B O Z M A Ü Z E R İ N E
Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Şanlıurfa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.04.2013 tarihli ve 2012/1270 Esas, 2013/328 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 51 inci maddesi uyarınca 10 ay hapis 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
2. Şanlıurfa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.04.2013 tarihli ve 2012/1270 Esas, 2013/328 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 25.05.2017 tarihli ve 2015/10276 Esas, 2017/11776 Karar sayılı kararı ile sanığın, katılanı arayarak kendisini emniyet mensubu olarak tanıttığı, kimlik bilgilerinin terör örgütü tarafından kullanıldığını, evdeki ziynet eşyalarını satarak parasını gösterdiği hesaba havale etmesini istediği, böylece katılanın 10.760,00 TL parasını aldığının kabul edildiği eylemin 5237 sayılı TCK'nın 158/1-L maddesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma üzerine, Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2020 tarihli ve 2019/3 Esas, 2020/66 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 51 inci maddesi uyarınca 10 ay hapis 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
Sanık, hükmü temyiz ettiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
1. Suç tarihinde katılan ...'ın telefonunu arayan bir şahsın kendisini Emniyet mensubu olarak tanıttığı, eşinin telefon numarasını istediğini ve katılanın eşinin numarasını verdiğini, daha sonra aynı şahısların katılanın kullandığı 0 544 ... .. .. nolu GSM hattını 0 537 ... .. .. nolu GSM hattından arayarak katılana kimlik bilgilerinin terör örgütünce kullanıldığını, evde ziynet eşyası olup olmadığını, evdeki ziynet eşyalarını kuyumcudan bozdurup verecekleri hesap numarasına para olarak göndermesini söylediği, katılanın kuyumcuya giderek üzerinde bulunduğu 2 adet altın kolye, 1 adet altın seti, bir çift küpe ile 2 adet kelepçeli bileziğini 15.600,00 TL'ye bozdurduğunu, parayı temyiz dışı sanık ...'ın hesap numarasına toplam 10.760,00 TL gönderdiği, sanık ... ile temyiz dışı sanıklar ... ve ...'ın aşamalarda alınan çelişkili savunmalarında suçlamayı kabul etmedikleri ancak savunmalarının kendilerini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu bu şekilde sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde üzerilerine atılı suçu işledikleri iddia ve kabul olunmuştur.
2.Bozmadan sonra yapılan yargılamada, sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak katılanın uzlaşmak istemediği, bu nedenle uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde 26.11.2018 tarihli rapor düzenlendiği, görülmüştür.
3.Sanık tarafından, katılanın zararının giderildiğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır. Katılan alınan ifadesinde de sanığın zararı gidermediğini beyan etmiştir.
4. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda sanığın tevil yollu ikrarı, katılan beyanları ve tüm dosya kapsamından üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediği sabit görülmüş olup, suç tarihi olan 22.09.2012 tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında 1 yıldan 5 yıla kadar ve beşbin güne kadar adli para cezasının öngörüldüğü, aynı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendinde ise alt sınırının 4 yıl olduğu, adli para cezasının ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı şeklinde düzenlemeler karşısında suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın lehine olduğu anlaşılan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.
1. Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2020 tarihli ve 2019/3 Esas, 2020/66 Karar sayılı kararında, iddia, sanık savunması, katılan beyanı, taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin rapor ve tüm dosya kapsamı uyarınca sanığın üzerine atılı suçun sübuta erdiği belirlenmekle, sanık hakkında Mahkemenin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delilerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin veriler dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2020 tarihli ve 2019/3 Esas, 2020/66 Karar sayılı kararına yönelik sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.03.2024 tarihinde karar verildi.