklindeki tanıkların beyanları ve dosya arasına alınan vahim eylem araştırmaları da hep birlikte değerlendirildiğinde sanığın PKK/KCK silahlı terör örgütünün YPS yapılanması içerisinde yer alarak örgütün öz yönetim ilanı çerçevesinde dağ kadrosundan gelen örgüt elemanlarıyla birlikte ... ve ... Mahallesi'nde güvenlik güçleri ile çatışmaya girme amaçlı açılan hendek ve kurulan barikatlarda silahlı nöbet tutmak suretiyle aktif bir şekilde faaliyet gösteren sanığın suçtan kurtulmaya yönelik inkar yollu savunmalarına itibar edilmeyerek bu haliyle sanığın PKK/KCK terör örgütünün amacı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmak ve devlet egemenliğini zayıflatmak amacıyla silahlı faaliyet göstererek hendek barikat yapımında yer almak, buralarda silahlı nöbet tutmak ve güvenlik güçleriyle çatışmaya girmek suretiyle 5237 sayılı TCK'nun 302/1.maddesinde belirtilen Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma amaç suçuna elverişli/vahim nitelikte olduğuna kuşku bulunmayan filleri gerçekleştirdiği ve aynı zamanda amaç suça yönelik yine vahim nitelikte olan ve terör suçu olarak da 3713 sayılı TMK'da belirtilen, araç suçlara iştirak ettiği sabit olan sanığın fiili nedeniyle; 5237 sayılı TCK'nun 302/1.maddesinde belirtilen "Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma" amaç suçuna elverişli/vahim nitelikte olduğuna kuşku bulunmayan filleri gerçekleştirdiği mahkememizce sabit görülmekle SSÇ'nin bu fiilleri nedeniyle 5237 sayılı TCK'nun 302/1.maddesi uyarınca eylemine uyar şekilde cezalandırılmasına karar verilmiş..."
2.Sanık ... Yönünden Yapılan Değerlendirme:
"...Her ne kadar sanık kovuşturma aşamasındaki savunmasında,,tanıkları tanımadığı ve tanık soruşturma beyanlarını kabul etmediği, hiç bir terör örgütüne katılmadığı ve faaliyetinde yer almadığı, 20 Eylül tarihinde Silopi ilçesinde değil de İstanbu ilinde askerlik görevini yaptığını, askerdeyken de bu şekilde suç işlemesinin mümkün olmadığını şeklinde beyanlarda bulunmuş ise de; Batman Askerlik Şubesi Başkanlığı'nın 19.12.2017 tarihli cevabi yazısından anlaşılacağı üzere sanığın 28.09.2015 tarihinde askerliğe katılış yapıtğı ancak terhis belgesinden de anlaşılacağı üzere "07.07.2015 tarihinden itibaren 25 gün, 16.09.2015 tarihinden itibaren 10 gün, 09.10.2015 tarihinden itibaren 1 ay, 09.11.2015 tarihinden itibaren 2 gün, 20.05.2016 tarihinden itibaren 3 gün" şeklinde uzun süreli izinler aldığı ve izin aldığı tarihler itibari ile Şırnak ili Silopi ilçesinde hendek -barikat olaylarının başlayıp yoğun bir şekilde devam ettirildiği de göz önünde bulundurulduğunda sanığın olaylar yaşandığı zamanlarda Silopi'de bulunmadığı ve askerlik görevini kesintisiz bir şekilde icra ettiğine dair savunmasının eylemin sonuçlarının ağırlığı karşısında kendisini cezalandırılmaktan kurtarmak maksadı ile olduğuna kanaat edildiği, ayrıca teşhiste bulunan açık tanıkların sanığın Dicle Mahallesi'nde silahlı faaliyet yürüttüğü, örgüte eleman temin ettiğine dair beyanları ve dosya arasına alınan vahim eylem araştırmaları da hep birlikte değerlendirildiğinde sanığın PKK/KCK silahlı terör örgütünün YPS yapılanması içerisinde yer alarak örgütün öz yönetim ilanı çerçevesinde dağ kadrosundan gelen örgüt elemanlarıyla birlikte Bahçelievler Mahallesi'nde güvenlik güçleri ile çatışmaya girme amaçlı açılan hendek ve kurulan barikatlarda silahlı nöbet tutmak suretiyle aktif bir şekilde faaliyet gösteren sanığın suçtan kurtulmaya yönelik inkar yollu savunmalarına ve karar duruşmasında sanık müdafinin getirdiği tanıkları beyanlarına itibar edilmeyerek bu haliyle sanığın PKK/KCK terör örgütünün amacı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmak ve devlet egemenliğini zayıflatmak amacıyla silahlı faaliyet göstererek hendek barikat yapımında yer alması,buralarda silahlı nöbet tutması ve güvenlik güçleriyle çatışmaya girmek suretiyle 5237 sayılı TCK'nun 302/1.maddesinde belirtilen Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma amaç suçuna elverişli/vahim nitelikte olduğuna kuşku bulunmayan filleri gerçekleştirdiği..."
3.Sanık ... Yönünden Yapılan Değerlendirme:
"...Her ne kadar sanık kovuşturma aşamasındaki savunmasında, hendek barikat kazımında yer almadığını, tanıkları tanımadığını ve tanık soruşturma beyanlarını kabul etmediğini, hiç bir terör örgütüne katılmadığını ve faaliyetinde yer almadığı şeklinde beyanda bulunmuş ise de;teşhiste bulunan açık tanıkların sanığın Şehit ..., Karşıyaka, ... Mahalle'lerinde silahlı faaliyet yürüttüğü,hendek barikat yapımında yer alarak silahlı nöbet tuttuğu ve kimlik kontrolü yaptığı şeklindeki tanıkların beyanları ve dosya arasına vahim eylem araştırmaları, sanığın soruşturama aşamasında kendi kullanımında olan cep telefonu aracılığı ile yapmış olduğu konuşmalarda geçen ve kendisine ait olduğunu kabul ettiği ikrarı ile sabit olan tape kayıtları da hep birlikte değerlendirildiğinde sanığın PKK/KCK silahlı terör örgütünün YPS yapılanması içerisinde yer alarak örgütün öz yönetim ilanı çerçevesinde dağ kadrosundan gelen örgüt elemanlarıyla birlikte Şehit ..., Karşıyaka, ... Mahalle'lerinde güvenlik güçleri ile çatışmaya girme amaçlı açılan hendek ve kurulan barikatlarda silahlı nöbet tutmak suretiyle aktif bir şekilde faaliyet gösteren sanığın suçtan kurtulmaya yönelik inkar yollu savunmalarına ve karar duruşmasında sanık müdafinin getirdiği tanıkları beyanlarına itibar edilmeyerek bu haliyle sanığın PKK/KCK terör örgütünün amacı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmak ve devlet egemenliğini zayıflatmak amacıyla silahlı faaliyet göstererek hendek barikat yapımında yer alması,buralarda silahlı nöbet tutması ve güvenlik güçleriyle çatışmaya girmek suretiyle 5237 sayılı TCK'nun 302/1.maddesinde belirtilen Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma amaç suçuna elverişli/vahim nitelikte olduğuna kuşku bulunmayan filleri gerçekleştirdiği..."
4.Suça Sürüklenen Çocuk ... Yönünden Yapılan Değerlendirme:
"...Her ne kadar SSÇ kovuşturma aşamasındaki savunmasında, hendek barikat kazımında yer almadığını,tanıkları tanımadığını ve tanık soruşturma beyanlarını kabul etmediğini, hiç bir terör örgütüne katılmadığını ve faaliyetinde yer almadığı şeklinde beyanda bulunmuş ise de; bu yöndeki savunmalarının eyleminin sonuçlarının ağırlığı karşısında cezalandırılmaktan kurtulmak amacı ile olduğu kanaati mahkememizce hasıl olmakla ; teşhiste bulunan açık tanıkların SSÇ'nin Silopi ilçesi ... Mahallesi'nde silahlı faaliyet yürüttüğü,hendek barikat yapımında yer alarak silahlı nöbet tuttuğu ve kimlik kontrolü yaptığı şeklindeki tanıkların beyanları ve vahim eylem araştırması da hep birlikte değerlendirildiğinde sanığın PKK/KCK silahlı terör örgütünün YPS yapılanması içerisinde yer alarak örgütün öz yönetim ilanı çerçevesinde dağ kadrosundan gelen örgüt elemanlarıyla birlikte Bahçelievler Mahallesi'nde güvenlik güçleri ile çatışmaya girme amaçlı açılan hendek ve kurulan barikatlarda silahlı nöbet tutmak suretiyle aktif bir şekilde faaliyet gösteren sanığın suçtan kurtulmaya yönelik inkar yollu savunmalarına ve karar duruşmasında sanık müdafinin getirdiği tanıkları beyanlarına itibar edilmeyerek bu haliyle sanığın PKK/KCK terör örgütünün amacı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmak ve devlet egemenliğini zayıflatmak amacıyla silahlı faaliyet göstererek hendek barikat yapımında yer almak,buralarda silahlı nöbet tutmak ve güvenlik güçleriyle çatışmaya girmek suretiyle 5237 sayılı TCK'nun 302/1.maddesinde belirtilen Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma amaç suçuna elverişli/vahim nitelikte olduğuna kuşku bulunmayan filleri gerçekleştirdiği..."
Tespitlerine yer verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Sanıklar ..., ... Ve ... İle Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Suç tarihi itibariyle suça sürüklenen çocuğun 15-18 yaş arasında bulunduğu, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35 inci maddesinin bir ve üçüncü fıkraları gereğince sosyal inceleme raporu aldırılması, sosyal inceleme yaptırılmaması halinde ise bunun gerekçesinin kararda gösterilmesi gerektiği belirtilmiş ise de; suça sürüklenen çocuğun temyiz inceleme tarihi itibariyle 26 yaşında olduğu, belirtilen eksikliğin telafisinin suça sürüklenen çocuğun yaşı itibariyle imkansız bulunduğu ve dosyaya bir katkı sağlamayacağı anlaşıldığından tebliğnamede bu konuda bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre,
1-PKK/KCK sözde yürütme konseyinin öz yönetimden başka seçenek kalmadığına yönelik çağrısı üzerine, terör örgütünün amaca ulaşmak için gerçekleştirdiği stratejik hamlelerden en önemlilerinden birisi olan, yoğun olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ve Ülkemizin değişik yörelerinde hakimiyet alanları oluşturmak için güvenlik güçlerine ve kamu binalarına topluca saldırı girişiminde bulunmak kararı kapsamında, PKK/KCK terör örgütünün şehirlerdeki milisleri ve kırsal alandaki örgüt mensuplarının silahları ile şehir merkezlerine gizlice girerek halkın arasına karıştıkları, zaman zaman bir kısım belediyelerin araç ve gereçlerini de kullanmak suretiyle insanların yoğun olarak yaşadıkları sokaklara, mahallelere hendekler kazarak el yapımı bomba ve düzenekleri yerleştirdikleri, umumun kullandığı karayollarına mayın döşeyerek patlamaya hazır hale getirdikleri, tonlarca patlayıcı yüklü kamyonlar, iş makineleri ve diğer araçlarla canlı bomba saldırıları hedefledikleri, güvenlik güçlerinin kamu düzenini ve bu yörede yaşayan vatandaşların güvenliğini sağlamak için operasyon yapma zorunluluğu sonucunda, örgüt mensuplarıyla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalar sırasında daha önce yerleştirilen patlayıcıların infilak ettirilmesi ve bireysel ya da araçlarla gerçekleştirilen canlı bomba saldırılarıyla çok sayıda sivil vatandaş, kamu görevlisi ve güvenlik güçlerinin ölüm ve yaralanmasına sebebiyet verdikleri, bu süreçte yöre halkının oturduğu evleri terk etmelerini cebren engelleyerek canlı kalkan yaptıkları, yerleşim alanlarının teröristlerden ve patlayıcılardan temizlenmesi için sürdürülen operasyonların haftalarca sürdüğü, çok sayıda özel konut ve işyeri, okul, hastane gibi kamu konutları ve şehrin alt yapı tesislerinin ağır hasar görerek kullanılamaz duruma geldiği, bölge halkının büyük bir çoğunluğunun terör örgütünün yasalara ve devlet otoritesine itaatsizlik çağrısına itibar etmemesiyle, silahlı çatışmaya giren birçok örgüt mensubunun etkisiz hale getirilerek, yerleşim alanlarının, örgütün işgalinden ve patlayıcılardan temizlenerek, kamu düzeninin sağlandığı bilinen bir gerçektir.
Sanıkların üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, bu kapsamda dosya kapsamında yer alan sanıkların aşama beyanları, tanık beyanları ile vahim eylem araştırma tutanaklarında yer alan bilgiler birlikte değerlendirildiğinde;
Sanık ... yönünden; sanığın 05.01.2016 tarihli savcılık ve sulh ceza hakimliği beyanlarında hendeklerde silahla nöbet tuttuğunu ikrar ettiği, tanık ...'in 27.12.2017 tarihinde savcı huzurunda yaptığı teşhiste; ...'ı ... Mahallesinde elinde keleş silahla gördüğünü beyan ettiği, tanık ...'in 13.12.2016 tarihinde savcı huzurunda yaptığı teşhiste; ...'ın ... mahallesinde yapılan hendek ve barikatlara kazma kürekle yardım ettiğini beyan ettiği,
Sanık ... yönünden; sanığın 17.01.2016 tarihinde savcılık ve sulh ceza hakimliği beyanlarında Şehit ... mahallesinde yaklaşık 10 tane hendek kazma faaliyetinde bulunduğunu, örgütün kendisine vermiş olduğu kaleşnikof marka silahla 20 gün boyunca barikat ve hendeklerde nöbet tuttuğunu ikrar ettiği, tanık ...'in 29.06.2018 tarihinde savcı huzurunda yaptığı teşhiste; ...'ün hendekleri denetlediğini, aracında örgüt tarafından kendisine verilen kaleşnikof marka silahı olduğunu, güvenlik güçleri ile çatışmalara girdiğini beyan ettiği, tanık ...'in 25.01.2017 tarihinde savcı huzurunda yaptığı teşhiste; ...'ün her türlü bombalı, tuzaklı, planlı saldırılarda görev aldığını beyan ettiği,
SSÇ ... yönünden; SSÇ'nin 21.04.2017 tarihinde savcılık ve sulh ceza hakimliği beyanlarında hendek ve barikatlarda silahlı olarak nöbet tuttuğunu ikrar ettiği, tanık ...'ın 06.09.2016 tarihinde savcı huzurunda yaptığı teşhiste; ...'ı ... Mahallesi Zap meydanı olarak tabir edilen yerde kaleşnikof marka silahla nöbet tutarken gördüğünü beyan ettiği, tanık ...'in 27.12.2017 tarihinde savcı huzurunda yaptığı teşhiste; ...'ın ... mahallesinde aktif bir şekilde elinde keleş marka silahla faaliyet yürüttüğünü, yine bu mahallenin birçok yerinde nöbet tuttuğunu gördüğünü beyan ettiği, tanık ... in 10.07.2018 tarihinde savcı huzurunda yaptığı teşhiste; ...'ın ... mahallesinde hendek barikat kuranların elebaşısı olduğunu, M-16 marka silah ve küçük bir telsiz taşıdığını, zırhlı polis araçlarına yönelik silahlı eylem gerçekleştirdiğini beyan ettiği,
Sanık ... yönünden; sanık hakkında tanık ...'in 17.02.2017 tarihinde savcı huzurunda yaptığı teşhiste; ...'ı mahallesindeki hendek ve barikatlarda AK-47 marka silahıyla nöbet tutarken gördüğünü beyan ettiği, tanık ...'nun 13.06.2018 tarihinde savcı huzurunda yaptığı teşhiste; ...'ı 2015 yılı hendek barikat döneminde doktor Xebat'ın koruması ... isimli şahısla konuşurken gördüğünü, üzerinde silah olmadığını ancak ...'nin sıradan insanlarla konuşmadığını beyan ettiği, tanık ...'in 13.12.2016 tarihinde savcı huzurunda yaptığı teşhiste; ...'ı sırt çantasıyla ... mahallesinden geçerken gördüğünü, sırt çantasında molotof ve EYP yapımında kullanılan malzeme olduğunu bildiğini beyan ettiği görülmekle;
Hendek-barikat kazdıkları, kaleşnikof marka silahla nöbet tuttukları sabit olan sanıkların sübutu kabul olunan, silahlı terör örgütünün stratejisi doğrultusunda güvenlik güçlerinin ve halkın giriş çıkışını engellemek amacıyla hendek ve barikat kazma ve bu hendek barikatlarda silahlı nöbet tutma şeklinde tezahür eden eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçunun sabit olduğu anlaşılmıştır.
5271 sayılı CMK'nın 148 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince "müdafi bulunmaksızın kollukça alınan ifadenin, hakim veya mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınmayacağına" ilişkin emredici hüküm gözetilerek; kollukta şüpheli sıfatıyla müdafisiz olarak sanık aleyhine verdikleri beyanları hükme esas alınan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'in savcılık veya mahkeme aşamasında bu beyanlarını doğruladıkları dosya kapsamında tespit edilemediğinden söz konusu beyanların hükme esas alınamayacağı açık ise de, diğer delillere göre atılı suçun kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla sanıklar hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmamış, ancak;
Takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden, geçmişte suç kaydı ve sabıkası olmayan, kendisine isnat edilen suçlamalarla ilgili suçunu kabul etmeyen sanıkların pişman olduğunu beyan etmesinin beklenemeyeceği, yargılama boyunca duruşmanın düzenini bozduğuna veya başkaca bir olumsuz tutum veya davranışının bulunduğuna ilişkin tutanaklara yansıyan bir durum bulunmayan, ayrıca sanıklar ..., ... ve SSÇ ...'ın savcılık ve sulh ceza aşamalarında alınan beyanlarında haklarında kurulan hükümlere esas alınan örgütsel faaliyetlerinden bir kısmını tevil yoluyla ikrar ettikleri görülmekle; sanıklar ..., ..., ... ve SSÇ ...'ın haklarında hükmolunan cezadan TCK'nın 62 nci maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken; savunma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gereken suçu inkâra yönelik beyanların, sanıkların pişman olmadığını gösteren bir beyan olarak kabul edilerek yetersiz ve dosya kapsamıyla uyumlu olmayan gerekçelerle takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2-Kabul ve uygulamaya göre;
Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunda sanıklar açısından suç tarihinin vahim eylemin (hendek kazma, silahla nöbet tutma) gerçekleştirildiği tarih olan "2015 yılı" yerine bölge adliye mahkemesi
gerekçeli karar başlığında "20.09.2015", "03.06.2015", "08.01.2016", "26.03.2014" olarak yazılması hukuka aykırı bulunmuştur.
Sanıklar ..., ... Ve ... İle Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafileri ile SSÇ müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 15.09.2020 tarihli ve 2020/714 Esas, 2020/669 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Sanıklar ..., ... ve SSÇ ...'ın üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, verilen ceza miktarları, bozma nedenleri, kaçma şüpheleri ve tutuklulukta geçirdikleri süreler dikkate alındığında, sanıklar müdafilerinin tahliye taleplerinin reddi ile tutukluluk hallerinin devamına,
Dava dosyasının, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca Şırnak 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise bilgi için Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.03.2024 tarihinde karar verildi.